Böyle bir maçın teknik yorumunu yapmaya çalışmak, futbolla ilgili olarak bildiğimiz bütün değerlere hakaret etmek anlamına gelebilir.
Elbette ki ciddi mazeretler vardı ve bunların başında da çoktan tarlalaşmış olan zemin geliyordu. Gençlerbirliği Kulübünün gereğinden fazla deneyimli başkanı, Allah uzun ömürler veresice İlhan Cavcav büyüğümüz, bu statta yapılmış en doğru ve akılcı işlerden birini nasıl ortadan kaldırdı, hâlâ inanamıyorum... Takımın geçen sezon yaşadığı fiyaskoda asıl kusurlu olan o değilmiş de sanki yapay çimmiş! Duy da inanma!
Efendim, ''doğal çim yapay cimden daha iyiymiş." Yahu, buna hangi aklı başında insan itiraz edebilir ki? Bu konuşmaya bile değmeyecek kadar sıradan doğruyu asıl konuyla ilgisiz bir koz olarak kullanıp güzel bir işi yok ettiler!
Asıl kıyaslama "tarla" ile yapay çim arasında yapılmalı ki tartışma doğru bir zemine oturtulabilsin. Nerede doğal çim? Sezon başındaki birkaç maçtan sonra kim görmüş? Gördünüz, Ankara 19 Mayıs Stadının tarlalaşmış yolundaki zemini her türlü futbol değerini yok edecek nitelikte...
Hayırlı olsun!
Galatasaray zaten işi çoktan bitirmiş. Sadece bu maçı oynama işkencesine katlanmak zorunda. 4'ü hadi bilemediniz 5'i takımda yer bulabilen adamlarla, ötekiler arasında bu takımın kadrosunda olduğu unutulmuş olanlar bile var. Buna, ters yerlerde oynama zorunluğunu ve bir de sahaya 10 kişi çıkma azabını eklemek gerekiyor.
Nonda için kötü filan demek iltifat olur. Adeta maç yemeğinde zehirlenip de kimseye söylemeden sahaya çıkmışçasına bitik! Bu da gol şansını neredeyse sıfırlayan bir etken oluyor. Ankaragücü ise neredeyse yeni bir takım oluşturabilecek kadar oyuncu transfer etme imkanı bulduğu halde ligin ilk yarısındaki o harika Galatasaray maçındaki çizgisinin çok gerisinde.
Üstelik kazanmak zorunda olan hatta bunun da epeyce fazlasına ihtiyacı bulunan Başkent ekibi. Eh, bir-iki de pozisyonları yok değil. Fakat hepsi o!
Maçı televizyondan anlatan Kerem Öncel kardeşimiz bizden daha çok azap çekiyor. İki takımın da kendi oyuncularının birbirleriyle yaptıkları pastan çok yanlışlıkla rakibe gidip gelen toplar var. Nedense rakip oyuncularla verkaç yapmayı akıl eden çıkmıyor! O nedenle de maç arada bir de olsa hız kazanıp biraz futbola filan benzemiyor.
Sadece Kerem'in değil TRT'nin de işi zor. TBMM görüşmeleri varmış, Trabzonspor-Orduspor maçı TRT 3'ten verilemiyor. Karşılaşmanın TRT 4'ten verilebileceği son 10 dakika birilerinin aklına geliyor. Ne eğlenceli memleket! Ha ha ha!
İkinci yarıda hızlanan kar sadece zeminin değil bu futbolsuzluğun üstüne de beyaz bir örtü seriyor.
Maçın en güzel yanı herhalde hakemin bitiş düdüğü oluyor. Çok şükür, hayatta her azabın bir sonu var.