Dünya şampiyonalarının asıl keyfi, o iklimi yerinde yaşamak. Yalnızca sahanın içindeki oyunu ya da tribündeki şovu izleyerek de değil...
Farklı kıtalar, farklı ülkelerden gelen on binlerce futbol sevdalısının arasına karışıp onların eğlencelerini izlemek, gözlemek, ayrı kültürlerin insanlarının önyargılarından sıyrılıp nasıl da içtenlikle kaynaştığının tanıklığını yaparak o ortamı solumak.
Güney Afrika'ya gitmeyi benim gibi gözünüzde büyütür ve TV başına çakılırsanız, sadece o keyiften mahrum olmakla kalmıyorsunuz. Bu defa, "armudun sapı, üzümün çöpü" misali bir şeyleri beğenmeyerek de müşkülpesent oluyorsunuz. Açık söyleyeyim, düne dek izlediğim maçların büyük çoğunluğundan zevk almadım. Kendi adıma bazı takımlara, "mim" koydum. Onlardan biri kimilerinin beğenmediği Arjantin'di. Biri berabere kalmasına rağmen İngiltere. Tabii ki Almanya ve biraz da Brezilya. Dün Şili'yi izledim ve gerçekten beğendim. Bir kere atak, etkili, tempolu oynuyor. Pas trafiğini iyi düzenliyor. Hücumda çabuk ve çok adamla çoğalıyor. Sürekli golü zorluyor. Biraz rastlantısal bir golle ve kısır bir skorla kazandıklarına bakmayın. Şili iyi takım. Aleksi Sanchez ve Ponco, 62. ve 64. dakikalarda yakaladıkları çok net pozisyonlardan birini gol yapabilseler, Şili, Honduras'ı farklı yener ve Almanya'dan sonra farklı başlangıç yapan ikinci takım oluverirdi. Gruplarda Brezilya'nın ardından ikinci sırayı alıp çıkmaları asla tesadüfi değil. Ve Aleksi Sanchez bitmeyen enerjisi, etkili driplingleri, savunmayı sürekli yıpratan atak girişimleriyle enteresan bir oyuncu. Şili'yi yukarılarda, önemli işlere imza atarken görürseniz şaşırmayın.
Dünün ikinci maçının tartışmasız favorisi İspanya'ydı. Nitekim İspanya, oyunun genelini rakip sahada da değil, adeta ceza alanının önünde ve içerisinde oynadı. İsviçre, ilk yarıda öylesine bir baskı yedi ki, neredeyse kafasını kaldırıp İspanya kalesine bile bakamadı. Topla oynama oranının bir ara 77'ye 23 gibi ezici durum aldığı maçta, Barcelona ağırlıklı Real Madrid, Villarreal ve Valencia takviyeli İspanya, alışılagelmiş pas trafiğiyle İsviçre'nin başını döndürdü. Ama İsviçre, orta alanının da geri dörtlüsüne yakın oynamasıyla o kadar etkili bir savunma yaptı ki... Böylesine yoğun baskı oluşturan rakibine, doğru dürüst pozisyon bile vermedi. İlginçtir İsviçre kalecisi, net bir gol kurtarışı yapmadan maçı tamamladı.
İkinci yarıda iki etkili kontratakla İspanya kalesini yoklayan İsviçre, 52. dakikada Fernandes'in savunma hatasından yararlanarak attığı golle öne geçti. 74. dakikada Eren'in şutuyla direğe takıldı.
Xabi Alanso'nun direkten dönen topu dışında yürek hoplatan pozisyon bulmakta zorlanan İspanya, yalnızca bu maça değil, favorisi gösterildiği dünya şampiyonasına sürpriz bir sonuçla kötü bir başlangıç yaptı. Dahası gruptan çıkma olasılığını bile azalttı.
Avantaj Şili ile İsviçre'nin!
17 Haziran 2010 13:03