|
GÜZEL OYUN İÇİN YÜREK LAZIM!
Tam bir Türk derbisini daha geride bırakmanın deriiiin huzuru (!) içindeyiz.
Tek amaç futbol olmalıyken, tek beklenti güzel oyun olmalıyken; yine futbola dair konuşulacak ne varsa, eser yok! Ve futbolda olmaması gereken ne varsa ortalıkta geziniyor... Derbi öncesi (haftalardır) hakem(ler)i baskı altına alma çalışmaları... Derbi öncesi (haftalardır) TFF ve MHK'yi baskı altına alma çalışmaları... İlk dakikadan her pozisyonda ya hakeme ya rakibine çemkiren futbolcular... Kazanmaya mecbur olduğu maça 9 defans oyuncusuyla çıkıp, sonra hakeme "yüreksiz" deme hakkını kendinde görebilen bir hoca... Hangi camianın parçası olduğunun farkına varamamış, penaltı noktasının üzerinde tepinip bundan çıkar sağlamayı umacak kadar rotasını şaşırmış bir futbolcu... Tribünde didişen koca koca adamlar... Ve verdiği kararlardan vermediği kararlara, gösterdiği kartlardan göstermediği kartlara kadar kötü bir yönetim sergileyip; "başarısız insanlara" kendini aklama fırsatı tanıyan, kendini ise çıra gibi yakan bir hakem... Peki ya futbol? Peki ya güzel oyun? Biz nasıl görebileceğiz sahadaki güzel oyunu? Kimler sayesinde? Her mevcut ya da muhtemel başarısızlıkta suçu federasyon ya da hakemlerin üstüne atıp; kendi beceriksizliklerini, hocalarının beceriksizliklerini, futbolcularının beceriksizliklerini örtmeye çalışanlar yönecilerle mi? "Yüreksiz bir taktikle" sahaya çıkıp "Yürekli bir hakemle" oynamak isteyen hocalarla mı? En ufak müdahalede kendini yere atıp faul-penaltı bekleyen, verilmeyince yaygara koparan; ardından rakibine tekme tokat dalıp kavga çıkaran futbolcularla mı? Ufak bir temasta kurşun yemiş gibi yerlerde kıvranan veya mahalle maçında kimsenin yapmaya tenezzül etmeyeceği sahayı bozma küçüklüğünü bile bizlere gösteren yabancı yıldızlarla mı? Amigoluk yapmaktan başka becerisi olmayıp sırf bu şekilde medyada palazlanan, avukatı olduğu takımın aleyhine her hadisede nefret kusup, lehine gelişenlerde centilmenlik abidesi kesilen -sözüm ona- yorumcularla mı? Yoksa yoksa, her hakemi, her federasyon başkanını, her medya organını kendi tuttuğu takıma düşman belleyen, sürekli "Herkes bize düşman" paronayasıyla yaşayan-yaşatılan, kendi kulübünden birinin her türlü çirkinliğini mazur göstermeye çalışıp, rakiplerinin en ufak hareketinde "vay adi şer...." diye bağıran taraftarlarla mı? Güzel oyunu nasıl izleyeceğiz biz? Futbolumuzu kuşatmış tüm bu adamlara rağmen görebilmek mümkün mü? Yoksa zaten istenmiyor mu hiç kimselerce? Yoksa isteniyor da, güzel oyunu ortaya çıkaracak o yürek yok mu gerçekten? Hiçbirimizde! |
|
ÜLKEYE SOKMAYIN DA REZİL OLMAYALIM!
Beni geçelim..."Sen kimsin ki" diyen arkaşlara uyalım... Peki, ben kimim ki? Andreas Schluchter'e kulak verelim... O kim mi? UEFA Gözlemcisi, eğitimcisi, İsviçre Merkez Hakem Kurulu Üyesi... Yett mi? Ve aynı zamanda Hüseyin Göçek'in mentörü... Bakın ne anlatıyor Lig TV'nin haberinde: Derbiyi Kadıköy'de izleyen Andreas Schluchter, maçtan sonra Hüseyin Göçek ve yardımcıları ile yaptığı toplantıda şunu demiş: "90 dakika boyunca bazı hatalar yaptın. Ancak, Türkiye'de hakemlerin işi kolay değil... Sahada 22 tane kötü niyetli futbolcu, hakemi etkilemek için herşeyi yapıyor..." Efendim???? "SAHADAKİ 22 TANE KÖTÜ NİYETLİ FUTBOLCU!" Ben demedim, UEFA Gözlemcisi, eğitimcisi, İsviçre Merkez Hakem Kurulu Üyesi diyor! Tabii ki Fenerlilere sorarsan sahada kötü niyetli en fazla 11 futbolcu olabilir: "Rüştü, İbrahim Kaş, vs vs vs" Beşiktaşlılara soralım, desinler, "Ne 22'si, 11 taneydi kötü niyetli futbolcu: Volkan, Gökhan Gönül, vs vs vs" Ve ortak görüş: 11 futbolcu+HAKEM(LER)!
Neyse, Andreas Schluchter'i söylediklerini bir yana bırakalım da; şunu çok merak ediyorum: Altı üstü 1 günlüğüne Türkiye'ye gelip bunları sıralayan Andreas Schluchter şu ülkede 1 ay geçirse... Yöneticilerin beyanlarını, gazetelerde yazılanları, televizyonlarda söylenenleri, tribünden bağrılanları öğrense... Hakkımızda neler diyecekti? |
|
GERÇEK 1 NUMARA!
Bir kaleci için önündeki defansın iyiliği avantaj olduğu kadar dezavantajdır da kimi zaman...
Çünkü soğumak, konsantrasyon bozukluğu beraberinde getirir... Şimdi bakalım: Galatasaray-Fenerbahçe maçı...
Fenerbahçe 1-0 önde... Volkan'a doğru düzgün top gelmemiş... 90. dakikada Keita'dan müthiş bir füze çıkıyor, ama o "soğuk" Volkan o topu çıkarıyor... 3 puan Fenerbahçe'nin, Galatasaray karışıyor! Fenerbahçe-Beşiktaş maçı...
Fenerbahçe 1-0 önde... Volkan'a doğru düzgün top gelmemiş... 65. dakikada Bobo penaltı kullanıyor, ama o "soğuk" Volkan o topu da köşeden çıkarıyor... 3 puan Fenerbahçe'nin, Beşiktaş havlu atıyor! O iki top gol olsa... Maçlar öyle bitse...
1. Bursaspor 65 puan
2. Galatasaray 61 puan 3. Fenerbahçe 60 puan 4. Beşiktaş 58 puan Başka söze gerek var mı?
|
Cem Kurel
Ligtv.com.tr Genel Yayın Yönetmeni
Beni geçelim...