Fenerbahçe Kulübü Başkanı sayın Aziz Yıldırım ilginç yanları olan, değişkenlikleriyle yakınındakileri bile şaşırtan bir insandır. Bunlar biraz da yaşadığı sağlık sorunuyla ilişkilendirilir.
Herhangi bir sorunla ilgili olarak onu dinlerken kesinlikle haklı olduğuna inanırsınız. Oysa olayı yaşayanlar size bambaşka şeyler anlatabilirler. Olsun, Yıldırım'ın aktardıkları size daha ikna edici gelir. Samimi ve güven telkin edicidir. Dinlerken, onun haklılığının yanında hiç öfkelenmeyen çok sakin bir insan olduğunu bile düşünebilirsiniz.
Reklamı aklının kıyısından bile geçirmeden yaptığı iyilikler ve öteki insani özellikleri bilinir. Ona en çok kızanlar bile bu güzel niteliklerini anmadan edemezler. Daha bunun gibi bir yığın güzel tarafı olan biridir Yıldırım.
Gelgelelim, bu topraklarda yetişen yöneticilerin büyük bir bölümü gibi 'neyi söylememesi gerektiğini' kolaylıkla unutabilen biridir o. Sarı Lacivertli kulübün Mali ve İdari Genel Kurulu'nda Galatasaray'la ilgili sözleri de bunun son kanıtlarından birini oluşturmuştur.
Biliyorum, kimsenin umurunda değil ama Adnan Polat'ın en büyük başarılarından birinin Fenerbahçe ile ilişkileri iyileştirmek olduğunu tarih mutlaka yazacaktır. Gerçi bunu onun aleyhine kullanmaya çalışanlar hiç az değil. Bu, yaptığı işin değerini daha da artırıyor.
Sevgili ve acılı memleketimizde sporda şiddetin en önemli kaynaklarından biri GS-FB arasındaki hastalıklı rekabettir. Ancak bu konuda son birkaç yıldır taraftarlar arasında çatışma şeklindeki şiddet olayının yaşanmadığı gözden kaçırılmamalıdır. Bu da kendiliğinden olmuş değildir.
Bunda önce iki kulüp taraftarları arasındaki anlaşma etkili olmuş, sonrasında da Polat bunu geliştirmiştir. Aziz Yıldırım ile aralarındaki iyi ilişkiler elbette ki camialara da yansımıştır. Sarı Lacivertli kulübün eski başkanlarından Faruk Ilgaz'ın Metin Oktay'ı anma gecesine katılması gibi güzellikler de bunda pay sahibi olmuştur.
İki kulüp arasındaki dostça ilişkilerin bedelinin Galatasaray tarafından ödendiği yolundaki öfkeler büyürken, Aziz Yıldırım'ın sözleri çok açık bir talihsizliktir. Üstelik, Sarı Kırmızılı takımın bu sezonki başarısızlığı nedeniyle bütünüyle bir düşkünlük içindeymiş gibi göstermeye çalışmak da yersiz ve yakışıksızdır. Herşey bir yana, Yıldırım'ın, en azından Polat'ın çabalarına duyması gereken saygı nedeniyle böyle sözler etmekten kaçınması gerekir.
Futbol takımının başarısızlığı durumunu, her büyük defalarca yaşamak zorunda kalabilmiştir. Futbol tarihimizde bunun bir yığın örneği vardır. Fenerbahçe de geçmişte küme düşmeme mücadelesi vermiştir. Dilemeyiz ama önümüzdeki dönemlerde de benzer başarısızlıklar olabilir. Bunlar rakip başkanların Fenerbahçe hakkında bu gibi sözler etmesi için fırsat olarak kullanılamaz.
İşi mahalle kavgasına çevirmenin bir anlamı yok ama onlar da çıkıp size Türk futbolunun başarı burçlarında hâlâ Sarı Kırmızılı bayrakların dalgalanmakta olduğunu ve daha uzun yıllar bunun böyle kalacağını hatırlatmak zorunda kalabilirler. Sizinse öteki yaptıklarınızdan dolayı övünmek ne kadar hakkınız olursa olsun böyle bir başarıya ne zaman ulaşacağınız meçhuldür. Gerçek başarıya yakışan tavır, rakibi aşağılamaya çalışma değil, tevazudur.
Yıldırım'la dost olmak
11 Mayıs 2011 12:46