Jorge Valdano ismi, sizin için neyi ifade ediyor?
Maradona'nın çevresinde kurulan 1986 Dünya Şampiyonu Arjantin milli takımının oyuncusu olabilir mi?
Hayır hayır o Real Madrid'li Valdano'dur, ya da Real Madrid hocasıydı bir dönem oradan bilirim mi dersiniz?
Hınzırca bir gülümseme ile o Real Madrid'i şampiyonluktan eden Tenerife'nin hocasıydı diye hafiften kültür mü satarsınız yoksa?
Tabii ki hepsidir ve her defasında zihinde kalıcı işlere imza atmıştır. Bu yazıya Real Madrid sportif direktörü şapkasıyla giriyor. Bildiğiniz gibi bay Valdano bir sezon Valencia'yı çalıştırdıktan sonra Real Madrid sportif direktörlüğüne getirilmiş, 2005'te Florentino Perez seçimi kaybedince istifa edip, 2009'da Perez ile geri dönmüştü. Şimdilerde daha geniş yetkilerle donatılmış bir direktör.
Geçen hafta takımının Şampiyonlar Ligi'ndeki Lyon mağlubiyetinin ardından ilk antrenmanda sahaya inerek takıma öyle bir ayar verdi ki, o Real Madrid hafta sonu Villarreal'a 6 gol birden attı. Perez politikasının uygulayıcısıdır Valdano. Perez'in istediği Real Madrid imajını şekillendirme görevini yerine getirir ve oyuncuların sağlığından sosyal duruşlarına kadar her şeyin mükemmel olması için çalışır. Başkan ile futbol yönetimi arasında regülatör vazifesi görür. Lyon maçından sonra Perez'i tercüme etmiştir futbolculara, teknik kadroya rağmen acayip bir iştir yaptığı.
Aykut Kocaman, bir dönemin en büyük golcülerinden biridir, kendine has dengeli bir profil çizmiştir aktif sporculuk, kendi doğrularıyla yarıştığı teknik adamlık kariyerinde.
Beyefendidir.
1996'daki Trabzonspor-Fenerbahçe maçının ardından kendini üzülen takımın oyuncularının yerine koymuş, futbolumuzun yakın tarihindeki ilk empatiyi dile getirmiştir. Kendini futbolcu ve insan olarak tanımlamış ender değerlerinden biridir Türk futbolunun...
Sportif Direktör Aykut Kocaman'ın görevini, sorumluluk, müdahale alanını tanımlama konusunda bir sürü soru işareti vardır kafasında... Yüzünde öğrenmeye ilişkin sabrın izlerini sürersiniz, gözlerinde yanlışları sorgulama cesareti aradığını görürsünüz...
Dikkatlice bakmak yeterli, onun kariyerinde yaptığı işlerin kalitesi sizi böyle düşünmeye iter.
Bursaspor'un Fenerbahçe'yi 3-2 yendiği, Güiza'nın aracının tekmelendiği gecenin ertesindeki Samandıra fotoğrafına dikkatle baktığınızda çaresizliği görüyorsunuz Kocaman'ın fotoğrafında...
Valdano-Kocaman yol ayrımındaki Fenerbahçe, Real Madrid nüansına takılıyorsunuz.
Sportif direktörlük müessesesinin özeleştirisini yapıp, doğruları arıyorsunuz ister istemez. Valdano veya başkası, sahaya teknik adamın varlığına rağmen müdahale etmek göze ve kulağa çirkin geliyor. Kocaman veya başkası, işler kulüp imajına ters gittiğinde teknik adamın dışında birinin meseleye müdahale alanının kısıtlanmasının sevimsiz geldiği gibi...
Sportif direktörlük diye bir kurum oluşturulmuşsa, "sportif olmayan" sonuçları ortadan kaldırmak adına "sportif kaygılar" duyulmuş demektir.
Sportif olmayan davranışlara ayar veren birisiyse, voltaj düşüren bir regülatör ise kahramanımız tel örgülerin ardından verdiği fotoğrafla kazınamaz zihinlere...
'Aykut Kocaman ismi sizin için neyi ifade ediyor sorusuna?..
Fenerbahçe'nin unutulmaz gol kralı, futbolumuzun beyefendisi dediğinizi duyar gibi oluyorum.
Bu ülkede Valdano olabilmek gerçekten Kocaman bir mesele...
HIDDINK-LÖW-ŞÜKRÜ SARAÇOĞLU...
YA DA TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU BAŞKANLIĞI'NA...
Kimi zaman hayatı film tadında kurgularız. Aslında halk arasında buna 'hayal kurmak' denir. Hayal kurmanın sınırı yoktur, kur kurabildiğin kadar.
Film tadında hikâyeleri vardır futbolun, kahramanları futbolcular, teknik adamlar, olaylar, zaman ve gelişen trendler olur.
Oyunun kendisi kadar lezzetli olur futbol magazini.. Oyunu en iyi pazarlayan, kahramanları ve akıp giden zamanı en iyi anlatan televizyon kameraları, editörün kalemi, montajcının hüneri, spikerin sesidir.
Çok uzattım, konuya gireyim. Al-manya-Türkiye milli maçı gelecek yılın sonunda oynanacak. Eski Fenerbahçe hocası Hiddink, Türk Milli Takımı ile, yine eski Fenerbahçe hocası Löw, Alman Milli Takımı'yla çıkacak sahaya..
Futbol Federasyonu'nun bu maçı bir öğretici masal tadında yaşamamız için Şükrü Saracoğlu Stadı'nda oynatmasını öneriyorum..
Hiddink'in eski Fenerbahçe Stadı'ndaki görüntüleriyle, Löw'ün eski Fenerbahçe Stadı görüntüleri, gazete arşivlerinden çıkan manşet ve fotoğraflarla yeni Fenerbahçe Stadı'ndaki dev kapışmayı kurgular televizyon programcıları..
Nereden nereye geldiğimizi görürüz kolayca, o zaman yazılanların bugün yüzümüzde nasıl hoş tebessümler bıraktığına şahit oluruz.
Her şey değişir ve gelişirken, değişmeyen tek şeyin bizim önyargılarımız olduğu gerçeğine ışık tutmak için o maçın adresi "Şükrü Saracoğlu" olmalıdır.
YILIN EN İYİ HAFTASI
Şimdi yıllardır sızlandığımız futbolsuzluk şikâ-yetlerine son vermenin tam zamanı. Beşiktaş-Galatasaray maçı kavgasız gürültüsüz tertemiz, gerginlikten uzak oynandı. TV programlarında bir-iki karşıt görüş tartışıldı o kadar. Oyun muazzam zevkliydi. Akıcıydı. Batı'da bu tip maçlara "full action packed" yani izlenmeye değer her şeyin ortaya koyulduğu, izleyicinin verdiği parada gözünün kalmadığı mücadele yakıştırması yapılır. Bursaspor, 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası'na renk ve ruh veren Türk Milli Takımı'nı andırıyor, Beşiktaş'tan sonra Fenerbahçe'yi de son dakikada yendiler. Geri dönüşün krallığına oturdular hak ederek. Yılın tarafsız gözle bakıldığında en izlenesi futbol müsabakası değil miydi? Yüksek pas yüzdeleri, nefes kesen verkaçlar, goller, hatalar, Daum tacizi ve Guiza dramı mesela..
Kasımpaşa-Gaziantepspor maçı hakeminin hatasından dönüşü, Erman Özgür'ün bir önceki hafta ile az önce biten haftayı kıyaslarken "önümüze bakıyoruz" pişkinliğinden arınıp, aklı başında cümleler kurması sıradan şeyler değil.
Atladığımız artılar, atladığımız eksilerden eminim ki çok fazla, hadi bu güzelliklere gerekli alkışı tutalım, sızlanmayı bırakma zamanı..
Mal değerini bulmaya başlıyor. Aman nazar değmesin!
Valdano olmak kocaman bir mesele!
25 Şubat 2010 14:37