Nefes kesen takip sürüyor. Trabzonspor uzun süre 1-0 önde götürdüğü maçta Bucalı Abdülkadir'den 87'de beraberlik golünü yedi, ancak 88'de Umut Bulut Bordo-Mavililere hayat verdi.
Öyle bir lig finali oldu ki, şampiyondan çok kaybedenle ilgileneceğiz sanki. Çünkü en çok ikinci olana yazık olacak. Hele de (eğer o mutsuz son onların başına gelirse) Bordo-Mavililere. O kadar uzun süredir bekliyorlar ki bu ânı, tek bir golle kaçırılırsa teselli bulmak zor. Yine de inatları inat. Bakalım kalan iki haftada ne olacak?
Maça hakim bir konumda, ama biraz da gergin başladı Trabzonspor. Daha 10 dakika dolmadan sağdan üç kez zorladılar. Ama topa hükmetme açısını bir türlü oturtamıyorlardı. Gol için tek opsiyonları, defansın gerisindeki koşu parkurlarını erken keşfetmiş gibi duran ligimizin bu seneki en çok gelişme kaydeden forveti Burak’tı. Ev sahibi Bucaspor ise tıpkı Fenerbahçe maçında olduğu gibi kapalı savunmasını oturtup, mancınıklarını kontrataklarla doldurma derdindeydi.
İlk 15 dakika dönülürken Trabzon yine sağdan, yine Burak’la şans bulmaya çalışıyordu. Nitekim 17’de Burak ceza sahasında topla buluştuğunda bu maçın gole en yakın anıydı. Devamında Umut da ribaunda giremeyeceğince, kritik bir fırsatı değerlendirmemiş oldu Bordo-Mavililer. Neyse ki kaçanlara yanmadan golü buldular. 21’de Selçuk’un kornerinde ön direkte gene Burak vardı ve onun kafasıyla rahatlama moduna geçti Trabzonspor: 0-1. Tam zamanında gelmişti gol. Bu sezon içine Cristiano Ronaldo kaçmış gibi oynayan Burak takımını bir kez daha rahatlatmıştı.
Golden sonra biraz gevşedi Karadeniz ekibi. Fakat bu defa da Bucaspor’un gol hevesi artmıştı. 32’deki Jaja’nın şutu gibi atipik denemeler ya da arkaya atılan toplar dışında Trabzonspor pek golle haşır neşir değildi. Bucaspor’un 19’daki frikikten sonra, kaleye ikinci anlamlı girişimi 34’te geldi. Ama bu sefer çok daha organizeydiler ve Leko topa iyi vursa golü bulabilirlerdi. Aslında 42’de maç bitebilirdi, ama Umut, karambolde önüne düşen topu kaleye iyi plaseleyemedi. Bu hamle hiç değilse maçın ikinci yarısını da seyirlik kılmış oldu.
Elveda Buca, elveda İzmir
15 dakikalık ara Bucaspor’a daha çok yaramış gibiydi. Bu sefer maçı koparma pususuna konuk ekip yatmış, ev sahibi ise topa hükmediyordu. 49’da Fenerbahçe maçının ‘çift gollü sarılısı’ Abdülkadir, hem ikinci yarının hem de İzmir ekibinin kaleyi bulan ilk şutunu atacaktı ama defans izin vermedi. Bu girişim ev sahibinin atak hevesini yeniden arttırdı. Buna karşın 52’deki Jaja’nın, ya da 57’deki Burak’ın şutları girse oyunun formatı değişirdi. Onun yerine tempo arttı, maça heyecan geldi.
Son yarım saate girilirken liderdi Trabzonspor. Karabük’te golsüzlük sürüyordu ve Bordo-Mavi kulaklar bunu duyuyordu. Haliyle bu bir stres faktörü haline geldi. Geçen her dakika işi zorlaştırıyordu. Fenerbahçe’nin golü ise hepten kasvet yarattı. Buca da fırsat bu fırsat deyip yüklenmeye başladı. 79’da Abdülkadir arka direkte, bomboş, topu ağlara gönderemedi. Ama çok geçmeden aynı Abdülkadir 87’de Karadeniz’de kalpleri tekleten golü atan isim oldu: 1-1. Tam Karadeniz’de gemiler su alıyordu ki, Umut ismine uygun bir feryatla yedikleri golün santrasını ağlara gönderdi: 1-2.
Kazandı Trabzonspor. Taraftarının ömründen ömür gitti ama başardılar. Görünen o ki ligin geri kalanında spor yazarlarından çok kardiyologlara görev düşecek.
'Umut'um olsun yeter
09 Mayıs 2011 13:20