2006 yılının son Dobra Dobra programında duayen gazeteci Şansal Büyüka önemli konulara açıklık getirdi. Ercan Taner'in sorularını yanıtlayan Büyüka Ulusoy'a neden heykeli dikilsin dedi? 2006 yılını nasıl yorumladı? Haluk Ulusoy'un şansı ne?
ERCAN TANER: Sayın Mehmet Ali Şahin'in bugün yaptığı açıklamalar var ve pişkinlik kelimesini kullandı. Önemli açıklamalarda bulundu. Raporun masasına yeni geldiğini söyledi. Türkiye'de bu işler neden böyle geç işliyor?
ŞANSAL BÜYÜKA: Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun işi sadece futbol değil. Ama biz bunları kendi içimizde çözebilseydik bu kadar zaman geçmezdi. O yüzden iş Başbakanlık Teftiş Kurulu'na kadar gitti. Herkes umudu orada arıyor. Ama görünen birşey var ki onların da önemli işleri var. Adı üstünde Başbakanlık Teftiş Kurulu. Sonuçta kılı kırk yarmalılar, ince eleyip sık davranmalılar, titiz olmalılar. O yüzden bana göre bu süreç uzun değil. Ancak Sayın Bakan gibi kabinenin en iyi konuşanlarından birisinden, kelime dağarcığı geniş olan birisinden böyle bir sert açıklama beklemezdim. Ki kendisi Başbakan yardımcısı, ifadelerinin nereye gidebileceğini iyi bilen bir kişi, üslubu da son derece iyidir. Ama açıklama özellikle pişkinlik kelimesi çok sertti. Sayın bakan istiyorki bu sorunları futbol kendi dinamikleri içinde çözsün. Ama görünen o ki futbolun dinamikleri bu konuda istediği hareketi yapabilmiş değil. Onun için son bir süre tanıyor. Ama ben bugün Ankara'dan önemli bir istihbarat aldım ki doğru olacağına çok inanıyorum. Başbakanlık Teftiş Kurulu'ndan Sayın Mehmet Ali Şahin'e gelen raporda gerekçeler birbir sıralanmış ve raporun üzerinde "Genel Kurul çağrısı yapabilirsiniz" yazıyormuş. Bundan önceki raporlarda böyle bir ifade yoktu ve şu an sayın bakanın önünde böyle bir rapor duruyor. Sonuçta artık Bakanın eline yeni bir koz geçti. Eğer genel kurul için imzalar toplanmazsa Mehmet Ali Şahin yasanın kendine tanıdığı yetkiyi kullanacak. Bu raporda onu güçlendiriyor. Zaten kendisi de Genel Kurul için çok kararlı. Aslında sert bir zemine doğru ilerliyoruz. Siyasi futbola göre federasyon gitmeli. Resmi değil ama kulislere göre böyle. 1-2 ay içinde çok ciddi bir çatışma olacak.
"2-0 OLMAZ"
ERCAN TANER: Haluk Ulusoy seçimi kazandığında manşetlerde 1-0 Haluk Ulusoy galip diye çıkmıştı. Ya şimdi 2-0 olursa...
ŞANSAL BÜYÜKA: 2-0 olacağına inanmıyorum. Ama şu da bir gerçek ki Haluk Ulusoy'un gücünü de inkar edemezsiniz. O da gücünü sonuna kadar kullanacak ya kendisi için ya da destekleyeceği aday için. Ama hala federasyon hala sessiz. Buna da şaşırıyorum. Hiç net ve ayrıntılı açıklamalar yapmıyorlar. Sessizlik var. Duyduğuma göre danışmanları konuşmayın talimatı veriyormuşç Federasyon konuşmadıkça kamuoyu da sıkıntılı günler yaşıyor. Genel Kurul olursa 1-1 olur. Bana göre Haluk Ulusoy bu defa golü yiyecek. Ama dediğim gibi Haluk Ulusoy her ne kadar güçlü olursa olsun devlete karşı kazanan görmedim şu ana kadar. Geçen seferki seçimlerde Ankara bu işin içinde değildi bu kadar. Ama bu defa çok kararlılar. Türkiye'deki futbol düzenini değiştirmede herkes çok ciddi. Müthiş bir maç olacak. Haluk ulusoy'un yetenekleri bu kez yetmeyecek bana göre. Şu gün itibariyle Haluk Ulusoy 2-0 yapamaz. 1-1 olsa bile çok güç kalacak.Belki uzatmalarda bile gol olabilir.
"HALUK ULUSOY'UN HEYKELİNİ DİKSİNLER"
ERCAN TANER: Bir dönem Kenan Evren Turgut Sunalp'i işaret etmişti. Tekrar bir yerlerden böyle bir işaret gelse 2-0 olmaz mı?
ŞANSAL BÜYÜKA: 2-0 olmaz. Eğer Haluk Ulusoy 2-0 yaparsa Haluk Ulusoy'un heykelini diksinler. Çünkü şartlar Ulusoy adına zorlaşıyor. Kulüplere de üzülüyorum. Ama bazı şeyleri de hak ediyorlar. Bir yandan Ankara bastırıyor, hükümet diğer yandan İstanbul'dan, federasyondan bir baskı var. Kulüpler tost oldu. Kulüpler Ankara'ya tamam diyor ama daha sonra federasyona dönüp gönlümüz sen de diyor. Kulüpler de bundan rahatsız. Sonuçta bu iş bitmeli. Böyle olursa çok tehlikeli. Ya bir an önce yeni federasyon gelmeli ya da kulüpler ne olursa olsun Haluk Ulusoy'un arkasında durmalılar. Böyle bir kaos ortamı Türk Futbolu'na zarar verir. Radikal karar alamıyorsun, kararları sağlıklı veremiyorsun, futbol adına yenilik yapmıyorsun... Çünkü devamlı bir futbol kavgası var ve futbolun marka değeri küçülüyor. Bu futbol ortamından sıyrılmalıyız. Bu federasyon görevinden sıyrılmalı. Bu herkesin görevi. Öfkeli maç seyretmekten vazgeçmek zorundayız. Her yazımızda, programımızda barış, sevgi diyoruz ama önce kendimize bakmalıyız. Biz hep vurarak eleştiri yapıyoruz. Öneri getirerek niye yapmıyoruz. Bunu kulüpler, yöneticiler, medya yapmıyor. Halbu ki barış çubuğunu federasyon tüttürmeli. Ama bana göre federasyon da bir moral bozukluğu içerisinde. Bence sessiz kalmamalılar. Eğer kendini haklı görüyorsan çıkıp açıklama yapacaksın. Herkesi al yanına, spor müdürleri topla derdini anlat. Ama sen federasyon olarak duvarlar örmüşsün. Bu sessizliği anlamış değilim. 2-3 ay içerisinde önemli bir futbol gündemi olacak. Ve bu dönemde de milli maçlarımız var. Ama bu seçim telaşı milli takıma yansımaz bana göre. Çünkü başlarında Fatih Terim gibi önemli bir teknik adam var. Ama şöyle bir durum da olabilir: Canaydın gibi Mehmet Özhaseki gibi Melih Gökçek gibi isimler, güçlü isimler Ulusoy'un yanına gidip bu işi noktala diyebilir. Ama Haluk Başkan ve yakınlarından aldığım bilgiye göre Haluk uludoy'un böyle bir şeyi kabul etme gibi bir niyeti yok. Haluk Ulusoy kaybedene kadar savaşacak.
ERCAN TANER: Siz FIFA'da çalışıyorsunuz. Adınız da Josef Muller. Türkiye'deki olaylara bakıyorsunuz. Gazete manşetlerine bakıyorsunuz. Buradaki yetkililerle konuşuyorsunuz. Sonra siyasi müdahale vardır diyebilirsiniz.
ŞANSAL BÜYÜKA: Mehmet Ali Şahin'in kendi gözetim ve denetim yetkisini kullanmak istememesinin en önemli nedeni budur. Bakan hala genel kuruldan bekliyor bazı şeyleri. Görünen o ki son noktaya kadar da bekleyecek. Burada FIFA hesabı da var. Eğer imzalar toplanırsa siyasi otorite güç kazanır. Ama o zaman kadar Mehmet Ali Şahin de elimde rapor var. Ben bu yetkileri kullanmazsam suçlu duruma düşerim. Genel kurulu çağırdım derse mantığa uygun olabilir. Ki M.Ali Şahin yaptığı konuşmada FIFA olayını da belirtmişti. Ama işin içinde siyasi güç kullanırlar mı? Geçmişte de olduğu gibi kullanırlar.
ERCAN TANER: Siyasi otorite biz bu Futbol Federasyonu'nu veya Basketbol Federasyonunu, yüzme feerasyonunu görmek istemiyoruz dediğinde hep böyle Genel Kurul havası mı yaşayacağız?
ŞANSAL BÜYÜKA: Federasyonların çoğu özerk hale geldi. Türkiye'de maalesef hangi iktidar olursa olsun herkes kendi kahramanını yarattı. Ama çok yi bir Futbol Federasyonu'nu değiştirmek iktidar için risk olmaz mı? Futbol diğer federasyonlara benzemiyor ki. Böyle temiz bir durumda federasyonu kimse yıkamaz. Çünkü yeni gelen federasyon da aynı başarıyı yakalamayabilir.
"HAMDİ AKIN'I YIPRATABİLİRLER"
ERCAN TANER: Hamdi Akın'ı nasıl buluyorsunuz? Onun da adı sıkça geçmeye başladı...
ŞANSAL BÜYÜKA: Hamdi Akın Galatasray'ın o 4 yıllık başarılarının ardından Fenerbahçe'de yönetim kurulunda Başkan Vekiliydi. Son döneminde gözde iş adamlarından. Hamdi Akın'ın gerek Avrupa'da gerekse Türkiye'de milyar dolarları aşan bir iş hacmi var. Uygardır, insan ilişkileri iyidir. Ankara merkezli çalışır. Çevresi geniştir. Ama ismi acaba ortaya erken mi atıldı diye düşünüyorum. Eğer seçim olacaksa bu 2-2 ayı alır. Bu zamanda da yıpranma olabilir. Böyle bir yıpratma politikası ona uygulanabilir. Kendi ekibimi kurarım, kulüplere taviz vermem demiş. Kulüpler soyutlanarak bir yönetim kurarsa kulüpler sert çıkabilir. Bu defa da federasyon kuüplerin kucağında kalıyor. Buna göre özerk yasada olduğu gibi özer bir kurul oluşturulamalı. Herkes formasını çıkarmalı. Yan kurullar da çok önemli. Renklere, bölgeye bakılmadan oluşturulmalı. Bir federasyon kurulurken şu 3 şeye dikkat edilmeli: Kulüpçülük, bölgecilik, hemşerilik. Bu üç unsur çok önemli. Biz maalesef kulüpçülüğü önde tutmaya başladık. Son dönemde çarpıcı örneklerini yaşıyoruz. Önce gazeteci olacaksın sonra kulüpçü önce federasyoncu olacaksın sonra kulüpçü. Biz bu dönemlerde tam tersini yaşıyoruz.
"KİMSE FUTBOLUN GÜZELLİĞİNİ DÜŞÜNMÜYOR"
ERCAN TANER: Ortada 1 milyar dolarlık yatırım var DİGİTURK. Ürünün değeri konusunda veya değeri korumak için herkes elinden geleni yapıyor mu?
ŞANSAL BÜYÜKA: Yapmıyor. Digiturk ekonominin yerle bir olduğu bir dönemde Futbol Federasyonu'na her ay 10 küsur milyon dolar ödedi. Çok sıkıştığı dönemde sadece 1-2 ay gecikme oldu. Ama kriz aşıldı. Federasyon da aslanlar gibi arkasında durduç Havuz çökmediyse bunda Federasyonun büyük rolü var. Ama bunda hem yayıncı kuruluşun hem de fedrasyonun önemli bir mücadelesi oldu. bugün yayıncı kuruluş tıkır tıkır parasını ödüyor. Ama Federasyon malın parlatılması, cilalanması adına hiçbir şey yapmıyor. Futbolun iyi tarafları ortaya koyulmuyor. Ben daha Kulüpler Birliği'nin yayıncı kuruşla bir toplantı yaptığını duymadım. Yayıncı daha çok abone alsın ki kulüplere daha çok yatırım yapılsın. Türk Futbolu tıkanma noktasına geldi. Ürünün kötülenmesi hep kötü oluyor.Ülker grubunun Türk Futbolu'na ciddi bir katkısı var. Yayıncıya ne destek atıyorsunuz peki? Yılda dünya kadar para ödüyorsun ama onlar ne yaptılar? Ne yatırım sağladılar? Ne kampanya yaptılar? sonuçta yayıncı daha çok kazandıkça sen de daha çok kazanacaksın. Bu yüzden kötüyse kötü diyeceksin de futbolun iyi yönlerini de ortaya atacaksın. Sabri'nin attığı golü İtalyan biri atsa dünya ayağa kalkmıştı. Bakıyrsun ilk yarı bitti ama hemen hemen hiçbir şey belli değil. Ne düşen belli ne de şampiyon... Herkes kendine güveniyor. Güzel bir lig var şu an. Çirkinliklerin yanı sıra iyilikler de var.
"ÇİFTE STANDART VAR"
Verilen cezalar da çifte standart var. Fenerbahçe'nin aldığı ceza doğru ama başka örneği olmadığı için Fenerbahçe doğal olarak cezaya isyan etti. Fenerbahçe'nin cezasını açıklarken Beşiktaş'ın da cezasını açıklasaydın Fenerbahçe belki de bu kadar isyan etmezdi. Maçların aynı tarihte olmasına rağmen niye Beşiktaş'ın cezası 1 hafta sonra açıklanıyor. Bunlar doğal olarak akıllara bir sürü şeyler getiriyor.
ERCAN TANER: Cumartesi oynanan maçın cezası neden 12-13 gün sonra açıklanıoyor. Bu kadar geç açıklanması garip değil mi?
ŞANSAL BÜYÜKA: Aynı hafta oynanan maçın birini bir hafta sonra birini diğer hafta açıklıyorsın. Aynı gün olsa bu kadar tepki olmazdı. Artık kimin hangi maçta küfür ettiği ortada. Bir de ligin ikinci yarısı oynanacak. En az 10 takım ligde kalmak için çaba sarfedecek. Ve neler neler olacak. Herşeyi milimetrik ölçeceksin.
"2007 DAHA GÜZEL OLACAK"
ERCAN TANER: 2007 futbola neler getirecek ve 2006'yı bu seçim tartışmalarıyla veda edeceğiz.
ŞANSAL BÜYÜKA: 2007'de ya yeni federasyon gelecek ya da Haluk Ulusoy tekrar seçilecek. Ardından mart ayında milli maçlarımız başlayacak. Bu iki maç önemli olacak. 2007'de ayrıca UEFA seçimleri var. Şenez Erzik'in de konumu bunda önemli olacak. Ya Johansson ya da Platini gelecek. Hareketli bir giriş olacak. Antalya'da Ocak ayında birçok takım kamp yapacak. Yeter ki 2007'de kavga, gürültü olmasın. 2006 çok da iyi geçmedi. 2007'de radikal çözümlerin, futbolun felsefesinin değişmeye başladığı, seyircinin, yöneticinin de kaybetmeyi doğal olarak karşıladığı bir ortamın oluşması lazım. Böyle bir yıl olmasını diliyorum.
ERCAN TANER: Peki 2006 yılı Maraton programı açısından nasıl geçti?
ŞANSAL BÜYÜKA: Biz Türkiye'deki futbolu yansıtıyoruz. Maçlarla ilgileniyoruz. Maç içerisidndeki herşeyi veriyoruz. Hakemleri de konuşuyoruz ama bu programın sadece yüzde 10'unu kapsıyor. Kulüpler de bize maç içeirinde destek veriyor. Maraton'u yaparken haberciliği de yapıyoruz. Sansasyon haberlerden çok bilgi, görüntü ve röportajları veriyoruz. Bu bakımdan bir köprü görevi görüyoruz.
ERCAN TANER: Diğer programları izliyor musunuz?
ŞANSAL BÜYÜKA: Bizim programımızdan çıktıktan sonra zaten onlar da bitmiş oluyor. O yüzden izlemeden yorum yapmayı pek sağlıklı bulmuyorum. Programlardaki en büyük eksiklik futbolun güzelliğine pek yer vermemmemiz. Fazla polemiğe giriyoruz. habercilik başka polemik başka. O ince çizgiyi ayarlamalıyız. Ama şu ana kadar izlediğim programlarda düzeysizlik görmedim.