Son günlerde diğer kulüplerin yaptığı transferler üzerine, Trabzonspor taraftarlarında bir huzursuzluk başladığı açıkca görünüyor. Ama Trabzonspor camiasındaki akil insanlar topluluğu olan grupta, herhangi bir telaş yok. Bu noktada iki ayrı olaydan yola çıkarak, bu konudaki görüşlerimi sizlerle paylaşayım.
Hepimiz biliriz ki zenginlik iki türlüdür. Ya doğuştan zenginsinizdir ya da sonradan varlık sahibi olursunuz. Sokak jargonuyla söylersek, “Sonradan görmesinizdir.” Zenginliğiniz doğuştansa, neyin değerli, neyin kalıcı olduğu genetik olarak DNA’nınızda kodlanmıştır. Yok “sonradan görme” iseniz değer merfumu sizin DNA’larınıza kodlanmamıştır. Nereye, kime ve neye değer vereceğimizi bilemediğimizden, kalıcı olmayan, bir değeri olmayan, iş dinamiklerini kıpırdatmayan fuzuli işlere yatırım yapan olursunuz.
İşte son yayın ihalesinden sonra takımların yapacağı iki tür yol vardır. Ya Trabzonspor gibi zenginliğin ne olduğunu bilip, ona göre mantıklı davranıp, elindeki parayı doğru harcama yoluna gidilecek, ya da eline geçen parayı nereye harcayacağınızı bilmeden çar-çur edeceksiniz. Bu açıdan Trabzonspor transfer politikasında neyi, ne zaman ve ne kadar bünyesine katacağını kademeli olarak karar vererek, bence doğru bir yol izlemektedir.
Sizlere bir de Makukula transferi ile ilgili kendi görüşümü aktarayım: Hatırlayalım; iki sene önce de bu ligin gol kralı diye Kayserispor’dan Trabzonspor tarihinin en yüksek transfer bedellerinden biri verilerek transfer yapılmıştı... Neticeyi hep beraber gördük. Aman! Transfer ısrarcılarına benden hatırlatması!..
Unutmamak gerekir ki kurumların zenginlikleri parasal değildir. Kurumsal hafızalarıdır. Bu transfer döneminde, Trabzonspor’un tuttuğu yolun, çok çok doğru olmamasına rağmen, akılcı bir yol olduğunu düşünüyorum. O yüzden taraftarlarımızın “İlla transfer” diye yönetimi sıkıştırmaması gerekir.
Trabzon’un transfer politikası doğru
20 Temmuz 2010 12:26