Havalı Euro'nun mitolojik drahmiyi arattığı Yunanistan'ın buhran içine sürüklendiği günlerdeyiz.
Bir dönem 7'ye 10 yardım formülleri ile ayrıştırılan ve hatta eşitleştirilen iki ülkenin temel sorunlarından olan 12 ada ve onların yavrularında şu anda ticaretin dönmesini sağlayan Türk Lirası'nın gücünden başka bir şey değil!
Yunanistan'ın eğlence ve spor sektöründeki geri gidişi maçlardaki seyirci sayısı ve Atina sokaklarında zayıflayan trafikle bile kendini gösterirken Türkiye, Avrupa'ya göre iktisadi refah yaşıyor.
Heyhat beri tarafta para var, saadet yok!
Şike teşvik federasyon vesaire vesaire kavga bol hem de çok bol...
Aslında Yunanistan parasız kulüpleri parasız, Türkiye paralı kulüpleri parasız paradoksuyla ne kadar havalara girebiliriz bilemiyoruz?
Şu Gekas'ın gelişiyle Kazım'ın gidişi ne ilginçtir öyle, Lefter ile Rauf Denktaş'ın birlikte vedasından çıkan mesajın ikinci paragrafı sanki...
Her an birbirleriyle kavga etmek için bahane arayan ve asla anlaşamayan iki kapı komşusudur, Türkiye ve Yunanistan...
Avrupa denen bu çok daireli apartmanın en sorunlu, kavgalı iki sakini...
Bugün yaşınız 40'ın üzerindeyse, Kıbrıs kavgasının verildiği o günleri, karartmaları, sınırdaki silah yığmalarını ve ambargoları yaşadıysanız Yunanlıları pek sevmesiniz...
O yüzdendir ki, 2 oda bir salon evin holü kadar bile olmayan Kardak Adası için savaş durumuna geçerken iki ülke, sizden sonraki nesle anlatmak çok kolay olmaz, gözlerinizden çıkan ateşi...
Türklerle Yunanlıları bir araya getirmenin tek yolu, uzun yıllar boyunca spor müsabakaları oldu. Ama çatışmalardan kaçınmak pek mümkün olmadı.
23 Nisan 1948'de Atina'da Lefter'in sonucu belirleyen golüyle Türkiye Yunanistan'ı 3-1 yenince, Yunan taraftarlar Lefter'e saldırıp onu "hain" ilan etmişlerdi. 1955'te Fenerbahçe ile Atina'ya giden Lefter için, o zamanki "Athlitiki İho" gazetesi ilk sayfadan "Yeniçeri Lefter, Yunanistan'dan gitsin! Lefter Türklerden daha Türk!" ifadeleri ile yer almıştı.
Ölümünden sonra AEK tribünlerde Türkçe olarak açılan "Ver Lefter'e, Yazsın Deftere" pankartı Ordinaryüs'ün gönlünü almaya yetmiş midir bilinmez... Ancak Anadolu topraklarında bir Rum'un, Lefter'in arkasından Türklerin nasıl ağladığını görünce, bir başka Yunan Theofanis Gekas, Samsunspor'dan gelen transfer teklifini kabul etmeye karar veriyor.
Gekas'ı çiçeklerle karşılarken Samsunlular, aşırı milliyetçi Yunanlılar adını dahi duymak istemiyorlar... 2005 yılından bu yana giydiği Yunan milli takımı formasıyla attığı 21 golü değil, Gekas'ın Türkiye'de bir takıma, hele ki Mustafa Kemal'in Kurtuluş Savaşı'nı başlattığı Samsun'a gitmesini hazmedemiyorlar.
Bu yüzdendir ki, Gekas, Türkiye'ye geldiği günden beri röportajlarda Atatürk ile ilgili soruları nazikçe yanıtsız bırakıyor, iki tarafı da germemek adına...
Öte yandan Samsun'da, Samsunspor'un Yunan futbolcusunun attığı her gol sonrası stat hoparlörlerinden Zorba'nın Sirtaki'si çalıyor ve 19 Mayıs tribünleri "Gekas, Gekas, Gekas" sesleri ile inliyor...
Teofanis Gekas, Samsun'a ayak bastıktan birkaç hafta sonra bir başka transfer haberi ulaştı futbol dünyasına. Kazım Kazım Yunanistan'ın Olympiakos takımına kiralandı...
Türkiye'den daha önce de Yunanistan'a futbolcu transfer oldu diyebilirsiniz, küçük bir hatırlatma, Kazım'ın annesi, 5 yaşındayken Rumların baskısından kaçıp İngiltere'ye yerleşmiş bir Kıbrıs Türk'ü... Colin Kazım Richards, İngiltere doğumlu Antigua asıllı KKTC vatandaşı Türk milli futbolcu...
Transfer gerçekleşti, imzalar atıldı. Peki, ömrünü KKTC'yi kurmak, yaşatmak ve dünya tarafından kabul edilmesini sağlamak için harcayan Rauf Denktaş'a besledikleri, çok sevgi dolu olmayan duygularını dizginleyebilecek mi Yunanlılar? Olympiakos tribünleri de yakın gelecekte bir gün "Kazım... Kazım... Kazım" sesleri ile inleyecek mi? Zaman gösterecek...
Ancak, Gekas'ın Samsunspor'a, Kazım'ın Olympiakos'a transferi, "futbol sadece futbol değildir" mottosunun bile bir adım önünde...
Hani derler ya futbol için "bir topun peşinde 22 adam" diye...
İşte o 22 adamın gücünü görebiliyor musunuz? Söz konusu futbol olunca, önyargı dediğimiz illetin aslında ne kadar kırılgan olduğunun farkında mısınız?Siz hâlâ, futbola "sadece bir oyun" diyenlerden misiniz?
İyi pazarlar...
Theofaniisssss Gekaassss!!!
05 Şubat 2012 13:20