3 penaltı olur mu? Olur beyler olur, bal gibi olur. Maçına göre , pozisyonuna göre 5 de olur 7 de. Kural, açık ve net. Rakip ceza alanında tırpanı yedin mi bunun cezası penaltı. Fenerbahçe-Ankaragücü maçındaki 3 penaltı tartışmasız doğru. Kimse öküz altında buzağı aramaya kalkışmasın. Cüneyt Çakır son derece doğru kararlar verdi. Helal olsun. Ben, işte böyle cesur hakemler istiyorum.
Öyle sezonlar yaşanır ki bir takım hiç penaltı kazanamaz. Ancak öyle sezonlarda vardır ki o takım penaltı rekoru kırar. Bunu hepimiz bilelim ve dikkatli konuşalım.
Hakem gördüğü inandığı doğruya, daha önceki kararlarını kafasından silerek düdüğünü öttürecek. Eyyamcı olmayacak. "Millet ne der?" sorusunu aklının ucunda bile geçirmeyecek.
Teşekkürler Cüneyt Çakır...Ve gol resitali için teşekkürler Fenerbahçe.
Geçtiğimiz hafta hakem yanlışıyla ne Fenerbahçe ne de Trabzonspor avantaj sağlamadı. 24-33 haftalar arasında durum yine 3-3.
BAŞKAN İYİ Kİ FUTBOLDAN ANLAMIYOR
Galatasaray'ın yeni başkanı Ünal Aysal, "Süper Lig'deki yarışta bu sezon Galatasaray yok. O nedenle, Fenerbahçe'nin değil, Trabzonspor'un şampiyon olmasını isterim. Biz aynı durumda olsaydık Fenerbahçeliler de bizim gibi düşünürdü." şeklinde konuştu.
Doğru bir demeç. Düşündüklerini içtenlikle dile getirmiş. Dobra dobra konuşmuş. Hangi Galatasaraylı, Fenerbahçe'nin şampiyon olmasını ister? Yine aynı şekilde hangi Fenerbahçeli, Galatasaray'ın şampiyon olmasını ister. Şampiyonluk, o takımın her bakımdan daha da güçlenmesi demektir. Ezeli rakibin güçlenmesi istenir mi?
Aysal'ın bu sözünü sonuna kadar desteklerim. Ancak bazı sözlerine şaşırmamak elde değil. "Ben futboldan anlamam. Bizde işleri profesyonel ekipler yönetecek" şeklinde konuşan başkanın, hemen sonrasında "İsveçli oyuncular Elmander ve Kallström'ü çok istiyorum" demesi çelişki içermiyor mu?
Daha ilk günlerinde Aziz Yıldırım'a, "Betondan da futboldan da anlamam" diyerek laf göndermesi, Fatih Terim için, "Heyecanını kaybetti" demesi, Arda'nın kaptanlığını tartışması son derece ilginç ve tuhaf değil mi?
Belli oluyor ki yeni başkanın bu konularda uzman bir basın danışmanına gereksinimi var. Yol yakınken biri başkana doğruları, eğrileri göstermeli. Başkan gerçekten futboldan habersiz.
AYSAL'IN İŞİ KOLAY DEĞİL
Galatasaray kongre üyeleri Ünal Aysal'ı ezici çoğunlukla başkanlık koltuğuna oturttu. Camianın desteği de büyük, beklentileri de. Aysal'ın işi kolay değil. Epeyce yüklü bir borç var ve her Galatasaraylının göz bebeği futbol takımı iyi durumda değil.
Sarı-kırmızılı formayı layıkıyla temsil edemeyecek oyuncu sayısı oldukça fazla. Eldekilerden büyük bölümü gönderilecek. Bunların yerine yeni oyuncular alınacak. Bu işlerin hepsi parayla ilgili. Aysal, "Para kolay, buluruz, halladeriz" diyor. Çok iyi. Peki, kimler gönderilecek, kimler transfer edilecek? Bu kararlar, kimler tarafından alınacak? Aysal, "Profesyonel ekipler oluşturulacak. Uzman insanlar bu yönde söz sahibi olacak" diyor. İşte buna bayıldım. Yıllardır dile getirdiğim 'tam profesyonellik' konusunda Aysal oldukça ciddi ve iddialı. Demeçleri hep bu yönde. Demek ki teknik direktör ile profesyonel ekip birlikte hareket edecek... Ve demek ki yönetim, önce bu organizasyonu sağlayacak daha sonra da denetleme görevini üstlenecek. Dünya bu işi aynen böyle yapıyor. Ünal Aysal'ın kararına şapka çıkarıyorum. Umarım söylediklerinin arkasında durur.
TAYFUR HOCA KARARI
Beşiktaş, "Tayfur havutçu ile devam" dedi. Tayfur çok sevdiğim, çok saygı duyduğum, dürüst, çalışkan, hırslı biri. Yabancı hocalar geliyor da ne yapıyorlar? Ağızlarıyla kuş mu tutuyorlar? Kendi çocuklarımıza kucak açmamız beni sevindiriyor. Ancak bazı sorular da kafamı kurcalamıyor değil.
Acaba hocamız uzun süreçte oyuncular üzerinde ağırlığını hissettirebilecek mi? Baskılara göğüs gerebilecek mi? Vereceği mesajlarla spor kamuoyunda saygın bir yer edinebilecek mi? Medya ile iletişimi sıcak tutabilecek mi? Taraftar ve yönetim ilişkilerinde pozitif tutum sergileyebilecek mi?
Bu sorulara net yanıtlar veremem. Yönetim bu yönde benden çok daha avantajlı. Tayfur Hocayı en iyi tanıyan, bilen onlar. Böyle bir kararı muhakkak ki ince eleyip, sık dokuyarak almışlardır. Hayırlı,uğurlu olsun. Ancak Havutçu'nun yanına çok deneyimli bir yabancı kondisyonerin getirilmesi şart. Haydi hocam hepimiz seninle beraberiz.
RIZA EFENDİ!
Saraçoğlu'nda uzunca bir süre önce Rıza Çalımbay'a açılan, "Rıza efendi 2 ekmek 1 süt" pankartının ayıbını yazmış ve dile getirmiştim. Trabzonspor-İstanbul Büyükşehir Beylediyespor maçında Trabzonspor seyircisi bunu yeniden gündeme getirdi: "Rıza Çalımbay 2 ekmek 1 sütü unutma" pankartını hepimizin, özellikle de Rıza hocamızın gözünün içine soktu. Sözüm ona, "Haydi Rıza intikamını al" mesajını verdiler.
Hiç yakışık almıyor. Çirkin, çok çirkin bir yaklaşım. O pankart mı Çalımbay'ı dikkatli davranmaya zorlayacak? Doğruluğu, dürüstlüğü o pankartı hazırlayan 3-5 kişi mi bizlere öğretecek? Rıza'dan duyulacak en ufak bir kuşkuya, Rıza'yı çok iyi tanıyan biri olarak önce ben isyan ederim.
Artık işin tadı iyice kaçtı. Gerçi, komplo teorilerinin cirit attığı içinde bulunduğumuz şu ortamda o pankartı hazırlayanlara fazla sinirlenmemiz gerekir. Ne yapsınlar kafaları değişik senaryolarla o kadar dolu, o kadar karışık ki. Herkese, her şeye "Acaba mı?" sorusuyla yaklaşıyorlar. Kuşku içlerini kemiriyor. İhanete uğrama olasılığı onları çıldırtıyor. Sonunda da işte böyle saçma sapan mesajlarla çıkış noktası arıyorlar.
Teşekkürler Cüneyt Çakır
18 Mayıs 2011 12:09