Şu bizim meslek ve bazı adamlar...
Antalyaspor-Galatasaray maçı nedeniyle haftalık yazı günümü kaydırma zorunluğu doğduğundan Sabah'ta Gürcan Bilgiç kardeşim benden önce yazdı.
Antalyaspor-Galatasaray maçı nedeniyle haftalık yazı günümü kaydırma zorunluğu doğduğundan Sabah'ta Gürcan Bilgiç kardeşim benden önce yazdı.
Hürriyet'teki son operasyonun ardından ortaya çıkan nevzuhur yazarlarından Kaan Koç, kendisini eleştiren ve uyaran Attila Gökçe Ağabeyimizi hedef alan çirkin bir yazı yayınladı.
Herhangi bir gazetede tek gün spor gazeteciliği yapmadan, Ercan Saatçi olayının ardından Hürriyet'e paraşütle inenlerden olan Koç'tan beklenebilecek olan da buydu. Çünkü durumunun ne kadar yersiz ve yakışıksız olduğunu o hepimizden iyi biliyor. O tedirginlik içinde çirkinleşiyor, başka şansı yok.
Ancak Gökçe'ye tepki gösterirken söyledikleri bütün sınırları aşacak nitelikteydi. Şair Küçük İskender'in 'Yaşlı şairlerin tabutlarını biz taşıyacağız, ona göre konuşup davransınlar' mealindeki sözlerini anımsatan Koç, aklı sıra Gökçe'ye dersini veriyordu. (Herhangi bir nedenle Küçük İskender'i referans göstermek yanlış anlamalara yol açabilir Koçum, dikkatli ol!)
Gürcan Bilgiç gerekeni söylemiş ama ben de ekleyeyim. Türkiye Spor Yazarları Derneği'ne 10 yılı aşkın süre başkan olarak hizmet vermiş, bu mesleğin en saygın isimlerinden olan Attila Gökçe Ağabeyimizin -Allah gecinden versin- tabutunu taşıyacak sağlamlıkta yüzlerce spor gazetecisi ve hatta binlerce okuru-dinleyeni her zaman bulunacaktır, sen işin o yanını hiç merak etme Koçum.
Daha önemlisi, Attila Gökçe Ağabeyimiz için emrihakkın vaki olmasından çok daha önce senin Hürriyet'teki defterin dürülür, bir bakıma tabutun kaldırılır. Ondan sonra da herhangi bir basın kuruluşunun önünden bile geçip geçemeyeceğini iyi düşünmen gerekir.
Başından beri uzak durmaya çalıştım ama durum beni çeşitli nedenlerle çok yakından ilgilendiriyor. Önce işin adını doğru koyalım: Ertuğrul Özkök'ün Hürriyet'te Esat Yılmaer'i gönderip yerine Ercan Saatçi'yi getirmesiyle başlayan gelişmeler, bugüne kadar spor basınına yapılan en üzücü saldırılardan biri oldu.
Sayın Özkök, buna benzer konularda çok orijinal fikirlere sahip olduğuna inanan biri. (Bunun bir örneğini TSYD seminerinde ortaya koymuş ve yalan transfer haberlerinden hoşlandığını söylemişti.) Öyle anlaşılıyor ki spor gazeteciliği dünyasında bir tıkanıklık gördü ve Hürriyet'te bunu aşabilmek için böyle bir hamle yaptı.
Olabilir. O kadar tutucu değilim. Tersine, buna benzer atılım ve değişimleri heyecanla karşılarım. Ancak kendisinin ve göreve getirdiği adamların, böyle bir yükün altından kalkabilecek donanımları olması koşuluyla...
İşe başladıklarından bu yana, dışardan insanların pek anlayamayacakları ama meslekten olanların rahatlıkla görebilecekleri rezaletler birbirini izliyor. İlginçlik sandıkları şeylerin büyük bir bölümü daha önce defalarca denendi ve hep fiyaskoyla sonuçlandı. Normal gazeteciliği bile doğru-dürüst yapabilecek kapasitesi olmayanların bunun çok ötesinde işlere soyunmaları acıklı-gülünç bir durum...
Minik bir örnekle yetinelim: Galatasaray Kulübü Başkanı Adnan Polat'ın iki günlük Mardin gezisi öteki bütün gazetelerde 8-10 fotoğrafla yayınlandı, Hürriyet'te tek satır ve kare çıkmadı! Bunun neresi ilginçlik, neresi gazetecilik! Var mı daha ötesi?
Şu da doğrudur: Hürriyet'e hak ederek gelen ve orada yazma imkanı bulan herkes öteki meslekdaşlarca kıskanılır. Amiral Gemisi olmanın getirdiği bir durumdur bu. 'Neye ben değilim de o' diye bakılır, ona göre değerlendirmeler yapılır. Ancak şu anda yaşanan durum bu değildir, fuzuli işgal sözkonusudur.
Her mesleğin birtakım gelenekleri, ilkeleri, özellikleri vardır. Spor gazeteciliğinde okuldan da yetişseniz usta-çırak ilişkisi, olmazsa olmazlardandır. Ancak bu şekilde mesleğin ilkelerini, geleneklerini, özelliklerini öğrenebilirsiniz. Öğrenemediğiniz zaman da Kaan Koç gibi olursunuz.
Onun gibiler, mesleksel donanımdan yoksunluklarının yanında yeterince zeki de değiller. Ercan Saatçi bunca yıldır Hürriyet'te yazıyor. Zekice bir değerlendirmesine tanık olmuş tek kişi var mı? Kaan Koç da birazcık zeki olabilse 'Attila Ağabey konumundaki birinin eleştirisi, benim için büyük bir onurdur' deyip işin içinden çıkar ve hepimizi fena halde ofsayta düşürürdü?
Mesleğimizi bilmiyorlar, donanımlı değiller, zekalarıyla ilgili belirtiler pek umut verici sayılmaz ve bu halleriyle Türkiye'nin en çok önemsenen gazetesinin spor sayfalarını bir yerlere taşıyabileceklerini sanıyorlar. Ha ha ha!
AVRUPA'DA HEP O ŞARKI!
Her sezon takımlarımız Avrupa maçlarına başlarken, o kupayı kazanabilecekleri yolunda iddialarda bulunulur. Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıkabilmeninse lafı bile olmaz, kolaylıkla başarılacaktır!
Grup kuraları çekildiğinde Beşiktaş için de aynı şeyler defalarca söylendi. Manchester United dışındaki rakipleri rahatlıkla geçip 2.tura yükselecekti Siyah Beyazlı takım...
Oysa gerçek bunun tamamen tersiydi. 4.kategoriden gruba Wolfsburg'un girmesi büyük bir şanssızlıktı. CSKA da kolay geçilebilecek bir rakip değildi... Ayrıca bugüne kadar yaşananlar da açıktı. Hep başaracağımızı ileri sürmüş ama bunu inanılmaz derecede düşük bir oranda gerçekleştirebilmiştik.
İşte bu kez de sonuç ortada... O günlerde kimlerin bu konuda neler yazdıklarını ortaya koymak epeyce eğlenceli olurdu...
Bu konularda gerçekleri anlatmaya çalışmak yerine büyüklere masallar alışkanlığından vazgeçmemek, bazılarımıza bir görev gibi görünüyor. Kolay gelsin.