Vatan Gazetesi Spor Yazarı Güntekin Onay, Avrupa’da bir kez daha ‘genel izleyici’ olan Türk futboluna yön veren kulüp yönetimlerine seslendi: “Şampiyon olamadı diye yollanan Daum’dan, daha zayıf kadroyla büyük başarılar bekleyen yönetim. Geçen yıl Meira, bu sezon Nonda’yı gönderip ‘Avrupa vizyonu’ diyen diğer yönetim..”
Anelka, Alex, Appiah, Aurelio, Tuncay gibi oyunculara sahip son yılların en kaliteli kadrosunu ligde şampiyon yapamadığı için teknik direktörünü gönderen, sonra aynı teknik adamı göreve getirip daha zayıf bir kadroyla büyük başarılar bekleyen bir yönetim..
Kadrosundaki Avrupa düzeyinde oynayabilecek güçlü ve tempolu oyuncularını satıp Roberto Carlos, Deivid, Alex gibi devamlılık sorunu olan fizik gücü yetersiz, yaşı ilerlemiş oyuncularla devam eden yönetim..
Bilica gibi 30 yaşına kadar sadece İtalya, Fransa ve Almanya 2. liglerinde oynamış, Romen ligi sonuncusundan Sivasspor’a gelmiş vasat bir oyuncuya F.Bahçe kalibresindeki bir takımın formasını giydirip ondan başarı bekleyen bir yönetim.
Kadrosundaki Avrupa düzeyinde oynayabilecek güçlü ve tempolu oyuncularını satıp Roberto Carlos, Deivid, Alex gibi devamlılık sorunu olan fizik gücü yetersiz, yaşı ilerlemiş oyuncularla devam eden yönetim..
Bilica gibi 30 yaşına kadar sadece İtalya, Fransa ve Almanya 2. liglerinde oynamış, Romen ligi sonuncusundan Sivasspor’a gelmiş vasat bir oyuncuya F.Bahçe kalibresindeki bir takımın formasını giydirip ondan başarı bekleyen bir yönetim.
***
Stoperleri yokken Hamburg maçı öncesi Meira’yı yollayan ve rakibine elenen; Avrupa’da oynayamayacak olan Jo’yu alıp da başka bir santrforu yokken Nonda’yı yollayan ve santrforsuz Atletico Madrid maçına takımı çıkartan ancak her fırsatta Avrupa vizyonundan bahseden bir yönetim.
Arama-tarama-araştırma yapmadan genellikle son günde gerçek değerinin çok üstüne yapılan yanlış transferler. Planlama ve organizasyon hataları. Kulüplerin kaynaklarını savurganca tüketen ve hatalarını örtbas etmek için daha da fazla israf yapan işbilmez yönetim zihniyetleri.. Sahi siz kimi kandırıyorsunuz?
PEKİ YA MEDYAMIZ?
UEFA sıralamasında ilk 30’da yer almadığımız halde kulüplerimizi ilk 10’da sanan, uluslararası hiçbir basın yayın organında ilk 50-100 yıldız futbolcu arasında bile gösterilmeyen futbolcularımızı dünyanın en iyileriyle karşılaştıran, gerçekçi hedefler yerine hayâl satan, analitik düşünceden uzak, günlük ve anlık değerlendirmeler yapan, kamuoyuna yanlış hedefler gösteren bazı yorumcu ve yazarlar.
7 kez Dünya, 6 kez de Avrupa Şampiyonası’nda final oynamış Almanya’yı ’Geçeriz’ demek, söylemek kadar kolay değil. Atletico Madrid’in 3 forveti 100 milyon Euro. Senin forvetin yok. Sonra “Bu takıma nasıl elendik?” diyenler var.
ÖNCE KENDİNİ BİLECEKSİN
Gerçek yerimizi bilmiyoruz. Evet, fark 20 yıl önceki gibi değil. Çok kapattık. Potansiyelimiz var. Ancak hâlâ o seviyede değiliz.
Almanya'da yetişmiş Hamit Altıntop’un haricinde Avrupa’nın üst düzey kulüplerinde forma giyen tek bir oyuncumuz yok. Sırbistan’ın sağ beki Chelsea’de, stoperi Man United’da orta saha oyuncusu Inter’de oynuyor. Krasiç, Messi ile kıyaslanmıyor ama bütün Avrupa peşinde! Boşnak Dzeko kalitesinde bir santrforumuz bile yok. Kimsenin adam yerine koymadığı Belçika Milli Takımı’nın stoperlerinden biri Bayern Münih’te diğeri Arsenal’de oynuyor.. Fellaini, Premier Lig’de saygı gören beğenilen bir oyuncu. Hazard’ı saymıyorum bile. Portekiz’in, Rusya’nın, Hırvatistan’ın, Fildişi’nin milli oyuncuları Avrupa’nın en üst düzey kulüplerinde oynuyor.
Buna rağmen bu ülkeler gerçek yerini biliyor. Ona göre hedef koyuyor. Bir İspanya, İngiltere, İtalya, Almanya ile kendini kıyaslamıyor.
Önce kendi yerimizi bilelim.
Büyük düşünür Aristo demiş ki “Tüm bilgeliklerin başı önce kendini bilmektir.”
Bu arada Spor Yazraları Mert Aydın, Mehmet demirkol ve Gökmen Özdemir de konuyla ilgili görüşlerini şöyle dile getirdiler:
MERT AYDIN
HAYAL GÖRÜYORUZ HAYAL
Aslında ne G.Saray’ın, ne de F.Bahçe’nin başarısız olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü medya olarak takımlarımızın eksik yönlerini zaafiyetlerini, transfer yanlışlarını görmeyip, oyuncularımıza payeler veriyoruz ve bir anda kendimizi her sezon Avrupa Kupaları’nda final oynarken hayâl etmeye başlıyoruz. G.Saray 2000’de UEFA Kupası’nı kazandı diye her yıl final oynamak zorunda değil. Keza F.Bahçe de bir sezon çeyrek final oynadı diye her sezon Avrupa’yı titretmek zorunda değil.
Kulüplerimiz istikrarlı bir kurum haline gelmediler. Ülkemizde çok büyük olmaları Avrupa’da da böyle olmasını gerektirmiyor. Sonra biz kendi hayâl alemimize dalıp her sezona Avrupa’da final hedefi ile başlıyoruz. Başlıyoruz ama en kritik maçlardan önce elimizde sol açık ya da santrfor olmadığını fark ediveriyoruz. Avrupa’da final sadece Brezilya Milli Takımı’ndan oyuncu almakla ya da son 3 sezonda zar zor 10 resmi maç oynayan oyuncuyu omuzlarda karşılamakla olmuyor.
MEHMET DEMİRKOL
Aslında ne G.Saray’ın, ne de F.Bahçe’nin başarısız olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü medya olarak takımlarımızın eksik yönlerini zaafiyetlerini, transfer yanlışlarını görmeyip, oyuncularımıza payeler veriyoruz ve bir anda kendimizi her sezon Avrupa Kupaları’nda final oynarken hayâl etmeye başlıyoruz. G.Saray 2000’de UEFA Kupası’nı kazandı diye her yıl final oynamak zorunda değil. Keza F.Bahçe de bir sezon çeyrek final oynadı diye her sezon Avrupa’yı titretmek zorunda değil.
Kulüplerimiz istikrarlı bir kurum haline gelmediler. Ülkemizde çok büyük olmaları Avrupa’da da böyle olmasını gerektirmiyor. Sonra biz kendi hayâl alemimize dalıp her sezona Avrupa’da final hedefi ile başlıyoruz. Başlıyoruz ama en kritik maçlardan önce elimizde sol açık ya da santrfor olmadığını fark ediveriyoruz. Avrupa’da final sadece Brezilya Milli Takımı’ndan oyuncu almakla ya da son 3 sezonda zar zor 10 resmi maç oynayan oyuncuyu omuzlarda karşılamakla olmuyor.
MEHMET DEMİRKOL
LILLE'İN BURSA'DAN FARKI YOK Kİ!
Esasında F.Bahçe ve G.Saray Türkiye’de de başarılı değil. Son dakikalarda atılan goller ve yenilenler ile başarı veya başarısızlık son zamanlarda belli olmaya başladı. Aslına bakarsanız Bursaspor ile Lille arasında bir fark yok. Bizim kafamızdaki G.Saray ve F.Bahçe fikri ile gerçek bambaşka. Biz tamamen illüzyona inanıyoruz. ‘Bu formalar ne olursa olsun kazanır’la değil, oynayarak kazanmalı.
Oynatamayacağın bir santrfor alıyosun, elindeki forveti yolluyorsun bu ciddi bir başarısızlık. Diğer yandan Selçuk’tan iyi olmayan Cristian’a 5 milyon Euro veriyorsan Avrupa’da bu kadar gidersin, daha fazlası da olmaz.
GÖKMEN ÖZDEMİR
Esasında F.Bahçe ve G.Saray Türkiye’de de başarılı değil. Son dakikalarda atılan goller ve yenilenler ile başarı veya başarısızlık son zamanlarda belli olmaya başladı. Aslına bakarsanız Bursaspor ile Lille arasında bir fark yok. Bizim kafamızdaki G.Saray ve F.Bahçe fikri ile gerçek bambaşka. Biz tamamen illüzyona inanıyoruz. ‘Bu formalar ne olursa olsun kazanır’la değil, oynayarak kazanmalı.
Oynatamayacağın bir santrfor alıyosun, elindeki forveti yolluyorsun bu ciddi bir başarısızlık. Diğer yandan Selçuk’tan iyi olmayan Cristian’a 5 milyon Euro veriyorsan Avrupa’da bu kadar gidersin, daha fazlası da olmaz.
GÖKMEN ÖZDEMİR
NERDEN BAKSANIZ DÜZEN ÇARPIK
Aslında önceki gece böyle olacağını hepimiz biliyorduk da bir umut bekliyorduk... Türkiye ile Avrupa arasındaki farkı sadece sahada hissediyoruz. Oysa ki konu futbol olunca sahanın dışına da bakmamız lazım. Yanlış mantalite, yanlış tercihler, yanlış yapılanma bize yanlış beklentiler yüklüyor.. Bununla paralel hak ettiğimiz doğru sonuçları alınca şaşırıyoruz. İşte ilginç olan bu aslında.. Duygusal ve maddi olarak sömürülen taraftarlar, buna aracı olan biz medya, kendilerini dev aynasında gören kulüpler.. Nerden baksanız düzen çarpık işte..
Perşembe gecesi 250 milyon Euro’yu çöpe attık aslında.. Dünya Kupası’nda yokuz, Avrupa Kupaları’nda yokuz, dünyanın önemli kulüplerinde oynayan futbolcularımız yok. Peki biz bu paraları nereye harcıyoruz. Futbol Federasyonu artık samimiyetle sopayı eline alıp ülkeye futbol için kriterler getirmeli. Sorumluluk almanın tam zamanı, ne dersiniz?
Aslında önceki gece böyle olacağını hepimiz biliyorduk da bir umut bekliyorduk... Türkiye ile Avrupa arasındaki farkı sadece sahada hissediyoruz. Oysa ki konu futbol olunca sahanın dışına da bakmamız lazım. Yanlış mantalite, yanlış tercihler, yanlış yapılanma bize yanlış beklentiler yüklüyor.. Bununla paralel hak ettiğimiz doğru sonuçları alınca şaşırıyoruz. İşte ilginç olan bu aslında.. Duygusal ve maddi olarak sömürülen taraftarlar, buna aracı olan biz medya, kendilerini dev aynasında gören kulüpler.. Nerden baksanız düzen çarpık işte..
Perşembe gecesi 250 milyon Euro’yu çöpe attık aslında.. Dünya Kupası’nda yokuz, Avrupa Kupaları’nda yokuz, dünyanın önemli kulüplerinde oynayan futbolcularımız yok. Peki biz bu paraları nereye harcıyoruz. Futbol Federasyonu artık samimiyetle sopayı eline alıp ülkeye futbol için kriterler getirmeli. Sorumluluk almanın tam zamanı, ne dersiniz?