Eskiden, bizim futbolcuları çok narin bulur; her ikili mücadele yerlere uzanmalarından, “Nazlılar” diye şikayetçi olurduk. Avrupa maçlarından örnekler verir; ikili mücadelelerde ayakta kalmayı beceren futbolcuların dirençlerini över dururduk.
Ama Türkiye’de futbol o denli sertleşti ki; kapı gibi olsan bile, ayakta kalmak mümkün değil... Beşiktaş’ın yeni transferleri; Sivas’la yapılan özel maçtaki aşırı sertliği görünce şaşmış ve gözleri korkmuştu. Maç sonundaki açıklamalarıyla, bu sertliği protesto etmişlerdi..
Gerçekten de futbol, Türkiye’de çok gaddar oynanıyor. Rakibi durdurmak adına, her müdahalemiz çok sert ve hatta art niyetli... Gaddarlık, neredeyse kural olmaya başladı. Doğrudan topa müdahale, pres ya da kademeyle engellenecek tüm atak girişimleri; artık açık (Hatta kasdi) faullerle durduruluyor. Bunlar, maçların seyir zevkini de bozdu.
Beşiktaş’ın İstanbul Büyükşehir Belediye maçında Guti’nin arka arkaya maruz kaldığı seri ve acımasızs faullere, ben bile isyan ettim. Kasap gibi oynamaya başladık.
Takımlarımıza bakın... Sakatlıktan geçilmiyor. Bazen takımın yarısı bile ortadan yokoluyor. Kadro kurmakta zorlanan ekiplerimiz var. Bütün iyi oyuncuları devre dışı bırakıyoruz, Nereye kadar?
Kulüpler mi, hocalar mı, federasyon mu, yoksa hepsi birden mi bilmiyorum; birileri bu katliama dur desin. Avrupalı savunma oyuncusu, rakibin ne yapmak istediğini öğrenip ona göre müdahale etme fırsatını kolluyor. Bizimkiler, kafadan tekmeyi yapıştırıyor. Bu böyle sürmez, sürmemeli...
KORUMA YUMRUĞU BAŞKA, SALDIRI TEKMESİ BAMBAŞKA!
Ümit Özat’ın, gol sevinci sırasında tribünden atlayan ve uçan tekmeyle üstüne gelen taraftara yumruk atması; korunma içgüdüsüyle oluşan bir şartlı refleks... Karşılık vermesini bir ölçüde anlayışla karşılayabiliriz. Ama darbesiyle yere düşen saldırganı tekmelemesi; haklı olduğu noktada çizmeyi aşmasına yol açtı. Zaten hakem tarafından tribüne gönderilmesine; attığı yumruk değil, o tekme yol açtı. Keşke yapmasaydı. Ankaragücü’nün bir türlü sorunlardan arınmayan huzursuz kulüp yapısı; Özat’ın kaç zamandır psikolojisini bozup duruyordu. Kulübede durmadan “Ya sabır” tespihi çekmesi bu yüzdendi. Bir yerde ve bir şekilde patlayacağı belliydi. Hocayı, takımı, kulübü, taraftarı bu duruma getirenler utansın.
F.BAHÇE'YE FAIR-PLAY ÖDÜLÜ GEREK!
F.Bahçe yönetiminin uzun zamandan beri hayata geçirdiği, ama pek reklamı olmayan örnek bir uygulaması var. Saraçoğlu Stadı’na gelen deplasman takımı taraftarlarına, her maçta kumanya dağıtılıyor. F.Bahçe-Trabzon maçı için gelen bordo-mavili taraftarlara da; içinde meyve suyu, içme suyu, kraker, bisküvit gibi yiyeceklerin bulunduğu kumanya dağıtıldı. Kumanya paketine, F.Bahçe yönetiminin “Hoşgeldiniz” diyen şık bir notu da yerleştirilmiş.. Bence çok güzel ve imrenilecek bir uygulama. Kulübü, Fair-Play ödülüne aday olarak öneriyorum. Umarım; Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi, bir G.Saray maçıyla başlayan bu güzel geleneği, ödül listesine alır. Çünkü hak ediyorlar.
Sertlik ve mertlik!
01 Şubat 2011 11:22