İlk iki maçında 5 puan yitirmiş Kasımpaşa, ilk maçta 3 puan bırakan Beşiktaş karşısına daha umutsuz çıkması gereken takımdı. Beşiktaş büyük hedeflere ulaşmak zorunda da olduğu için çok daha
çalışkan, üretken, istekli olmalıydı.
Buna karşın maçı şişirerek oynamaya giriştiler. Sanki isteksiz yerine getirdikleri zorlama bir işi yapar gibiydiler.
Merthan’ın 7.dakikadaki golünü yerken savunması ile ayakta duran bir takım özelliğini de yitirdiklerini bağırdılar. 21.dakikadaki ikinci gol buna bir ekleme daha yaptı: Kaleci Ramazan hikaye idi! Hoffenheim’in onu neden oynatmadığı, üç paraya neden verdiği belliydi. Sanırım Kasımpaşa’nın hücum iştahını artıran da onun varlığıydı.
Az sonra bir de penaltı yaptı savunma! 26.dakikada 3-0 geri düştü savunmayı unutmuş takım. Üç gol olana değin rakibe hücum alanı açarak oynamaktaydılar. Bu acı skorun altından kalkmak için kalabalık yüklenirken daha da geniş alanlar bırakmaya başladılar! Kasımpaşa attıkları ile doymuş ve de işi bitirdiğine inanmış olmalı ki geniş alanları kullanırken savurganlaştı, fırsatları değerlendirmede ciddiyetini yitirdi. Beşiktaş 99 pasta hücum ettiği için de savunmasında hata yapmadan oyunu sürdürdü. Beşiktaş rakibine savunma şansı vermeden tek paslarla yaptığı ilk atakta golünü buldu.
Holosko ile Necip’in katılması ve akılların başa gelmesi Beşiktaş’ın ikinci yarıda daha dinamik ve çalışkan olmasını sağladı. Ancak bu kazanımların yanına beceri ve yaratıcılık da eklenmeliydi. Bunlar olmadığı için kurulan baskı istenen golleri getirmedi.
Dünün gerçeği şuydu: Beşiktaş devre arası çalışmalarında ligin ilk yarısındaki gol atma sıkıntısını gideremediği gibi, bunun yanına bir başka sıkıntı, savunma sorununu eklemişti. Ve Nihat da, Yusuf da, Tello da hala evet hala uyanmamışlardı.