Steaua Bükreş'in sahibi Becali 'Kulüp de benim, stat da' diyerek kendisine karşı olan 7 bin taraftarı maça sokmadı.
Dedektif gibi çalışarak tribün görüntüleriyle tespit ettiği isimlerini kulübün sitesine yazdı. Maç biletlerini de 'Ne olur ne olmaz, onlar alırlarsa' diyerek 'Kendi adamlarına verip' üzerine isimlerini yazdırdı. Kapıda da kaçan olmasın diye nüfus kağıtlarıyla kontrol ettirdi.
Sakatlığın hayırlısı olmaz ama Semih'in oynamaması Özer'e yaradı. Semih de Lugano gibi 'oynarım' dese Özer yine yedek kulübesine oturacaktı. O sakatlık Kazım'a da yaradı. Herkesin daha iyi oynar dediği yerde santrforda şans buldu. Yoksa yine Gökhan'ın önünde kanatta oynayıp saç baş yolduracaktı.
Özer konuşulduğu kadar varmış. Alex'in rolünü, top kazanma, pres yapma, hücuma destek verme görevini iyi yaptı. Mehmet Topuz da kanatta daha hareketliydi. Kazım gibi geriye oynamadığı için oyuna tempo getirdi. Alex gelince Fenerbahçe'nin kanatları Topuz ve Özer ile çok farklı olur. Çıkar Kazım'ı koy Güiza'yı, gerçek takımı seyret.
Brezilya milli takımında sol bek, Fenerbahçe'de hücumcu olan Santos'un kafası karıştı. Güçsüz ve isteksiz. Böyle giderse Fenerbahçe'de değil Brezilya'da da forma bulamaz. Kazım santrforda takım için en azından daha yararlı. Frikik ve penaltı yaptırma özelliği var. Toplara da iyi vuruyor. Pivotluk da yapıyor. Attığı gol diri kalmasının ürünüdür. Ancak Güiza ve Semih varken oynaması zor.
Maç öncesi bir puan hesapları yapan Fenerbahçe akıllı ve kaliteli futboluyla 3 puanı alarak grubunda lider oldu. Ben Emre ve Gökhan'a bayıldım. Emre takımı orta sahada muhteşem yönetti, Gökhan tam bir cengaverdi. Tabi Özer de. Daum'un bundan sonraki işi daha da zor. Zorla formayı alan Özer'i kulübede zor oturtur.
Sakatlık olmasa böyle olmazdı!
23 Ekim 2009 12:40