Eskişehirspor'un yeni teknik direktörü Ertuğrul Sağlam Yağız Sabuncuoğlu'na çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Röportaja ilk olarak Eskişehirspor taraftarının belki de en merak ettiği soruyla başlamak istiyorum. Bursaspor'a gittiğiniz gün hedefinizi Şampiyonluk olarak belirleyip bu hedefinize ulaşan ikinci Anadolu takımı ve hocası olarak tarihe geçmiştiniz. Eskişehirspor ve Ertuğrul Sağlam'ın bu sezon ve gelecekteki hedeflerini sorsak neler söylemek istersiniz?
Öncelikle taraftarlar ve kulüp olarak bilmemiz gereken bir şey var. Henüz başkanıyla, hocasıyla yepyeni bir yapılanma çerçevesinde yola çıkıyoruz. Öncelikle fair-play ruhuyla mücadele eden, herkes tarafından sempati duyulan bir Eskişehirspor yaratma hedefindeyiz. Sportif anlamda hedeflerimize bakacak olursak camia ve taraftar şampiyonluk istiyor fakat bunu telaffuz etmemiz için henüz çok erken. Ama güzel bir yapılanma ile ilerleyen dönemlerde, her sene güçlenen bir Eskişehirspor’la bunu da telaffuz etmeye başlayabiliriz. Ama bugün bunu telaffuz etmek hepimizi baskı altına alır. Ama şunu garanti edebilirim ki geçmiş dönemlerdeki Eskişehirspor’dan daha iyi bir Eskişehirspor olmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Kazansak da kaybetsek de taraftarımızı memnun eden bir takım olmak istiyoruz. Hem şehirde hem de takımda bu söylediklerimizi yapabilecek potansiyel fazlasıyla mevcut diyebilirim.
Eskişehirspor yeni başkanı Mesut Hoşcan başkanlık koltuğuna oturur oturmaz sizi göreve getirdi. Daha önceden bir anlaşma yapılmış mıydı?
Kongreden önce Eskişehirsporlu yöneticiler ile konuşup anlaşmıştık. Hatta o dönemlerde kongre henüz gerçekleşmeden birkaç tane daha takımdan ciddi şekilde teklifler almıştım. Ama Eskişehirspor’a verilmiş bir söz olduğu için o teklifleri ciddiye almadım. Ardından kongrede Mesut Hoşcan başkan olunca, daha önce konuştuğumuz gibi Eskişehirspor ile sözleşmeyi imzaladık.
Bursaspor ve Eskişehirspor birçok yönden benzerlik taşıyan iki kulüp olarak nitelendirilebilir. Fakat belki de Bursaspor'un açık ara önde olduğu Altyapının kalitesi Eskişehirspor'da maalesef yok. Son yıllara bakıldığında Eskişehir gibi bir futbol şehri, Ömer Çatkıç ve Alper Potuk dışında oyuncu çıkarmayı başaramadı. Şehirde ve takımda olan bu Altyapı sorununa çözüm bulmayı düşünüyor musunuz?
Altyapı olayı başlı başına bir organizasyondur. Kulübe gelir gelmez başkan ile bu konuyu konuştuk ve akabinde Eskişehirspor’un efsanevi yıllarındaki takım kadrosunda bulunan, bizimde hocamız olan Kamuran Yavuz’u altyapının başına getirdik. Altyapı adına bu önemli bir hamledir. Fakat Eskişehirspor, altyapı tesisleri ve A takım tesisleri olarak büyük hedefler koyabilecek yeterlilik de değil. Ama gelecekte takımında alacağı sonuçlarla orantılı altyapı sorununun yavaş yavaş çözüleceğini umuyorum. Bunun dışında takımların en önemli vizyonu iyi bir stadyum ve tesislerden geçiyor. Eskişehirspor bu konuda yeterli seviyede değil. İnşallah ilerleyen dönemlerde bu sorunlarda giderilecektir.
Beşiktaş, Bursaspor ve son olarak da Eskişehirspor. Bu üç takıma bakıldığında ortak özellikleri şüphesiz taraftarlarının ve tribünlerinin gücü. Bir takımdan teklif aldığınızda bu kriterlere bakıyor musunuz yoksa bu durum tamamen tesadüf mü?
Kesinlikle tesadüf değil. Bir teklif geldiğinde öncelikle belli bir futbol kültürü olan, bunun yanında futbolda başarıya gidebilecek değerler ve gücü teklif gelen kulüp bünyesinde barındırıyor mu? Ve en önemlisi de şehrin futbola bakış açısı ne düzeyde bunlara dikkat ediyoruz. Boş olduğumuzda gelen birçok teklifi de bu yüzden nazikçe geri çevirdik. Eskişehirspor’a gelmemin altında da yukarıda belirttiğim nedenler yatıyor diyebilirim.
Eskişehirspor’da göreve başladığınız ilk günlerde ''Ben olsaydım Alper Potuk'u sattırmazdım'' demiştiniz. Bu cümlenizi bizler için biraz daha açın desek ve Eskişehirspor’un bundan sonraki benzer olaylardaki tutumunu sorsak neler söylemek istersiniz?
Alper Potuk, kalitesi ve takımın ihtiyaçları bakımından bakarsak bu kadroda olması gereken bir oyuncuydu. Fakat transferde belli dengeler vardır. Eğer bir oyuncu değerini buluyorsa ve kulüp menfaatleri karşılanıyorsa bu transfere karşı çıkmam. Bundan sonrada böyle olacak fakat eğer bir takım ben ligin zirvesini zorlayacağım, şampiyonluğa oynayacağım diyorsa minimum düzeyde oyuncu kaybedip kadrosunu her zaman korumak zorundadır ve para için oyuncularını satmamalıdır. Çünkü sen hem önemli oyuncularını lig içindeki rakiplerine satarsan ve bu takımlarla yarışacağım dersen bu komik olur. Bir kulüp olarak büyüyeceksen belki de ilk şart bu söylediklerimden geçer. Ama şunu da belirtmeliyim ki taraftarımız hiç merak etmesin, her geçen gün büyüyen bir Eskişehirspor yaratacağız.
Veysel Sarı ve Erkan Zengin başta olmak üzere birçok oyuncunuza çeşitli teklifler olduğunu biliyoruz. Bu oyuncular takımda kalacak mı yoksa ayrılacaklar mı?
İki oyuncumuzun da birer sene daha sözleşmeleri var fakat son bir yılının içinde olan sözleşmeler genelde kulüpler için tehlike arz etmektedir. Ama şehrin bizden beklentisi ve verdiğimiz sözler çerçevesinde duruma bakacak olursak, elimizdeki kaliteli oyuncuları satmamamız gerekiyor. Şu andaki görüşümüzde bu doğrultudadır. İki oyuncuyu da kesinlikle satmayı düşünmüyoruz.
Takımın başına geldikten sonra şüphesiz eksik bölgeler az çok kafanızda oluşmuştur. Ertuğrul Sağlam bu transfer döneminde hangi bölgelere transferler yapmayı düşünüyor?
Geçen seneki kadrodan Alper Potuk ve Rodrigo Tello’nun takımdan ayrılmasından sonra bu iki arkadaşımızın bölgesinde doğal olarak eksiklikler oluştu. Bu iki önemli oyuncunun yerini acilen doldurmamız gerekiyor. Aldığımız referanslar ve bilgilerden sonra takımda görev bekleyen genç ve yetenekli arkadaşlarımızın olduğunu öğrendim. Geçen sene çeşitli sebeplerden dolayı bu potansiyellerini gösterememişler. Kamp döneminde genç arkadaşlarımızı da yakın takibe alacağım. Eğer bize katkı sağlayacak kapasitede olurlarsa önümüzdeki sezon onları da takıma tekrardan kazandıracağım ve şans vereceğim.
Bursaspor'da görevi bıraktıktan sonra bir süre Güney Amerika'da kaldığınızı ve oyuncu izlediğinizi duymuştuk. Oradaki izlenimlerinizden ve gözlemlerinizden sonra buraya getirmeyi düşündüğünüz yeni Batalla'lar, Pinto'lar var mı?
Bir süre dediğiniz gibi Güney Amerika’da kaldım. Tabii ki aklımıza ve listemize yazdığımız oyuncular oldu. Bilhassa Arjantin’de çok yetenekli oyuncular var. Bu oyuncuları izlediğimiz maçlardan sonra tespit ettik. Fakat bu transferleri gerçekleştirmemiz için gerekli kaynakları da bulmamız gerekiyor. Yeni bir yönetimimiz var ve mali sıkıntıları çözmek için çalışıyorlar. Birkaç gün içinde ekonomik tablo ve bütçemiz ortaya çıkacak. Bizde akabinde listemizdeki oyuncular hakkında radikal kararlar almaya ve transfer yapmaya başlarız diye düşünüyorum.
Peki, yurt içinden veya eski takımınız Bursaspor'dan almayı düşündüğünüz isimler var mı?
Bursaspor’dan herhangi bir oyuncuyu buraya getirmeyi düşünmüyorum. Yurtiçine bakacak olursak tabii ki beğendiğimiz ve transfer etmeyi istediğimiz isimler var. Yabancı kontenjanı sorunu çoğu takımda olduğu gibi bizde de var. Bu yüzden Türk pasaportlu oyuncular almaya çalışacağız. Yabancı olarak bir oyuncuyla anlaşabiliriz. Taraftarda Alper Potuk’un yerini doldurmamız için büyük bir beklenti içinde. Eğer kaliteli bir oyuncu bulursak o bölgeye transfer yaparız. Fakat istediğimiz düzeyde oyuncu bulamazsak transfer yapmak için transfer yapmayacağız. Takım içinden o bölgeyi doldurmaya çalışacağız.
Gelecekte veya yakın dönemde Milli Takım hocalığı yapmak gibi bir hedefiniz, hayaliniz var mı?
Milli takım hocalığı her hocanın hayali ve beklentisidir. Bende o kutsal görevi yapmak için ilerleyen senelerde de beklemeye devam edeceğim. Ama şu an itibariyle öyle bir beklentim olsa Eskişehirspor’a gelmek yerine o görevin teklif edilmesini beklerdim. Abdullah Avcı’da bizim arkadaşımız. Umuyorum ki önümüzdeki maçlarda tekrardan güzel sonuçlar almaya başlayacaklardır. Türk Futbolu’nun belki de en büyük sorunu istikrarsızlık ve devamlılıktır. Abdullah Avcı’ya herkes güvensin ve arkasında dursun. Çünkü kendisi gerçekten iyi bir antrenör ve bu sert eleştirileri hak etmiyor.
Peki, hocam o dönemde Milli Takım’dan veya Beşiktaş’tan bir teklif aldınız mı?
Milli Takım’dan herhangi bir teklif almadım. Beşiktaş’tan ise resmi bir teklif gelmedi ama aracılarla teklif geldiğini söyleyebilirim. Ama bu iki takımdan herhangi bir resmi teklif yoktu.
Bir Üniversitede katıldığınız söyleşide, Bursaspor'dan ayrıldıktan sonra Avrupa'da çalışmayı düşündüğünüzü söylemiştiniz fakat bu gerçekleşmedi akabinde Eskişehirspor'un başına geçtiniz. Ne oldu da bu kararınız değişti?
Avrupa’da takım çalıştırma hedefim hala devam ediyor. Ama şu anda tüm enerjimi ve konsantrasyonumu Eskişehirspor’un başarısı için harcayacağım. Ondan sonraki dönemlerde ne olur bilmiyorum ama bu hedefimden vazgeçmediğimi söyleyebilirim.
Genel anlamda, Bursaspor kariyerinizde yapmış olduğunuz yabancı transferler birkaçı dışında tutmadı gibi gözüküyor. Sizce bu yapılan başarısız yabancı transferlerinin nedeni neydi?
Dünya’da hiçbir antrenörün veya kulübün transferde %100 başarıya ulaştığını düşünmüyorum. Transfer risk işidir. Basın olarak hep verim alamadığımız oyuncular ön plana çıkarılıyor. Fakat benim dönemimde transfer ettiğimiz bir çok oyuncudan maksimum verim almayı da başardık. Örneğin; Basser’i de biz aldık, Batalla’yı da biz aldık, Belluschi’yi de biz aldık, N’diaye’de biz aldık. Kaldı ki o başarısız olarak görülen bizim transferlerimizle Şampiyon olduk, üçüncü olduk ve Avrupa Kupaları’na gittik. Bunlardan nedense hiç bahsedilmiyor. O yüzden bu tarz eleştirileri doğru bulmuyorum.
Beşiktaş ve Bursaspor başındaki Şampiyonlar Ligi maceralarınızın çok da başarılı geçtiğini söyleyemeyiz. Bu başarısız dönemlerden sonra kendinize özeleştiri yaptınız mı? Sizce ana sorun neydi?
Beşiktaş ile o dönemde şanssız mağlubiyetler aldık. Fakat son ana kadar, kısıtlı kadromuza rağmen gruptan çıkma iddiası ile maçlarımıza çıktık. O yüzden ben Beşiktaş ile olan Şampiyonlar Ligi maceramı başarısızlık olarak görmüyorum.
Bursaspor’a gelecek olursak da bizim amacımız Şampiyonlar Ligi’nde başarılı olmak değildi. Zaten bu doğrultuda transfer dahi yapmadan lige katıldık. Amacımız Şampiyonlar Ligi’nde var olup gelecek ekonomik katkı ile kulübü düzlüğe çıkarmaktı. Belki de bu kararı alarak, kulüp menfaatleri için kendi hocalık kariyerimi de riske attım. Ama kulübün borçlarını azaltmak adına yaptığımız fedakarlıklarla Bursaspor’un geleceği garanti altına alındı. O yüzden onu da başarısızlık olarak görmüyorum hatta kulübün gelecek yıllarını kurtardığımız için büyük bir başarı olarak görüyorum.
Son olarak da lig özelinde bir soruyla röportajın finalini yapmak istiyorum. Ligimizdeki takımların hocaları sizde dahil olmak üzere genelde Beşiktaş menşeili. Bunun sizce özel bir nedeni var mı? Neler söylemek istersiniz?
Denk geliyor olabilir. Fakat ben asıl olarak burada Süleyman Seba ismini söylemek istiyorum. Onun o dönemde bizlere verdiği futbol görüşü ve ahlakı bizim bugünlere gelmemiz de en önemli faktörlerden birisidir. Zaten bakıldığında bugün var olan bütün Beşiktaş menşeili antrenörlerin Süleyman Seba’lı dönemleri yaşadığını görüyoruz. Bu durumu da ona bağlayabiliriz.
(Yağız Sabuncuoğlu)
Sağlam'la dobra dobra
11 Temmuz 2013 18:38