Belediye maçı bitti, Fenerbahçe İkinci Başkanı Nihat Özdemir tüm medya mensuplarına hakemi şikayet etti. Yedi maçtır takımı kazanamamış... Başkan, soyunma odalarından çıkmamış... Teknik adam, haftalardır doğruları bulamamış... Ama Nihat Özdemir'e göre Aydınus, "Fenerbahçe düşmanı."
Bu beyanın arkasından yürüyecek kimseyi bulamamaları bile, nasıl bir strateji yanlışı içinde olduklarını gösteriyor. Ardından Aziz Yıldırım, kulübün dergisinde şampiyonluk sözünün kişisel değil, kulübün iddiası olduğunu vurguluyor. "Üç sene üst üste şampiyon olacağız" derken, aslında öyle demek istememiş mi yani... Ya da Akşam gazetesine verdiği röportajda bu sözlerini tekrarlamamış mı biz mi yanlış okumuşuz...
Fenerbahçe taraftarının gözünde 'hatasız kul' olmak için, kendi medyalarında ya da iliştirilmiş yazarlarında "Başkanın suç yok" mealinde yorumlar geliyor şimdi de... Taraftar sitelerine bakıyorsunuz, bedelsiz bilet dağıtımında artış var. Tribünlere önlem alınıyor. Maç kaybediliyor, "Zico" tezahüratı yapılıyor. Antalya maçında olabilecek ters bir sonuç sonrasında, olabilecek 'uygunsuz' davranışlara balans ayarı mı yapılacak? Ben sadece takımın çivisinin çıktığını sanıyordum, meğerse ateş bacayı fena halde sarmış.
KOCAMAN'I ANLAMAK
Aykut Kocaman sportif direktörlük görevini kabul ettiği gün, bence bu olayları yaşayacağını biliyordu. "Artık yetkiler profesyonellerde" sözünün, Aziz Yıldırım'ın başkan olduğu bir kulüpte ne kadar geçerli olacağını merakla izliyorduk.
İlk krizde başkan, "Değişim" veya "Kurumsallık" kimliğini hemen askıya astı. Aslında öyle şeyler olmadığını bilen bizler için sürpriz olmayan bu tavır, başkanın ağzından çıktığından dolayı bu terimleri ciddiye alanlar için şaşkınlık unsuru oldu. Kocaman aylar önce, "50 yıllık refleksleri bir anda silip atmak mümkün değil. Sportif direktörlükteki yetki sınırı zamanla kişilik kazanacak" demişti. Yani o zaman biliyordu bu olacakları. Geçiş süreci içindeki sancıları atlatıp, zamanla sınırlarının genişleyeceği beklentisindeydi.
Dün de yaptığı açıklamalarda bunu vurgulamaya çalışıyor. Temeli olmayan bir görevde, neleri sağlamlaştırmaya öncelik vereceğinin hesabındaydı. Ve takımın bulunduğu durum da Daum'a karışmasının söz konusu olamayacağını ısrarla belirterek, "Ortak noktamız Fenerbahçe'nin başarısıdır. Bu konuda fikir tartışmaları yapıyoruz" dedi. Aykut Kocaman, travmaların yaşandığı şu günlerde Fenerbahçe'de lekesiz kalabilen tek unsur. Hiç olmazsa dediğini yapıyor. Ve yine hiç olmazsa en doğru o konuşuyor. Aklında tilkiler dolaşmayan tek kişi o.
Son 10 günde yaşananların, bulunduğu göreve ve yılların saygınlığına vurduğu darbeye rağmen, "Sezon sonu bir karar veririm" diyerek, istifasının yeni bir krize neden olmasını istemiyor. Aykut Kocaman'ı anlamak o kadar zor değil. Biraz gönül gözü ve biraz da Aziz Yıldırım ile Daum'u tanımak yeterli.
ŞAMPİYONLUK İÇİN...
Fenerbahçe şampiyonluk yarışında iddiasını koruyor. Hem de rakiplerinden daha güçlü bir şekilde. Sadece bu iddiayı taşıyacak motivasyona sahip değiller. Şiddetli bir güven erozyonu yaşanıyor.
Önce başkana, sonra da tribünlere sıçrayan bu panik, Belediye maçında da takımı sardı. Yeniden ayağa kalkmalarının tek yolu, yeniden birlikte olmak. "Asarım, keserim" edebiyatı bu oyuncuları bir yere getirmiyor. Ya asacaksın, (Ki Kazım olayında olduğu gibi. Nasıl bütün takım bir anda hizaya geldi), ya da bu tımarı gerektiği gibi yapacaksın. Fenerbahçe'ye gereken, oyuncular arasındaki "saklambacı" bitirmektir. Hepsi tepkiden korkuyor. Bu yüzden sorumluluk almıyorlar. Daum
'un antrenman disiplini iflas etmiş durumda, fizik olarak kötüler. Bunu aşmak için sahada disiplin şart. Daum, sisteminde veya tertibinde değişiklik yapmak zorunda. İşler iyi gitmiyor ama aynı isimler sahada, aynı düzen tahtada yazılı. Aldığı paranın veya yılların tecrübesinin hakkını vermesi gerekiyor. Çıkış yolu bulmak öncelikle onun görevi.
Başkan, gölgesini Samandıra'dan bir an önce çekip, teknik adam ve futbolcularla olan ilişkisini makul düzeye getirmeli. Elbette konuşacak, kızacak veya övecek. Ama her şeyin yeri ve zamanı var. Bunlar hep mi yanlış olacak. Fenerbahçe taraftarı şampiyonluk istiyorsa, takımı ve oyuncularını öfkesinden arındırmak durumunda. Sahada mücadele edenlere haklarını vermeliler. Sonuç ne olursa olsun. İyi taraftarlık kötü günlerde yapılacak destek ile belli olur. İyi günde herkes taraftar çünkü.
Sadece çivi çıkmadı
04 Mart 2010 11:02