Beşiktaş'a karşı; rakipleri hücumu ve golü düşünerek oynayınca maçlar bol gollü ve kaliteli oluyor. Geçen hafta Kasımpaşa, dün de Eskişehirspor olduğu gibi...
Dün yine kaliteli, zevkli, heyecanlı ve bol gollü bir maç izledik. Bunda, 0-2 geriye düşmesine rağmen maçı bırakmayan, inatla üç puanı kovalayan Beşiktaş'ın yanısıra Rıza Hoca'nın yürekli takımı Eskişehir'in de rolü vardı. Kendi evinde ilk yirmi dakikada 0-2 mağlubiyetten, 3-2'yi yakalamak çok kolay iş değil. Hele Eskişehirspor gibi orta sahada iyi basan ve çok oyuncuyla gol arayan takım karşısında..
Peki bütün bunları yapan takım, Beşiktaş'a nasıl yenildi diyeceksiniz, cevabı çok basit; Beşiktaş'ın inanılmaz kazanma hırsı...
Ferrari, belki de Beşiktaş'taki en kötü futbolunu oynadı dün. Yenilen ilk golde de inanılmaz hatası vardı. İbrahim Toraman, defansın göbeğine geçtikten sonra daha derli toplu bir defans izledik. Mustafa Denizli'nin değişiklik hamleleri de son derece isabetli ve yerindeydi.
Artık hedefe çok az kaldı. Bu saatten sonra kaybedilecek puanın, yenilen ve atılan bir golün bile çok büyük anlamı var. Bu galibiyet şampiyonluk yolundaki Beşiktaş'a üç puanın yanında büyük moralde getirdi. Dün üç gol atan Beşiktaş, attığının iki mislini de kaçırdı. Özellikle ikinci yarıda sahada inanılmaz arzuyla sadece ve sadece kazanmayı isteyen bir Beşiktaş izledik. Hemen belirtelim; Eskişehirspor 2-0 öndeyken, inanılmaz bir kurtarış yapan Rüştü olmasa, maç 3-0 olacak ve belki de her şey bitmiş olacaktı..
Özetle Beşiktaş, Şampiyonluk yolunda çok zor ama büyük bir engeli aştı. Maçın hakemine gelince; yenilen ilk golde Ferrari'ye yoğun faul ısrarları vardı ama hiçbir şey yoktu. Verdiği penaltıda yüzde yüz haklıydı.
Not: Bundan önce Rüştü'yü bir türlü içine sindiremeyen Beşiktaşlı taraftarların nihayet dün 'Rüştü buraya..' tezahüratlarıyla çağırıp, bağırlarına basmaları belki de maçın skoru kadar güzeldi.