Digiturk Ligtv ana sponsorluğunda 12-14 Ocak tarihlerinde Antalya’da düzenlen Euroasia Futbol Expo, dünyadaki futbol endüstrisinin en önemli isimlerini biraraya getirdi. Bu isimlerden birisi de Dr. Rogan Taylor’du. Dünya futbolunun en tanınmış akademisyenlerinden biri olan Taylor, Ligtv.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Cem Kurel ve Haber Müdürü Erdem Erol'a Türk futboluna ve Türkiye'ye bakışını anlattı.
|
Dr. Rogan Taylor kimdir? |

"İLK ORGANİZASYONLAR ARASINDA EN İYİSİYDİ"
-Okuyucularımıza kendinizi nasıl ifade edersiniz?
Bu çok zor çünkü birçok farklı şey yapıyorum. Ben yazarım, yayıncıyım, radyo ve televizyon programları yaparım, bir master programım var Liverpool Üniversitesi’nde, futbol dünyasıyla ilgili belli markaların ve şirketlerin danışmalığını yaparım. Konferansların düzenlenmesinde danışmanlık yaparım ve gelip prezantasyonlar veririm. Liverpool taraftarıyım.
-Umarız bu organizasyondan memnun olmuşsunuzdur.
Çok etkilendim. İlk organizasyon için gördüğüm en iyi organizasyondu. Çünkü yeni bir konseptti. Profesyonellerin çoğu bu seviyeye 5 yılda ulaşabilir. Kaan Ark ve stafı çok başarılı bir organizasyon düzenlediler. Bu organizasyon çok etkileyiciydi. Hem Türkiye için hemde uluslararası futbol arenası için çok iyi bir organizasyondu.
-Ülkemize gelirken Türk futbolu hakkında neler biliyordunuz, kafanızda neler vardı, buraya geldiğinizde neler değişti?
Şu an için başlangıç noktasındayım. Çok fazla birşey bildiğimi söyleyemem ama Euroasia Futbol Expo’da presantasyonlar nedeniyle tabii ki bir takım detaylar öğrendim. Fakat futbol dünyasında politik ve ekonomik yapılar birbirine çok benzediği için anlamam çok zor değil.
"1962'DE OTOSTOPLA TÜRKİYE'YE GELMİŞTİM"
-Daha önce ülkemize geldiniz mi?
1962’de 17 yaşındayken geldim. Yugoslavya’da otostop yaparken Iraklı birinin kullandığı arabayla İstanbul'a geldim. Iraklı arkadaşım hamam işindeydi, İstanbul'dan Bağdat’a kadar yol üzerinde bir çok şehirde hamam işletiyordu. İstanbul’da onun kuzenlerinde, Ankara’da amcasında kaldım.
PELE İLE ORTAK PROJE...
-Sizin uzun zamandır hazırlıklarını sürdürğünüz bir projeniz var. Kısaca bahseder misiniz?
10 yıllık bir proje bu. Futbol endüstrisi üzerine yoğunlaşan bir MBA programı. Bütün dünyadan 25 yaş üzerinde öğrenciler okumak için gelir. Bunu ben Liverpool Üniversitesi'nde ben açtım.
-Biz bu çalışmanızı da biliyoruz ama asıl kastettiğimiz Pele ile birlikte Brezilya’da başlayacağınız futbol okulu projeniz. Pele’nin futbol okulu adında.
Brezilya'da çalıştım, araştırma yaptım. Anladım neyi sorduğunuzu ama onun hakkında şu anda açıklama yapamam. Çünkü önümüzdeki günlerde Güney Amerika’da ardından da Avrupa'da bir basın konferansı olacak. Bütün bu projenin detaylarını aktaracağız.
“LÜTFEN KENDİNİZİ CEZALANDIRMAYIN”
-Türkiye’de spor kulüplerinin en büyük problemi kurumsallaşmada dünyanın çok gerisinde kalması. Sportif alanda yakaladığımız başarıların devamının gelememesi kurumsallaşmada sağlam adımlar atamamış olmamızdan kaynaklanıyor. Bu konuda sizin düşünceniz nedir?
Benim ülkemde 57 milyon insan var ve futbol oynanan en eski ülke. Düşünsenize son 50 yılda İngiltere ne kadar kazandı yani kaç kere şampiyon oldu. Tabi belli turnuvalarda galibiyetlerimiz oldu. Fakat oyuncular İngiliz değildi bildiğiniz gibi. Hollanda’nın 11 milyon insanı var. Her jenerasyonda 5-6 ünlü futbolcu üretebiliyor. İngiltere’den kaç tane çıktı, her jenerasyonda belki 1 tane. Gascoigne yukarı çıktı ama aşağıya indi. Rooney çıkışta ama hala ne olacak bilmiyoruz. Lütfen kendinizi çok cezalandırmayın. Size verdiğim örnek kıyaslama adına güzel. Türkiye etnik yapı olarak ve futbol tarihi olarak bir çok iyi futbolcu üretecek potansiyele sahip. Fiziksel olarak kısa ve güçlü ki en ünlü futbolcular bu fizyonomidedir. Yeteneğin tanımlanması ve yeteneğin gerçekleşmesi çok yakınlardadır, bu en kısa zamanda olacaktır. Buna potansiyel ortam var çünkü.
"BİZANS ENTRİKALARI SADECE SİZDE YOK"
-Kurumsallaşmadaki zayıflık üzerine neler düşünüyorsunuz?
Kesinlikle Türkiye'de problemler vardır, herhengi bir Türk'ün size söyleyebileceği gibi. Futbol takımlarının sahipleri ve yöneticileri ideal olanlar değildir belki de. Türk futbol kulüplerine söyleyebileceğim en açık şey şu. Yönetimlerinin devamlılığı yok ve politik bir takım nedenlerle çok kısa sürede değişiklikler oluyor. İngilizce'de bizim bir deyimimiz vardır, "Bizans Entrikaları" diye. Zannediyorum en büyük nedenlerinden bir tanesi bu. Bu entrikalar nedeniyle devamlılık olmuyor. Fakat bu problemin sadece Türkiye’de olduğunu düşünmeyin, dünyanın her ülkesine bu problem var.
"İNGİLTERE'Yİ NASIL YENEMEZSİNİZ !?"
-Türk futboluyla İngiliz futbolunu karşılaştırdınız madem size bir hatırlatma yapalım. Türk milli takımı İngiliz milli takımına hala gol atamadı.
(Duyunca çok şaşırıyor) Hakikaten mi. Bilmiyordum. Çok kolay bizi yenmek nasıl oldu bilemiyorum. (Gülüyor)
-Emre olayını takip edebildiniz mi?
İfadesinin alınacağını biliyorum ama herhangi bir detay bilmiyorum. Kesin bir şey yok. Ama çok iyi bir oyuncu.
"TUGAY'IN İNGİLTERE'DE OYNAMASINI İSTEDİM"
- Ya Tugay?
Tugay'la ilgili size bir bilgi vereyim. Eğer bir futbolcu İngiltere’de futbol oynamak isterse bir komisyon var. Futbolcu için bir takım düzenlemeler, şartlar var. Tugay’ın çalışma izni konusunun tartışıldığı komisyonda ben de üyeydim. Tugay’ın da çalışma izniyle ilgili problemi vardı. Benim fikrim Tugay’a çalışma izni verilmesinden yanaydı çünkü Tugay’ın İngiltere'de oynamasını istedim. Yüksek tekniği nedeniyle İngiltere futbol dünyasının bundan çok fayda göreceğini düşündüm, özellikle Londra’da büyük bir Türk kitlesi var, bu komitenin desteği için çok önemli olacağını söyledim. Diğer yaşayan milletler için de bir rekabet ortaya çıkaracaktı belki onlardan da iyi yetişen bir takım futbolcular olacaktı.
"BECKHAM, HOLLYWOOD'A AİT"
-Şimdi size Beckham’ı soracağım. Benim kişisel görüşüm bir futbolcudan çok bir aktör oldu Beckham. Amerika’ya gitmesi de bunun kanıtı bana göre.
Doğru, Hollywood onun ait olduğu yer zaten. Daha önemlisi eşi oraya ait olduğunu düşünüyor kendisinin. Beckham artık top player olarak bitti.
-Beckham bir pazarlama mucizesi. Futbolculuğu için ne düşünüyorsunuz? Çok iyi bir futbolcu mu size göre?
Öyleydi. Çok iyi bir futbolcuydu. Onu izlerseniz; oyun sırasında çok fazla güç sarfeder, çalışır. Ama oyun teknikleri limitlidir. Çoğunlukla sağ kanatta oynar ama hiçbir zaman kimseyi geçmedi, ileri giderek. Ama topu kalenin önüne yollamakta, sağ kanattan ileriye yollamakta da onu kimse geçemedi dünyada.
-Ben ayağıyla 30-40 metreden basket atabileceğine inanıyorum.
İngiliz taraftarları Beckham’ın Yunanistan’a karşı oynadığı oyunu hiçbir zaman unutmayacak. Çünkü orada oyunu üst seviyeye çıkardı ve bütün oyunculardan 1 mil daha fazla koştu. Daha önce bu kadar çalışkan bir oyuncu hiç görmedim ama bu oyun, performansının top noktasıydı. Artık aşağı düşmeye başladı.
"SİYAH BEYAZ YAŞAMDAN, RENKLİ YAŞAMA İSTANBUL'DA GEÇTİM"
-İngiltere’ye döndüğünüzde ve “Türkiye nasıldı” dendiğinde ne cevap vereceksiniz?
Türkiye’de 7-8 kere bulundum. Bir çok izlenimim var Türkiye hakkında. Onların hepsi güzel şeyler, sevdiğim şeyler. İlk kez 1962’de İstanbul’u gördüğümde çılgın bir şehirdi, bayıldım. Hatırlıyorum Iraklı arkadaşım “Ne düşünüyorsun İstanbul hakkında?” diye sorduğunda “Şimdiye kadar hayatı ben siyah beyaz renklerle görmüşüm, ilk kez renklendiğini gördüm İstanbul'da” dedim. Çünkü siyah beyazdan renkli bir sahneye geçmiş gibi hissettim kendimi. Tabii ki İstanbul o zamandan beri çok değişti. Ama yokuşları, mimarisi... Liverpool’dan biri için boğazın kalabalık trafiği ve şehrin egzotik yapısı çok etkileyiciydi. Biliyorsunuz Liverpool da bir zamanlar önemli bir liman şehriydi ama artık değil. Türk insanının misafirperverliği, Türk mutfağı, eğlence dünyası, eğlenme anlayışı.. Türkiye'de herşey çok güzel, fantastik. Ben de çok eğlenceli bir şehirden geliyorum ve bize sıcak yaklaşan insanları gördüğümüzde biz anlarız. Benim için Türkiye her zaman çok pozitif bir deneyim olmuştur.
cem.kurel@ligtv.com.tr
erdem.erol@ligtv.com.tr
Dr. Rogan Taylor, Liverpool Üniversitesi Futbol Endüstrileri Grubu Başkanı’dır. Dünyada ilk lisansüstü futbol diploması olan “Master in Business Administration” (MBA Futbol Endüstrileri) bu üniversiteden verilmektedir. Taylor, Football Supporters Association’nın kurucusudur. Akademik kariyerine ek olarak yazar ve yayıncıdır. Sunday Telegraph’da düzenli yazıları yayınlanan, bunun yanı sıra İngiltere’nin önde gelen gazete ve televizyonlarında araştırmaları yayınlanan Taylor, “Kicking and Screaming” adlı eseriyle futbolun günümüze kadar olan gelişimini anlatan bir baş yapıta imza atmıştır. Euro 96’nın hazırlık komitesinde yer alan, 1998'de “UK Government’s Football Task Force” üyeliğine sahip olan ve Bağımsız Futbol Komisyonuna atanan Taylor, “UK Government’s Football Players Work Permits Review’’ panelini hazırlamakta ve üst düzey Çin kulüplerine danışmanlık yapmaktadır.