Böyle maçlarda büyük takımları değerlendirebilmek zordur... Hele bir de küçük denen takımın, daha maçın hemen başında 1 oyuncusu oyundan atılıp sahada 10 kişi kalırsa, o maç için 'başlamadan bitti' yorumunu yapmak normaldir. İşte bu yüzden, Galatasaray gibi süper ligde şampiyonluğa oynayan bir takımın, bu şartlar aldında yaptıklarından çok yapamadıklarından bahsetmek bence en doğrusu olacak.
Sarı-Kırmızılı futbolcular rakip 10 kişi kaldıktan sonra ne rakiplerini ciddiye aldılar, ne de maçı... Buna rağmen yine de çok rahat bir maç kazandılar. Bunda, Galatasaray ile Orduspor arasındaki kalite farkı en büyük etkendi. Oyuncular arasındaki isim farkı, doğal olarak skora da yansıdı. Maçı izlemeyen birisi sadece skora bakıp Galatasaray'ın farklı kazandığını görünce yanlış anlayabilir. Evet, Galatasaray 10 kişi kalan güçsüz rakibi karşısında farklı bir skorla kazandı. Ancak oynadığı futbolla hiç de iç açıcı sinyaller vermedi. Özellikle Orduspor'un Galatasaray defansının yaptığı büyük hatalarla pozisyonlar bulması, fazlasıyla düşündürücüydü...
Frank Rijkaard'ın ideale yakın bir 11'iyle sahaya çıkıp aynı şablonu kurgulaması, ikinci yarıda da aynı sistemle mücadele edeceğinin bir kanıtı. Galatasaray, Orduspor karşısında Barış, Mustafa ve Ayhan gibi üç defansif orta saha oyuncusuyla sahaya çıktı. Gerideki 4 savunma oyuncusunu da buna eklersek, sahada yine 7 savunma özellikli oyuncu vardı. Caner'i artık saymıyorum. Çünkü genç oyuncu ofansif anlamda yeni yerinde yine iyi işler yaptı. Ancak Rijkaard'ın bu korkak futbol anlayışını da anlamakta güçlük çekiyorum. Hollandalı hoca mı korkuyor ve takımını geri geri oynatıyor, yoksa futbolcular mı ileri çıkmaya çekiniyor belli değil. Yıldızlar birer birer geri döndüklerinde de iş biraz karışacak gibi... Örneğin Elano geri döndüğünde, kulübeye gidecek bir kurban aranacak ve o da büyük ihtimalle Ayhan Akman olacak... Ancak Keita geri döndüğünde, Rijkaard kimi kurban edecek ? İşte onu gerçekten çok merak ediyorum...
Son olarak transfere de değinmek lazım...
Stoper konusundaki sıkıntının sürmesi halinde Mehmet Topal'i ikinci yarıda stoper olarak izleyeceğimiz kesin gibi. Alınacak ikinci sınıf bir yabancının bence yarım devrede ne kadar katkı sağlayacağı zaten şüpheli... Forvette ise Nonda gibi bir oyuncu bile yedek bırakılıyorsa, yeni bir golcü almaya hiç gerek yok. Dün oyuna girdikten sonra Nonda'nın gollerini hepbirlikte gördük. Baros iyileştiğinde işler yoluna girebilir. Bazen transfer yaparken takım içindeki dengeleri de iyi düşünmek gerekir. Devre arasında gelecek oyuncunun katkı sağlamasını beklerken, düzeni bozması da mümkündür !
Rijkaard ve Kurbanları
12 Ocak 2010 11:37