Ne yazık ki bu ülkede herşeyiyle güzel bir iş yapabilmek mümkün değil. Türk futbol tarihinin anıt eserlerinin birinin açılışında korkulanların hemen hiçbiri olmadı. Geliş-gidişte, stada girişte, yerlerine oturma ve benzeri konularda hemen hiçbir sorun yaşanmadı.
Ancak bunlara sevinmenize imkan vermeyecek birileri hazır ve nazırdı. Bu stadın yapılmasında çok önemli katkısı bulunan TOKİ başkanının, konuşması sırasında yuhalanması herşeyi yerle bir etmeye yetti. Açılışı yapacak olan Başbakan da sinirlenip stattan ayrıldı ve bayram şenliği yaşamayı umarken kendimizi böyle bir rezaletin içinde bulduk.
TOKİ başkanı beyefendi elbette ki çok başarılı ve bizim de takdir ettiğimiz bir bürokrat. Ancak böyle bir günde neyin söylenip neyin söylenmeyeceği konusunda bu işleri bilen birine danışmaya gerek duymamış. Yıllardır beklenen bu mutlu gecenin rezalete dönüşmesinde ne yazık ki bunun payı da görmezden gelinemezdi.
Stat çevresindeki görevlilerin basın tribününün nerede olduğunu bilmeyişleri, görevli kişilerin basın mensupları ve seyircilere yardımcı olmak yerine sahayı seyretmeye dalmaları, alışılmış memleket manzaralarıydı. Bunların düzeltilmesi, stadın eksiklerinin giderilmesinden çok daha uzun zaman alacak gibi görünüyor.
Ajax'ın ısınmak için sahaya çıkışında yuhalanması ilk kez karşılaştığım bir durum değil. Birkaç yıl önceki bir Danimarka-Türkiye maçında evsahibi takım geçmişte büyük hizmetlerde bulunmuş iki oyuncusuna ödül verirken bizim gurbetçi taraftarlar onları yuhalıyordu. Hayatımda bir futbol maçında bu kadar utandığım bir durum çok az olmuş, hatta hiç olmamıştır.
"Ayağa kalkmayan Fenerli olsun!" türünden saçmalıkların tezahürat sanıldığı bir anlayış bu stada hiç yakışmıyor. Dileriz ki bu stat kendine yakışacak seyirciyi de oluşturur. Bu umut boşuna değil. Metroyla gelirken bayan taraftar sayısının hiç de küçümsenmeyecek düzeyde olduğunu gördük.
Maç da aynı tatsızlıktaydı. Hagi'nin sahaya çıkardığı takım sorunluydu. 11'de Arda ve Culio varken bir de Emre Çolak'ı oynatmak peşinen bunlardan birini işsiz bırakmak anlamına gelir. Sabri'den ortaalanda yararlanmak isteyişini makul bulabiliriz ama bugüne kadar defalarca denendi, hep kötü sonuç verdi.
Ajax gibi bir sistem takımı karşısında Galatasaray'ın kendini arayışı iç burkan bir görünümdü ama aynı zamanda alışılmıştı. Hagi'nin bu takıma nasıl bir futbol oynatmayı düşündüğünü kendisinin de bildiğinin kuşkulu olduğunu ileri sürmek kırıcı olur mu?
Teselli verici bir nokta yok değil: Lorik Cana stoperde Galatasaray'a daha az zararlı oluyor. Hatta maçın başında savunmada kazandığı bir topu gol bölgesine derin pas olarak aktarışı vardı ki gözyaşartıcıydı!
Ayhan'ın boş kaleye atamadığı top herkesi isyan ettirdi ama benim için normaldi çünkü o yılda 1 gol atıyor, o kentenjanı da Bucaspor maçında kullandı. Tarihe geçme fırsatını da boşvermiş oldu...
Rezalete dönüşen şenlik!
16 Ocak 2011 12:29