Hani ‘muz orta’ diyorlar ya; işte muz bir şutla F.Bahçe öne geçti.. Cristian, kariyerinde muhtemelen 2. kez rakip yarı alana yerleşmişti.. Gerinip yaptığı vuruşunda Suleymanou bilindik hatasını (ikramını) yaptı..
Golün dakikası 20.. İlk yarı bitene kadar girilen birkaç pozisyon daha var. Özellikle 36’da Güiza’nın kafasıyla dürtemediği pozisyonu kaçıran adamı döverler..
Çok ilginçtir bu gol kaçınca Tolunay Kafkas durumu çözdü.. Ve korkak oyundan vazgeçip Umut-G.Emreciksin değişikliği yaptı.. Emrecik girince, M.Eren sola geçti. Taşlar hücum anlamında daha da oturdu ve Saidou motor gibi çalışınca Cangele hayatının en parlak maçlarından birini oynadı..
Peki Kafkas’ın kafasına giren ne? F.Bahçe’nin kötü olduğunun farkındaydı.. Daha da önemlisi Güiza’nın Hakan Şükür duygusallığında oluşuydu.. Kötü ise 90 dakika kötü. Asla geri dönüşü olmayan bir adam. Almanlar’ın ‘salatalık’ (Abuk subuk oynayan) dedikleri adam portresini sundu.. Sanırım itirazı olan da yoktur.. Yapmadığı ‘abudik/gubidik hareket’ kalmadı çünkü..
Tabii bir takımın forveti bu kadar kötüyse sonu da böyle olur.. Önde top tutamaz, bir tane adam gibi kontra yapamaz, takımca morali bozulur, kalecisinin önünde bağdaş kurar.. Düşünün 36’ya dek Kayseri’yi oynatmayan da F.Bahçe.. Sonraki bölümde geride kebap yapıp maçı kurtaracağını sanan da...
Eğer özellikle deplasmanlarda son 30 dakikalarda rakipleriniz oyunu tek kaleye çeviriyorsa ciddi bir sorun var demektir. Demek ki ya korkaksınız ya hamleleriniz yetersiz...
Maça bakıyorum... Daum maçın genel izleyicisi.. Bağıra bağıra geldi Kayseri önlem yok.. G.Gönül’e bir Allah’ın kulu yardıma gelmiyor, M.Eren gümbür gümbür geliyor, “tık” yok.. Takımı S.Bükreş ve G.Saray maçlarında deli gibi koşturdu.. Ee, rahata alışmış F.Bahçeli futbolcular 3. maçı kaldırabilir mi? Kaldıramadı.. Topuz, Kazım, Emre, Cristian, Vederson, Santos’a bakın.. Yürüdüler resmen. Biraz Emre.. O da arkadaşlarına fırça atmaktan futbol oynamayı unuttu.. Gerçi ona da hak verelim. Yanındaki adam yürüyorsa ya kafayı yersin, ya kafa atarsın..
Tüm bunları izleyince akla gelen ilk soru şu: F.Bahçeli futbolcular eskisi gibi maç seçiyor. Daha bir hafta önce G.Saray’a karşı ısıran takımı hatırlayın. Dünya şampiyonluğuna oynayan futbolcular gibiydiler. Bir de aynı kadronun (Alex hariç) bu kadar değişkenliği akla yatkın değil..
Şunu da abartmadan söyleyebilirim. Nasıl Daum korkak bir hocalık portresi sunuyorsa, oyuncular da aynı psikolojide. İmam-cemaat ilişkisi gibi. F.Bahçe’den Cangele’nin karşısına kim geçse ‘tırsak-tırsak’ geriye kaçtı.. Hatta hatta ‘forvet katili’ kılıklı Lugano bile. Maçtaki tehlikeli geriye yaslanma asıl oydu...
Özetle F.Bahçe yatsın kalksın kalecisi Volkan’a dua etsin. Volkan aşkını bulduktan sonra müthiş. Ama bu korkular sürerse F.Bahçe’yi ne Volkan kurtarır ne de dahi(!) Daum.. Penaltı mı? Yan yollara girmeyelim...