Rüyada bakla iyi takla kötüdür. Galatasaray takla atmış durumda.
Peki yönetenlerin rüyaları nasıl acaba?
Peki yönetenlerin rüyaları nasıl acaba?
Adnan Polat da takladır da... Rijkaard ile yardımcısı Neeskens’in kabuslarla uyandığını sanmayın sakın ha.
Çünkü her yabancı gibi onlar da tanıdılar bizi kısa zamanda.
- Kurtlar Vadisi izleyip, Polat Alemdar tipiyle gurur duyduğumuzu...
- Moral konseri için huzurevine gidip de “Anan öle Cemil, baban öle Cemil, yetim kalasın Cemil” türküsüyle coştuğumuzu...
- Gelen Avrupalıları uzaydan gelmiş, olağanüstü güçleri ve yetenekleri olan yaratıklar olarak gördüğümüzü...
Ve bunun gibi özelliklerimizi öğrendiler nasılsa... Galatasaraylı taraftarlar “Sinirlerim bozuk Tanrım; n’olur et bana bi yardım” derken, onlar başka havalarda.
Başkan Adnan Polat ve kurmayları bile isyan noktasında... “Bu takım bizi yanılttı, utanıyoruz” diyorlar.
Rijkaard ise başka başka havada... Sezon başında, “A takımı şampiyon, yedekleri de ikinci olur” denilen, “Bu nasıl kadro” diye hayranlıkla bakılan, üstüne devre arasında da takviye yapılan takımı için “Kadrom yetersiz” diyor... Doğrusu komik de kaçıyor.
Futbolcusuyla arasında uçurum var. Güven yok, sevgi yok Florya’da... Herkes kendi havasında.
Kimi alemci... Örneğin Jo... İstanbul’a bir geziye geldi sanki... “Oooo sis kebab; bogaz, raki, güzzzel güzzzel” diyen turistler gibi. Turistlerden farkı, bu üstüne para da alıyor. Yedi, içti, eğlendi, gidecek şimdi.
Kimi adam sendeci... Mesela Elano. Yangın çıksa arkasında dönüp de bakmıyor; “Orada ne oluyor. Acaba alevler bana da sıçrar mı” diye... Öylesine oynadı işte... Hangi maçı kurtardı; anımsayan var mı?
Kimi bunalımda.. Arda örneğin... Daha delikanlılık çağındaki genç bir insana ne yapacaklarını şaşırdılar... Metin Oktay bir anda Metin Oktay olmadı. Hagi de 20 yaşında Hagi değildi. Ama bir sene önce kiralık gönderdikleri Arda’ya bir sene sonra “Sen yıldızsın” dediler. Yetmedi “Kaptansın” dediler. Aslansın, kaplansın derken kaldıramayacağı kadar da yük verdiler, sonra da “yürü be oğlum” dediler. Yürüyemedi tabii...
Üçüncülük başarısıyla uyutulmaya çalışılan taraftara “Şu aspirinleri alın iyi geliyor” deniliyor şimdi...
Basiretsizlik, almış başını gidiyor son hızla...
Başkan Polat ve yapılan onca yanlışa emme basma tulumba gibi kafa sallayan “He valla” diyen yöneticiler “Karanlık tünelde ışık çıkarma” çabasında...
Oysa o ışık Rijkaard ve Başkan Polat’ın üzerine son sürat gelen trenin ışığından başka bir şey değil...
Şimdi iyi dinleyin Galatasaray’ı bu hale getirenler... (Yönetici, teknik kadro ve futbolcular)
Yapın elinizi yumruk,
Vurun bakalım iki kez kafanıza...
Ne duydunuz?