Oyunun adaleti
02 Kasım 2010 11:11
Konyaspor, memlekette kendi sahasında kontratak oynayan tek takım.
Rakip fark etmiyor! Ne olursa olsun öncelikleri krampon didişmesi. Ziya Doğan, yine fizik mücadelesi ön planda ama sertlik sosu diğer maçlara oranla daha az bir takımla çıktı sahaya. Zaman zaman Erdinç libero, onun önünde Basem, Kere ve Hakan üçlüsü ile karşıladılar Trabzonspor'u. 1960 model bir anlayış. Üstüne üstlük öndeki üçlü de Jaja, Umut ve Burak ile eşleşti.
Bank Asya'dan çıkınca neredeyse koca bir takımı transfer edip 'Süper Lig futbolu' diye önümüze konan bu olmamalı.
Konyaspor mücadeleci ve kontratak oynayan bir takım. Peki! Golleri topu rakipten kapıp, hücumcularının (Tazemeta) rakip defans oyuncularına göre pozisyon almasından mı geldi? Hayır.
Şenol Güneş'in orta saha meydan muharebesini hesaba katarak ilk on bire koyduğu Barış'ın gereksiz faulü sonucunda, rakibin duran topta adam paylaşma hatasından. Maçın hiçbir anında Konya kazanma derdinde değildi.
DEMODE SON YAKIŞTI
Fakat zirveye gözünü diken Trabzonspor'un kazanması; topa hız kazandırıp çevirmesi, önde oynayan futbolcularının alan değiştirmesi ve geriden gelen sürpriz isimlere gol pozisyonu yaratmasına bağlıydı. Konya'nın adam adama markajlı oyunu bunu gerektiriyordu.
Yaptılar da. Şenol Güneş'in ikinci yarıda Barış'ın yerine Yatara tercihi, Konya'nın markaj eşleşmelerinde arıza yaratsa da isabet kelimesi, Bordo-Mavili futbolcuların yanından bile geçmedi.
Ne paslarda ne şutlarda isabetli değillerdi. Trabzonspor'un galibiyet golünün de duran toptan gelmiş olması, Konya'nın maça karmaşa şırınga etmekten başka işe yaramayan demode oyununa yakışan bir son!