Gaziantepspor-Bursaspor maçından sonra Tolunay Kafkas’a kulak vermişsinizdir diye tahmin ediyorum. İki-üç kez küfretmenin kıyısından dönen ‘Kafka’s hoca şöyle konuştu:
“Bu karardan utanç duyuyorum. Bundan daha ağır şeyler yaşandığında maçlar devam etti. Çifte standarda ne gerek var? Daha önce başka statlarda neler oldu. Taş atana lanet ediyorum. Ama sen hakemliğine bak, maçı nasıl yönettiğine bak. Bir taş geldi diye maçı tatil edebilir misin?”
Bu demeç Türk futbolunun içinde bulunduğu çarpıklıkları çok net biçimde içeriyor. Tolunay hoca, çifte standart konusunda yüzde yüz haklı. İstanbul’da yaşananları bir kenara koyarsak siyasi baskılardan çıkar ilişkilerine kadar birçok nedenden dolayı hangi maçların nasıl bitirildiğini biliyoruz.
Ancak... “Bir taş gelmişse maç mı ertelenir?” dedikten sonra ‘vandal’lara istediğin kadar lanet oku kimse o eleştirinle ilgilenmez. Şu an acaba karşılaşmanın tatil edilmesinden dolayı Antep’te kaç kişi o yabancı maddeyi-maddeleri atanı-atanları, kaç kişi hakemi sorumlu tutuyor? Sadece Antep mi? Ya Türkiye genelinde?
Bir de ‘tahrik’ meselesi var ki işte buna tahammülüm yok. Yok hakem yüz metre depar atıp (korner bayrağının oradan orta çizgiye gelmenin başka bir yolu var mı?) yabancı maddeleri dördüncü hakeme vererek seyirciyi tahrik etmiş. Bu görüşü savunanlardan biri de eski hakemlerden Metin Tokat. Kariyerinde polis eşliğinde soyunma odasına gitmeyi ve o korkuyu yaşamış (şahsi fikrim çok da kötü bir hakemdi). Deniz Çoban, federasyonun talimatları gereği mi çeyreği dolu 2.5 litrelik pet şişeyi ve diğer cisimleri, dördüncü hakeme götürmüş yoksa zevkine mi? Evet bazen talimatların dışına çıkıp inisiyatif kullanılabilir. Çoban o şişeleri görmezden gelse o zaman ne yazacaklardı: Otoritesini sarstı, yanlış yaptı.
Yardımcı hakem Muharrem Yılmaz’ın akrabaları, varsa eşi çocuğu ne hissediyor hiç düşünen var mı acaba? Bir insanın kafası yarılmışken dışarıdan, “Ne var canım yaptırsın tedavisini devam etsin” demek ne kadar doğru, ne kadar mantıklı, ne kadar vicdanlı bir duruş. Hepimiz maça gittik. Bazı olayların nasıl geliştiğini iyi biliyoruz. Ankara bölgesi hakemi bulunduğu çizgiye sürekli yabancı madde (bu ifade yanlış aslında bizim için tanıdık madde!) yağacaktı, çünkü yan hakem orta hakeme gidip ‘vandalları’ ispiyonlamıştı! Bursa’nın faulle karışık golünü veren Deniz Çoban’ın suç ortağıydı artık Muharrem Yılmaz... Siz ne yapardınız? Dürüst olun... Yazarın cevabı: Soyunma odasına gitmek isterdim...
O hakem siz olsaydınız?
22 Eylül 2010 12:13