Önemli olan sezon başında yerden yere vuranların şampiyonluk sonrası bir anda çark etmiş olması değil.
İlk haftalarda Aykut Kocaman’ı inanmayarak izleyenlerin, Alex-Kocaman çekişmesinde oyunu kimden yana kullanacağına, sahadaki oyunun sonucu o hafta kimin haklı olduğunu göstermişse o yönde kullanmaya karar vermişlerin şimdi ahkâm kesmesi değil. Önemli olan hangisinin serisinin daha inanılmaz olduğu, kimin kaç kırılma noktası atlattığı, onun ne dediği, bunun ne yaptığı, kimin şampiyon, kimin ikinci olduğu bile değil.
Önemli olan bugün en çok bağıranın en haklı kabul edildiği bir futbol ortamında, değil bağırmak, sesini bile yükseltmemiş olanın şampiyon olmuş olması... Maç bittikten birkaç dakika sonra, duygular daha yerine oturamamışken, beyin kelime seçmekte zorlanırken, koridorda yakalayan kameralara bile en sakin ve en akil konuşmaları yapanın zafere ulaşmış olması...
Bu yolda belki de en çok eleştirilen, en sıkıntı çeken olmasına rağmen şampiyonluk kutlamaları sırasında kupaya sarılmaması, mikrofonlara önceden hazırlanmış demeçler vermemesi, birilerine ‘rağmen’ ulaşılmış bu şampiyonluğu birilerine göndermemesi, “Bu ne ya şimdi?” hissiyle izlediğiniz yorumlarda bulunmaması, dur ya, bir daha düşününce aslında hiç alışkın olmadığımız bir şekilde galiba ortada bile görülmemesi onu daha da değerli kılan...
Bugün önemli olan, günümüzün futbol ortamının, endüstriyel futbol denilen şeyin insanları illa da değişmek zorunda bırakmadığını görmüş olmamız... Mütevazı kalınarak da, kendi doğrularına sahip olup kendi değerlerini koruyarak bir yerlere gelmenin mümkün olduğunu anlamamız...
Bugün sadece kaybederken değil, kazanırken de aynı şeyleri söyleyenin; azınlıkta kaldığında, istifa edecek noktaya geldiğinde, etrafa baktığında kendine benzeyen sadece 1-2 kişi gördüğünde ve mesleğini yaparken gazete okuyamayacak hale düştüğünde BİLE, inatla kendi yöntemleriyle mücadele etmeyi seçerek kazananın günü.
Bugün Fenerbahçe 18. şampiyonluğuna ulaştı. Bu kupayı Aykut Kocaman kazandı. Bu yüzden bugün sabırlı olmak, hocasına güvenmek, o yıldızı yedek bıraktığında bile “Vardır bir bildiği” demek ve arkasında durmak artık meşru yöntemler oldu. Çünkü kazandı. Eğer o bir golle verseydi şampiyonluğu, yarın aleyhine kullanılacak aynı deliller, bugün hanesine artı olarak yazıldı. Aykut Kocaman gülmüyor. Evet, bunları bildiğinden gülmüyor işte.
Ama bir gün, inatla inanıyorum ki, bu ülkede Aykut Kocaman’lar sadece kazandıklarında ve kazandıkları sürece haklı olmayacaklar. Kupa parıltısıyla kamaşmamış gözler, şampiyonluk şarkılarıyla sağırlaşmamış kulaklar duymakla kalmayıp anlayacak söylemek istediklerini. Sanırım işte o gün gülecek Aykut Kocaman. Bir gün tekrar gazete okuyabilirse eğer, o gün tekrar gülecek de işte.
O günler gelir elbet
25 Mayıs 2011 12:21