Schuster’in çok iyi yaptığı bir şey var. Yerleşmiş sözcüğü ile rotasyon. Türkçesi ile ‘yer değiştirme, döndürme...’ Bir ödevi değişik oyuncularını görevlendirerek yaptırıyor. Böylece her oyuncu işine konsantre olarak bekliyor.
Bu değiştirmeyi sakatlık, yorgunluk, cezalı olma v.b. durumlara karşı önlem olarak yapar teknik adamlar. Yöneticiler de kadroyu buna göre gerekli genişlikte kurarlar.
Kimimiz rotasyonu sevmeyiz. Aslında bu, durumu kavrayamamadır. Söz gelimi geçen yıl M.Denizli yaparken hesap soran sorana idi. Şimdilik Schuster’e buradan yüklenen yok. Ama emin olun, olacak.
İlk tutturulan Necip’in rotasyona uğraması. Rotasyona ‘peki’ diyen bile buna ‘hayır’ diyor!
Marko Mehmet’in gelişi ile Necip kızağa çekilmedi... Terfi etti!
O öncelikle Marko Mehmet ile aynı işin adamı olarak görülmekte. Yerindedir, görülebilir. Çünkü Necip o işi de yapabilmekte. Ancak Necip yalnız Marko ile değil, Guti ile yer değiştirileceklerin başında gelmekte. Schuster bunu böyle görmekte. Ve Marko öncelikle Ernst’in seçeneği... Necip de Guti’nin.
Q7’siz Beşiktaş gördük, ama Guti’siz olanı izlemedik... O oynayamıyorsa yerinde -bir başka terslik çıkmadı ise- Necip olacak göreceksiniz... Schuster böyle yapmasa bile öyle olmalı.
Bu nedenle Necip harcanmıyor, daha önemli bir göreve saklanıyor. Yarattığı güvenle, terfi etti.
AYIP BİZE!
Maçta arkasından gelen cisimle yaralanan yardımcı hakem Yılmaz’ın başına iki dikiş atıldı ve yapılan sağlık kontrollerinden sonra ‘iş görebilir’ raporu verildi...
Sonra düşündüler ki “Gördünüz mü, adam iyi imiş, maça devam edilmeliydi.”
Kaçırdığımız nokta işte budur.
Bir insanı, kaportası çizilmiş bir araç gibi görmek!
Boya çiziği onarıldı, iş görmeye devam...
Yok böyle şey... İşte burada lastiği patlatıyor bizim kafamız.
O adam gördüğünü anında değerlendirme durumunda olan bir insan. Duyguları var. O sıra endişeler içinde...
“Ya cismin yenisi gelirse. Ya bu kez daha büyük olursa. Ya enseme rastlar beni ayağa kaldırtmazsa... Evde çoluk çocuk...İşe gidemez, kovulursam...”
Bu endişelere kapılacak bir beyin sağlıklı gözlem yapar sağlıklı kararlar verebilir mi?
Hemen hepimiz, bir hakem, içine düştüğü korku boşluğunun etkisiyle yanlış kararlar verdiğinde, durumuna aldırmadan onu param parça etmez miyiz?
Bırakınız taşı, adamın kafasına kâğıttan uçak gelse bile aynı etki olabilir.
Maçı tatil eden hakem kadar, nesne atanları yermedik, onları kameralarla ya da bir başka biçimde saptamayanları, yanından taş atanı ele vermeyeni yermedik... Yıllardır taşı atan yerine kulüpleri cezalandırıyoruz! Ayıp bize...
Necip terfi etti
24 Eylül 2010 13:01