Serinin en sıkıntılı ve en zor maçını da aştılar. Beşiktaş, sezon başında her türlü yanlış ve her türlü gecikmeyle, her türlü aksilikle kötü başladığı macerayı, şimdi güleryüzle sürdürüyor.
Sivasspor galibiyeti, yol yorgunluğu, evden uzak kalmanın sıkıntısı ve deplasmanın zor koşullarına rağmen yine de rahat geldi.
İbrahim Kaş’ın savunma ve kademe yanlışlarını konuşurken, yavaş yavaş gizli bir hücum silahına döndüğünü gözledik. Sağ kanatta Nihat’ın verimsiz, etkisiz, katkısız oyunu, her topu ille de kendisine isteyen huysuz abi hallerini bu çocuk sinsi bir ustalıkla perdelemeye başladı. Beşiktaş savunmasını Sivok, Ferrari ve İbrahim Üzülmez’le üçlüye dönüştürüp sağ kanatta ileri çıkarak, hücuma katılarak, hücum organizasyonlarını kurarak sivrilmeye başladı İbrahim Kaş.
Bobo’ya attırdığı gol de o sinsi ustalığın eseriydi. Ortayı öyle güzel ve bilerek yaptı ki daha top Bobo’ya gelmeden bunun bir asist olduğunu görüyorduk.
Yol yorgunu Beşiktaş, zorunlu değişikliklerle Manchester’deki başarılı on birini de bozmak zorunda kalmış, ama ilkelerinden ve oyun anlayışından asla ödün vermeyeceğini göstermişti. Ferrari, Ernst, Fink, İbrahim Üzülmez, Ekrem tam anlamıyla uyum içinde mücadele ediyor, oynuyor, hatta önceki maçlara oranla daha çok gol pozisyonu yaratıp ev sahibi takım üzerinde baskı ve ağırlık oluşturuyordu.
Tabata yetersiz
Bu oyunda Tabata’nın katkısını da tartalım. Hayır, gerçek bir forvet arkası, ya da hücum oyuncusu gibi oynamadı. Biri direkte patlayan iki uzak şutu heyecan yarattı ama, ne cezaalanına derinlemesine gollük bir pas atabildi, ne de kendi içeri girip adam eksilterek kaleyi görebildi. Yol yorgunluğu ve sakatlıklar olmasa bu Tabata Mustafa Denizli’nin ilk on bir tercihi olabilir miydi? Hiç sanmıyorum. Ama Ocak ayında Delgado’nun dönüşüne kontenjan açmak babında Tabata gözden çıkarılırsa şaşmam! Gerçekler ortada... En azından bu yıl bu Tabata Beşiktaş’ın ihtiyaç duyduğu adam değil.
Bir söz de Nihat’a... Aldığı ücretin ve yuvanın çocuğu olmanın ağır baskısı altında hazır olmadığı halde oynamak istiyor. Oynadığında da bizim bildiğimiz Nihat’ı mumla aratıyor. O zaman biraz sabır ve sükunet tavsiye edip beklemesini söylesek, darılmaz umarım!
Önce kontrol et... Sonra düşündüğünü yap... İşte Beşiktaş’ın son haftalarda ortaya koyduğu temel oyun felsefesi. Dün de o felsefeye sadakatla uydular. Bu arada şunu da söylemeli ki, hücumda da gün geçtikçe zenginleşip etkin hale geliyor Beşiktaş. Bu etkinliği de Ernst ve Fink’in oyununa borçluyuz en başta.
Beşiktaş, hem savunma göbeğinde (Sivok ve Ferrari) hem de oyunun merkezinde (Ernst ve Fink) ideal ikililer oluşturmayı başardı. Ötekiler de buna uyduğunda bildiğiniz galibiyet serisi gerçekleşti.