Dolmabahçe'de dün gece her türlü kirliliğe, zihin bulanmasına ve her türlü motivasyon kaybına rağmen futbolu çok özlediğimizi fark ettim. Meşin yuvarlağın yeşil çimene daha çok yakıştığını, masa başlarında hatta telefon tapelerinde çok yakışıksız ve çirkin durduğunu hatırlatarak yeni sezona "merhaba" demek istedim...
İnönü'ye, sahaya dönersek. Beşiktaş 3-0'da turu geçti. Avrupa'da hem aldığı sonuçla, hem de oynadığı futbolla alkış aldı. Tayfur Havutçu, Serdal Adalı ve Ahmet Ateş'in pozisyonunun ve maçtan önceki söylemlerin futbolcuları dün gece için motive ettiğini söyleyebilirim.
Carvalhal'ın ilk maçında siyah-beyazlı takım sınıfı geçti.
Beş noktada Beşiktaş'ı incelersek ilk maçta şöyle bir görüntü dikkatimi çekti.
1- 4-3-3 sisteminde Mustafa Pektemek'in sakatlık sonrası direkt ilk 11'de tercih edilmesi Carvalhal'ın cesaretini gösteriyor. Hocasını utandırmadı. Sisteme adapte olacak gözüküyor.
2- İbrahim Toraman, sağda çok iyi oynadı. Bir de asist yaptı.. Dün Almeida ile birlikte sahanın en iyilerinden biriydi. Sivok ve Egemen stoperde daha iyi ve oturacak gibi. İsmail'in bu dörtlüde kalması için biraz daha oyunun içinde olması gerek.
3- Almeida dün bazı meslektaşlarımız tarafından yurtdışına satılmıştı! Ama o futboluyla ve varlığıyla "Ben Beşiktaş'tayım" dedi. Böyle istekli devam ederse takıma katkısı büyük olur. Belli ki Carvalhal'ın gelişi Portekizliler'i fazlasıyla mutlu etmiş.
GUTİ LİDERLİĞİ SEVDİ AMA...
4- Guti Beşiktaş'ta liderliği sevdi. Ancak bunu sahada biraz daha oyuna konuşarak da lider olması ve sahayı koordine etmesi gerekiyor.
5- Alania herkesi şaşırttı. Herkes kapanacaklarını düşünüyordu. Ancak futbola ihanet etmediler. Açık oynadılar. 74'te İsmail'in kotardığı penaltı ve sonrasındaki sevinç de abartılmış hareketlerdi! Ancak o penaltı ve gol olmasa İstanbul'dan daha iyi bir sonuçla dönebilirlerdi. Ancak buna tecrübeleri ve nefesleri yetmedi.
Merhaba futbol
19 Ağustos 2011 11:57