Çalkantılı bir sezon yaşayan ve bir zamanlar "5. şampiyon adayı" diye bakılırken şimdi kümede kalma savaşı veren Vestel Manisaspor'a kurtarıcı olarak getirilen Levent Eriş, Ligtv.com.tr'ye konuştu !.. Manisa'da sorularımızı yanıtlayan Eriş, Manisaspor'u en yakından tanıyan isim olarak yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini sundu. Kendisinden önce görev yapanlara sert suçlamalar yöneltmemeye özen gösteren Levent Eriş, yine de acı reçeteyi de kesmekten kendini alamadı:
"Tabii ki çok üzüldüm, çok incindim ama ben duygularımı içimde yaşayan bir insanım. O yüzden de birilerine bir husumet yaşamak, birilerine birşeyler söylemek benim tarzım değil açıkçası. Ben işime bakarım. Yaptığım işlere saygı duyarım, kimsenin ekmeğiyle oynamam, kimsenin arkasından kuyusunu kazmam, benim böyle bir yapım var. Türkiye liglerinin en popüler hocaları da buraya geldi. Tabii ki buradaki konum çok kaliteli, imkanlar da bizim çalıştığımız dönemlerden kat ve kat daha süper oldu. Ve o imkanlarla hakikaten belli bir istikrar, lig istikrarı yakalanmalıydı. Onun yakalayamadık, malesef bu takım onu yakalayamadı. Aynen dediğiniz gibi bir tavan bir taban yaptı. Şunu herkesin bilmesini istiyorum. Burası lejyonerler yeri olmamalıydı açıkçası. Yani buraya gelen, burada oynayan burada çalışan herkesin tek bir düşüncesi olmalıydı. Bu takımı başarılı bir şekilde, mücadelesini yapmalıydı diye düşünüyorum. Ve bugün bu sıkıntıyı yaşıyorsak, yani birazcık da mantalite ve sahip gelmemekten kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Takımını sahiplenmek çok değerli, çok önemli. Bu sahiplenmeyi biraz içinde yaşamadı Vestel Manisaspor takımı. Sadece bu grup için söylemiyorum, 2.5 senedir yaşanan sıkıntıların en önemli nedenlerinden bir tanesi bu diye düşünüyorum."
"Tabii ki çok üzüldüm, çok incindim ama ben duygularımı içimde yaşayan bir insanım. O yüzden de birilerine bir husumet yaşamak, birilerine birşeyler söylemek benim tarzım değil açıkçası. Ben işime bakarım. Yaptığım işlere saygı duyarım, kimsenin ekmeğiyle oynamam, kimsenin arkasından kuyusunu kazmam, benim böyle bir yapım var. Türkiye liglerinin en popüler hocaları da buraya geldi. Tabii ki buradaki konum çok kaliteli, imkanlar da bizim çalıştığımız dönemlerden kat ve kat daha süper oldu. Ve o imkanlarla hakikaten belli bir istikrar, lig istikrarı yakalanmalıydı. Onun yakalayamadık, malesef bu takım onu yakalayamadı. Aynen dediğiniz gibi bir tavan bir taban yaptı. Şunu herkesin bilmesini istiyorum. Burası lejyonerler yeri olmamalıydı açıkçası. Yani buraya gelen, burada oynayan burada çalışan herkesin tek bir düşüncesi olmalıydı. Bu takımı başarılı bir şekilde, mücadelesini yapmalıydı diye düşünüyorum. Ve bugün bu sıkıntıyı yaşıyorsak, yani birazcık da mantalite ve sahip gelmemekten kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Takımını sahiplenmek çok değerli, çok önemli. Bu sahiplenmeyi biraz içinde yaşamadı Vestel Manisaspor takımı. Sadece bu grup için söylemiyorum, 2.5 senedir yaşanan sıkıntıların en önemli nedenlerinden bir tanesi bu diye düşünüyorum."
İşte "Kümede kalamazsak ne yaparız şeklinde bir planımız yok" diyen Levent Eriş'in, Ligtv.com.tr Haber Müdürü Erdem Erol'a yaptığı açıklamalar:

“GELMEKTEN BAŞKA ŞEY YAPAMAZDIM”
Levent Eriş dediğimiz zaman Vestel Manisaspor ile yolları zaman zaman kesişen ve Manisaspor’a kulübün idealleri doğrultusunda çok şey katan, ilklere imza atan bir isim. En son Adana Demirspor’da performansınız ortada. Şimdi yine Vestel Manisaspor ile yollarınız birleşti. Bir anlamda iade-i itibar. Ama Levent Eriş buradan giderken takım bu halde değildi, iade-i itibar oldu olmasına ama ateşten bir gömlek var ortada. Tüm bu çerçevede bir kez daha Vestel Manisaspor’a gelirken duygularınız neydi, neler düşündünüz?
Öncelikle aynen söylediğine katılıyorum, iade-i itibar çok değerli. Ama sıralamada bulunduğumuz yer eğer futbol adına, hayat adına bir riskse, elbette ki bir risk ama yaşam bir risk. Yani bu riski almak ve bu tırnaklarımızla getirdiğimiz takımı, tarihinde ilk defa oynadığı Süper Lig’e taşıdığımız o günleri çok iyi bilen ve yaşayan birisi olarak, ekibin bir parçası olarak nitelendiriyorum ben bunıu. Tek başınıza hiçkimsenin bir şeyler yapma şansı yok ama biz bu ekibi kurarken, o dönemde yaşarken, o dönemde yaşadığımız acılar, sıkıntılar, sevinçler, kederler hepsi beraber yaşanmış bir doğruydu. Bugün de bana ihtiyaç olduğum bu bölümde sevgili başkanım Kenan Yaralı’nın “Gel seni mutlaka istiyoruz, sana ihtiyacımız var” dediği bölümde benim artık başka bir kelime ifade etmem, başka bir kelime kullanmam asla ve asla mümkün olamazdı. Adana Demirspor takımıyla da çok önemli ivmeler kazanmış, çok önemli başarılara imza atmıştık bu sezon itibariyle. Ama dediğim gibi Vestel Masisaspor’un şu yaşadığı konumda, böyle bir çağrıya kulak vermeme gibi bir ihtimal yoktu. Ve bu çağrıya da anında cevap vermek zorundaydık. Hiç düşünmeksizin, eğer adı riskse o riski alma ihtiyacı duydum. Çünkü bu takım, tırnaklarımızla bir yerlere getirdiğimiz bir takımdı. O yüzden de benim burada olmam, bu takım için ve benim kendi değerlerim için çok önemliydi.
“MANİSASPOR’DAN KENDİ İSTEĞİYLE AYRILMADIM”Vestel Manisaspor’dan burkulmuştunuz. Adana Demirspor’dan gelirken de burkuldunuz mu?
Hayır. Şimdi Vestel Manisapor’da yaşadığımız çok önemli ve anlamlı hadiseler söz konusuydu. Buradan gidiş şeklim tamamıyle kendi isteğimle gerçekleşmemişti o dönemde.
Açalım mı biraz?
Tabiki açalım
Burada devreye meslektaşlarınız da girmiş oldu.
Tabi malesef bunun adı acı. Hakikaten hiç kimsenin, hiçbir meslektaşımızın bu durumla karşı karşıya kalmaması ve gelinmemesi lazımdı ama o gün öyle bir talihsizlik veya onun adı neyse onu yaşadık. Hakikaten o zaman çok incinmiştim.
“OYUNCULARIMI KORUMAK İÇİN AYRILMIŞTIM”
Ben konuyu biraz daha açayıım o zaman. Ersun Yanal’la meslek hayatınızda yollarınız bazı olaylarda ve belli yerlerde kesişiyor diyebilir miyiz? Vestel Manisaspor’dan ayrılışınız ve ardından Adana Demirspor teknik direktörü olarak kupada Yanal’ın çalıştırdığı Trabzonspor’u saf dışı bırakmanız.
Şimdi bu sektörde devamlı karşı karşıya geleceğiz ama benim kimseye karşı en ufak bir husumet beslemek gibi bir durumum söz konusu dedğil. Ben çok medeni bir insanım. Profesyonelliğin çerçevesi içerisinde olan her bölümde, her dönemde saygı duyarım tabii ki. Gidişler, gelişler, başlangıçlar, bitişler mutlaka vardır. Ama o günlerde incindiğim başka şeyler vardı. Ama tabii ki onların hepsi geride kaldı. Netice itibariyle bugün Vestel Manisaspor’dayız ve Adana Demirspor’dan ayrılış şeklimizde duygusallıkla ilgili bir durum söz konusu değildi. Çünkü orada önemli bir durum üstlendik ve o görevi Türkiye’nin gündemine oturttuk. Ama ondan sonraki bölümde bir takım değerlerimiz ve prensiplerimiz vardı. O prensipler gerçekleşmeyince, o değerler bozulunca, açıkçası daha fazla orada durmamın, o takıma fayda sağlamayacağımı düşündüğüm için de yollarımı ayırma ihtiyacı duydum. Oradaki inisiyatif tamamıyle benim oyuncularımı korumak adına yaptığım bir inisiyatifti.
Aklınız geride kaldı mı kalmadı mı?
E tabi şimdi kendi emeğinizle, kendi düşüncelerinizle, futbol kültürünüzle bir ekip kuruyorsunuz orada... Elbette ki tek düşüncem o takımın şampiyon olması ki, ondan sonra çok daha huzurlu ve mutlu olayım. Çünkü orada bıraktığımız çocuklar bizim evlatlarımız. Tabii ki her antrenör, çalıştırdığı takımın başarılı olmasını ister. Ben de çalıştırdığım o takımın başarılı olmasını can-ı gönülden istiyorum. Hakikaten de bunu başaracaklarına eminim. Ama oradan ayrılış sebebim Vestel Manisaspor adına gerçekleşmiş bir şey değildi. Vestel Manisaspor olduğu için değildi. Artık yavaş yavaş düzenden çıktığı içindi. Ve bu düzeni tekrar sağlamak için birisinin fedakarlık yapması gerekiyordu. Bu fedakarlığı ben kendi adıma yapma ihtiyacı duydum çünkü oyuncularımla karşı karşıya gelmek, oyuncularımın isteklerini, arzularını, taleplerini karşılamamak, benim sözümde duramayacağım anlamına gelirdi ki bu da beni çok fazlasıyla rahatsız ederdi. Oyuncularımın artık rahatsızlık duyacağı bir bölüme girmiştik. Açıkçası ben oyuncularımın taleplerine karşılık verilmediğini düşündüğüm için o bölümde yollarımızı ayırmak ihtiyacı duyduk.
Levent Eriş futbolu bıraktıktan sonra bugüne kadar hangi takımları çalıştırdı?
İzmirspor, Vestel Manisaspor, Kayserispor, Mersin İdmanyurdu, Diyarbakırspor, Altay, Adana Demirspor.
“EN AZ HOCALAR SUÇLU”Levent Eriş teknik direktörlük hayatında Vestel Manispor’da tavan yaptı. Ki Vestel Manisaspor’da Levent Eriş’ten önce çok önemli isimler görev yaptı ama olmadı, tutmadı, ardından Eriş geldi, reçeteyi uyguladı ve Turkcell Süper Lig’e çıkardı. Ama sonrasına baktığımızda Ersun Yanal geldi, işler çok iyi giderken bir anda tersine döndü. Giray Hoca geldi, takım ligde kaldı. Bu sene işler iyi gitmedi, Yılmaz Hoca geldi. Olmadı. Levent Eriş tekrar geldi. Aslında ilk etapta bana göre Levent Eriş getirilmeliydi. Türk futbolunda bir yanlışlık var.
Yani malesef tabii ki ben hoca değişimini tasvip eden birisi değilim. Yani Türk futbolunda istikrarın olmasından yanayım. İstikrar sağlansa ve keşke o hocalar da gitmese. Bütün hocalarımız her gittiği takıma tek şart için gider, başarılı olmak. Bazen maya tutmayabiliyor. Olmadığı zaman da ilk çare hocayı değiştirmekte yatıyor. Ama temel felsefe bence sezon başında konulmalı, kiminle yola devam edilmeli, kiminle edilmemeli diye. Bence burada antrenörlerin suçu değil bu gidişler gelişler. Burada en az hatalı kesimin antrenörler olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir şeye başlanacaksa, baştan yapılmalı ve alınacak kararlar sonuna kadar sürdürebilmeli diye düşünüyorum.
“ETİKETE, REKLAMA ÖNEM VERİYORUZ”
Ben Levent Eriş’e bir haksızlık yapıldığını gözlemliyorum. Yani Türk futbolunda bir değer olan “Ben başardım” diyen bir isme, ki bu ismin kim olduğu değil önemli olan, önemli olan başarmış olması... Türk futbolunda yöneticilerin başarılı insana gerektiği kadar değer vermediği inancını taşıyorum. Levent Eriş benim bu görüşüme katılıyor mu?
Yüzde yüz katılıyorum. Türk toplumu olarak biz isme çok önem veriyoruz. Etikete, reklama çok önem veriyoruz. Ama var olan potansiyeli görmemezlikten geliyoruz. Yapılmış değerleri hiçe sayıyoruz. Bunlar tabii ki mutlak surette unutulan değerler yani büyük emekler veriyorsunuz o yerlere getiriyorsunuz. Sonra bir bakıyorsunuz ki isim diye düşünülen bir bölümde siz yok edilip gidiyorsunuz. Ama yine söylüyorum, profesyonellik anlamında bunlar çok önemli değil.
“BURADA OLMAM MANİSA’YA KEYİF VERDİ”
Profesyonelliği yaşayalım ama biz duyguyu da çok fazla yaşıyoruz.
Biz zaten çok duygusal bir milletiz. Bugün benim burada olmamdan Vestel Manisaspor camiası, taraftarı inanılmaz keyif aldı. Biliyorum ki bunu sadece bu camia değil, Türkiye’deki bir çok değerlere önem veren, bu değerleri taşıyan, düşünen insanların da gönlü bizden yana.
“Vestel Manispor gerçek hocasını buldu” şeklinde yorumlar da yapıldı.
Teşekkür ederim, herkesin düşüncesine saygı duyuyorum.
Bu yorumlar yapılırken Levent Eriş bir anlamda bebeğini bulmuş gibi oldu değil mi?
Tabii. Düşünebiliyor musunuz insanın el bebek gül bebek bir yerlere getirdiği, acısıyla tatklısıyla çok emek verdiği gruba tekrar geri gelmesi hakikaten çok önemli.
Ama geri geldiğinizde bir eksik hatta iki eksik gördünüz. Giderken Vestel sponsorluğu vardı, ayrıca bıraktığınız takım şimdi düşmemeye oynuyor. Bıraktığınız takımda şimdi o sponsor güç yok. Yani bir anlamda bebek solunum yetmezliğine girmiş.
İşte amaç tekrar o bebeği hayata döndürebilmek ve tekrar o mücadeleyi verebilmek. Zaten sevgi karşılıksız olmalıdır. İlla ki menfaat karşılığı sevmemelisiniz. Ben bu camiayı seviyorum. Kulüp başkanını seviyorum, burada yaşayan insanları seviyorum. Buradaki yönetimi seviyorum. Ben biliyorum ki onlar da beni ve ekibimi çok seviyor. Frekans tutacak inşallah. Bu frekansın tuttuğu bölümde biz tekrar bu takımı layık olduğu yerlere taşıyacağız inşallah.
“KİMSENİN EKMEĞİYLE OYNAMAM, KUYUSUNU KAZMAM”Frekansın nasıl tutacağı, tutabileceği bölümüne geleceğim ama farklı bir şey söyleyeceğim. Ben ne söylersem söyleyeyim, güzel cevaplar veriyorsunuz ama kimseyi hedef de göstermiyorsunuz.
Yok, kimseyi hedef göstermek niyetinde değilim zaten hayatım boyunca kimseye kin duymadım, hiç kimseye en ufacık bir öfkem olmadı. Tabii ki çok üzüldüm, çok incindim ama ben duygularımı içimde yaşayan bir insanım. O yüzden de birilerine bir husumet yaşamak, birilerine birşeyler söylemek benim tarzım değil açıkçası. Ben işime bakarım. Yaptığım işlere saygı duyarım, kimsenin ekmeğiyle oynamam, kimsenin arkasından kuyusunu kazmam, benim böyle bir yapım var. Talep varsa, isterlerse gider çalışırız, görev yaparız. Ama hedeflerimiz, ideallerimiz, vizyonumuz, düşüncemiz var, kaderimize razı değiliz. Hırsım var. Çalıştığım bütün takımlara kazanmayı aşılamışız. Çalıştığım bütün takımlarda şampiyonluğu hedeflemişimdir. Futbol antrenörlüğüm boyunca 2. kez küme düşmemeye oynayan takımda görev yapıyorum. Bugün geldiğimiz noktada Vestel Manisaspor’un sıralamadaki yeri takım kalitesiyle doğru orantılı olmasa da acı bir gerçek ligin sonlarına demir attık ama mutlaka o ivmeyi kazanacağız.
“Talep olursa geliyoruz” diyorsunuz ama bakıyoruz hep belli isimler ligde görev yapıyor. Ben aslında kendi düşüncelerime göre Türk futbolundaki çarpık yapılanmayı sorguluyorum.
Ama bunu sağlayan antrenörler değil.
Bir bakıyoruz Levent Eriş, Turkcell Süper Lig’de, bir bakıyoruz 2. Lig’de, bir bakıyoruz 1. Lig’de. Levent Eriş idealleri adına, mesleği adına, futbol adına hangi şartlarda ve hangi ligde olursa olsun adımlarını atıyor ve yapıyor. Biz bunu Vestel Manispor’daki başarısıyla yaşadık çünkü burası vizyon olmuştu. Ama bir baktık 2. Lig takımıyla Fortis Türkiye Kupası’nda herkese kafa tuttunuz.
Ben yine üstüne basarak söylüyorum. Yapılanmanın suçu, baştaki düşüncenin suçu. Ben antrenörlerin suçu demiyorum. Çünkü biz antrenörler tercih edileniz. Atananız oraya. Hep aynı isimler, hep aynı isimler, tamam bunu bir yerlere koyalım ama doğrusu o isimler illa ki beni alın demiyor. Oradaki düşünceleri uygulayan insanların bence seçimi bu. Yani onlar birazcık biz ne yapıyoruz, biz ne yapmalıyız, diye tartışmalı diye düşünüyorum.
“FİNAL MAÇLARINI KAZANACAĞIZ”Şimdi 8 haftalık bir süreç var. Her maçı kendi içinde ayrı ayrı bir final maçı olarak mı düşünüyorsunuz. İşin içinden çıkılmaz puan hesapları yapıyorsunuz. Neler düşünüyorsunuz, neler yapıyorsunuz?
Üstümüzde 2 tane takım. Biri Ankaraspor diğeri Rizespor... Bir de alttan gelen Kasımpaşa’nın da yakaladığı çok önemli bir ivme var. Onun ötesinde 28 puanla küme düşmeme mücadelesine ortak olan takımların da var olduğunu düşünüyorum, ta ki ligin altıncı, yedinci sırasındaki takımlara varan bölümde. 8 tane maç 24 puan var. En fazlasını toplamayı planlıyoruz. 23 puan şu ana kadar toplanmış, biz 8 maçta 24 puan diyoruz. Yani 8 maçta 24 puan var ama hakikaten zor bir lig ve her maç müthiş bir mücadele gerektiriyor. Elbette ki her maçı kendine münhasır yaşayacağız. Her maç farklı bir oyun anlayışı prensibiyle oynanacak. Mesela bizim geçtiğimiz hafta oynadığımız Sivasspor maçında yaşadığımız ve yakaladığımız 1 puan benim için çok değerli diye düşünüyorum. O 1 puan bizim ligde kalışımızla ilgili çok doğru orantılı olacak, çok faydalı olacak. Ama onun ötesinde oynayacağımız final müsabakaları var. Rizespor, Kasımpaşa, Ankaragücü, Konya maçları... Bunların hepsi final müsabakaları. Final müsabakalarını kazanmayı hedefliyoruz. Kazanacağımız bu müsabakalarla birlikte ligde kalışımızı ilan ederiz. İçerideki müsabakaları kazandığımız taktirde dışarıdan getirebileceğimiz ne kadar fazla puan olursa bizim için çok önemli bir artı olur diye düşünüyorum.
5 maç içeride oynayacaksınız, 15 puan eder, toplamda da 38 puan eder...
Bizi kurtarır. Her zaman içeride kazanma şansını elde edemeyebiliyorsunuz, onun için dışarıdan da puan toplamak zorundasınız.
Ki son maçınız Beşiktaş ile İstanbul’da olacak.
En büyük düşüncemiz, o maça kadar olan bölümde ligde kalışımızı ilan etmemiz. Düşüncemiz bu. Dışarıdan iyi bir takım olduğumuzu biliyorum. Bu takımın iyi oyunculardan kurulu olduğunu tabii ki gözlemliyorduk, ama önemli bir eksik vardı, takım olmamak. Bu takım olmadığınız bölümde istediğiniz kadar iyi oyunculardan kurulu olun, klasiktir bu sözler ama takım olmanın getirdiği avantajları malesef biz yaşamamış bir takımız. Yine şunu biliyorum ki, arkadaşlarımız geçen hafta Sivas maçında başlattıkları kurtuluş mücadelesini ligin sonuna kadar 8 haftalık bölüm içerisinde yaşayacaklar. Bunu hissediyorlar, taşın altına ellerini koyuyorlar, bu sorumluluğıu alıyorlar ve inanıyorum ki ligde kalacağız.
Levent Eriş Vestel Manisaspor’dan sonra hangi takımı çalıştırıyorsa çalıştırsın, sürekli Manisaspor’u takip etti herhalde.
Kesinlikle.
Levent Eriş yeniden Vestel Manisaspor’a geldiği güne kadarki gözlemlerinde reçeteyi ortaya koydu değil mi?
Tabii ki koydu.
“MANİSASPOR’U SAHİPLENMEDİLER”Nedir reçete?
Vestel gibi çok önemli bir sponsorla yola başlamak ve her istediğini ikinci bir kelime söylemeden yaptırabilecek bir konumdayken, o çok önemli zirve yakalandı. İstikrar çok önemliydi, istikrarı yakalayan grup o dönemde eğer istikrarı sürdürebilseydi inanıyorum ki çok daha büyük başarılara imza atabilirdi. Ama iniş çıkışların en büyük nedenleri, bu takım daha ligin en yeni takımı. Tecrübe şart, istikrar şart. Çok önemli bir potansiyel vardı para olarak. Çünkü Türkiye’nin en gözde takımlarından bir tanesi Vestel Manisaspor. Ben hala kulübe girdiğim zaman öyle olduğunu düşünüyorum. Gerçekten çalışılması, oynanılması çok güzel olan bir yer. Buraya hiçbir oyuncunun gelmemesi veya hiçbir teknik adamın çalışmaması için hiçbir neden yok. Şartlar müsait. Ki baktığınız zaman Türkiye liglerinin en popüler hocaları da buraya geldi. Tabii ki buradaki konum çok kaliteli, imkanlar da bizim çalıştığımız dönemlerden kat ve kat daha süper oldu. Ve o imkanlarla hakikaten belli bir istikrar, lig istikrarı yakalanmalıydı. Onun yakalayamadık, malesef bu takım onu yakalayamadı. Aynen dediğiniz gibi bir tavan bir taban yaptı. Şunu herkesin bilmesini istiyorum. Burası lejyonerler yeri olmamalıydı açıkçası. Yani buraya gelen, burada oynayan burada çalışan herkesin tek bir düşüncesi olmalıydı. Bu takımı başarılı bir şekilde, mücadelesini yapmalıydı diye düşünüyorum. Ve bugün bu sıkıntıyı yaşıyorsak, yani birazcık da mantalite ve sahip gelmemekten kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Takımını sahiplenmek çok değerli, çok önemli. Bu sahiplenmeyi biraz içinde yaşamadı Vestel Manisaspor takımı. Sadece bu grup için söylemiyorum, 2.5 senedir yaşanan sıkıntıların en önemli nedenlerinden bir tanesi bu diye düşünüyorum.
“VESTEL İLE MANİSASPOR AYRILMAMALI”
Vestel Manisaspor, Manisa şehrinin takımı. Şehir takımı olmak Türkiye’de zordur. Ama Manisa’ya baktığımız zaman buranın ticareti, sanayisi, ekonomisi farklı. Bu şehirde para var diyebiliriz. Ciddi anlamda taraftar var. Masanın 4 ayağı oluşmuş, ama sürekli sallanıyor. Burada yönetimler mi tam doğru işler yapamıyorlar, şehirle mi bütünleşilemiyor, ne oluyor? Belki diğer kulüp taraftarları çok kızacaklar ama hani denirya hep Galatadsaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor’dan biri olmazsa olmaz diye. Manisaspor da Türk futbolunda önemli bir yer edinmişti kendine. Ve bunun olması gerekiyor. Olması lazım gelenleri söylerken sanki burada olmaması için bir şeyler oldu hep.
Baktığınız zaman Ege’nin 2 tane temsilcisi var, Denizlipor ve Vestel Manisaspor. Sadece Manisa olarak da düşünmemek lazım. Çünkü İzmir’in Süper Lig’de temsilcisi yok. İzmir’e 15-20 dakika mesafesi olan bir şehir hakikaten bu takımı ayakta tutmalı. Herkes özene bezene peşinde koşmalı ve durmalı. Sanayi olarak son derece önemli bir bölge burası. Vestel’in sponsorluğu, birlikte hareket etmesi... Vestel çağ atlamış çok önemli bir dünya markası. Ama şu günkü noktayı gerçekten bilmiyorum, Vestel’in Manisaspor’a olan desteğini bilmiyorum, Şu an itibariyle ne frekansta olduklarını, neyi nesil paylaştıklarını inan ki bilmiyorum ama ben o güç var olduğu müddetçe, arkada hep durduğu müddetçe, bir dünya markasının Manisaspor’a çok önemli katkısı olduğunu düşünüyorum. Onlar bu gücü asla elden almamalılar. İnşallah bir daha o kararlar gözden geçirilir. Çünkü Vestel Manisaspor’un öyle ayrı ifade edilmesi hakikaten doğru değil.
“TEK DÜŞÜNCE LİGDE KALMAK”
Şimdi bütün hesaplar ligde kalmak adına yapılıyor. Ama küme düşme durumunda “B planında” neler var?
İnşallah Allah bize o B planını uygulamayı nasip etmez. Bizim tek düşüncemiz var, 8 tane müsabakada bu takımı ligde bırakmak. Ne olur beni bu konuda anlayışla karşıla, çünkü ben B planını aklımın ucundan bile geçirmiyorum. Bizim için A planı çok önemli. A planı da B planıda bizim için bu ligde kalmak.
1 haftadır Manisada’sınız, havalar da çok güzel. Şehirde caddelerde sokaklarda yürüdünüz mü?
Yok daha yürümedim. Tesislerden eve ancak gidip gelebiliyoruz.
Manisa insanı Levent Eriş’i seviyor. Sokaklarda görmek merhabalaşmak ister zannediyorum. Bunu hakediyorlar çünkü.
Bizim en büyük hakedişimiz ligde kaldıkran sonra. Çünkü şu anda görevimiz çok zor, şu anda bu görevi yerine getirmek zorundayız...
erdem.erol@ligtv.com.tr