Fenerbahçe, Ziraat Türkiye Kupası’nda bir üst tura geçmenin rahatlığıyla Antalyaspor’un karşısına çıktı. Bu rahatlık, futbolunu etkiledi.
Dikkatimi çeken şey şuydu: Uzun zamandır nasıl bir futbolcu olduğunu anlayamadığım Daniel Guiza, bu maçta da bana hiçbir şey vermedi. Sahada ne yaptığı belli değildi. Gerçi golünü attı atmasına ama, koskoca 90 dakikada başka da bir şey yapmadı, saç-baş yolduran bir de gol kaçırdı... Böyle bir futbolcu İspanya Milli Takımı’nda hala oynamaya devam ediyorsa, Fenerbahçe’de neden bu kadar verimsiz, bir türlü anlamış değilim.
Fenerbahçe savunmasının göbeğinde oynayan Bilica’nın, “Bay Risk” olmaya devam ettiği söyleyebilirim. Yok mu takımda bu adama “Ne yapıyorsun?” diyecek birisi?! Bu tempoyla, bu futbol anlayışıyla, bu mantıkla takımını çok maçta yakar, haberi ola... Fenerbahçe’nin çok acemi bir kalecisi vardı dün gece. Genç Mert Günok... Çok fazla eleştirmek doğru değil. Ama henüz bu takımın kalecisi olmadığını söylemek istiyorum.Fenerbahçe’de özellikle Dos Santos’un sergilemiş olduğu futbol bu maçta mükemmeldi. Alex’in attığı golde de pası veren ve sol kanadı hünerli ayaklarıyla iyi kullanan adamdı.
Fenerbahçe orta sahası da dün iyiye yakın futbol oynadı. Pas alışverişlerinde geçmişe göre daha verimliydiler. Top kayıpları daha azdı. Ama her nedense, savunmasının göbeği hala yerlerde sürünüyordu! Bu sorun, kalesinde 4 gol birden görmesine neden oldu. “Bay Risk” Bilica’ya Lugano’nun da vurdumduymazlığı eklenince, evlere şenlik bir Fener savunması izledik. Semih varken, alınmasını anlayamadığım Gökhan, dün gece olumlu sinyaller verdi. Güiza’ya golü attıran ayak oldu. Kısaca Fener, dün gece “Kazansam ne olur, kaybetsem ne olur” havasındaydı. Çünkü atı alan Üsküdar’ı geçmişti.. Onun adı da Fenerbahçe’ydi...