Bu sezon başında Rusya'nın Rubin Kazan takımına transfer olan Hasan Kabze Rusya'daki ortamını, G.Saray'ın durumunu ve son haftalarda gündeme oturan Hakan Şükür, Hasan Şaş olaylarını Ligtv.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Cem Kurel'e anlattı. "Hagi kalsaydı herşey daha farklı olurdu" açıklamasını yapan Hasan Kabze'nin sözleri bir anlamda Avrupa'ya gitmek isteyen futbolculara da ışık tutacak.
"RUSYA’DA ENTERESAN ŞEYLER OLUYOR"Hasan yeni sezon hazırlıklarınız yarın başlıyor, nasıl bir program bekliyor sizi?
Yarın Antalya’da 10 günlük kampımız başlıyor, ardından 3 kamp dönemi daha olacak. Yeni sezon Mart’ın 2. haftasında başlayacak, bu kadar uzun süre antrenmansız kalmamamız için hocamız böyle bir program yaptı.
Türkiye’ye bu sezon başı öncesi tatil yaptın, ardından hemen Rusya’ya transfer oldun ama orada ligin 2. yarısı başlamıştı bile. 11 hafta oynadın, ardından lig bitti ve tekrar tatile girdin. Oldukça iyi bir dinlenme dönemi oldu senin için son 7 ay.
Valla süper oldu. Hem yazın hem de kışın tatil yapmak çok güzel. Adaptasyonum için de çok iyi oldu. Sürekli orda kalsam bunalabilirdim ama arada hep tatiller oldu, milli takım araları oldu, bunlar benim için çok iyi oldu.
Kazan’a transfer olduğunda nasıl bir durumdaydı takım?
Bizim ligimizde çok enteresan şeyler oluyor. Sondaki takımlar bile liderle kafa kafaya gelebiliyor. Ligin altıyla üstü çok yakın. Bir galibiyetle 3-4 sıra atlıyorsun. İlk gittiğimde takımda sakatlıklar oldu ve düşüş başladı. Ama benim orada oynadığım futbol beni tatmin etti. Son 1 aya kadar her şey çok güzeldi ama sonra takım alt sıralara yaklaştı. Tehlikeli değildi, biraz sallantıdaydık. Ama benim de performansımla birlikte ligi orta sıralarda tamamladık.
"G.SARAY’DA YAPTIĞIMI KAZAN’DA DA YAPTIM"
Dün Fatih Tekke Lig TV’ye konuk oldu ve o da son haftalarda attığın gollerle takımını ipten aldığını anlattı. Aslında şu da var ne yazık ki Rus ligi bize henüz yabancı bir lig. Fatih Tekke, Caner ve senin ve sayende daha çok takip etmeye başladık ama atladığımız olaylar da oldu, sonuçta çok göz önünde bir lig değil.
Bana da çok yabancıydı eskiden.
Ama şu var ki yaptığın iş çok önemliydi.
Ben de Türkiye’ye ne kadar uzak kalsam da zaman zaman buradaki gazeteci arkadaşlarımla konuşuyorum, oradaki durumu, yaptıklarımı anlatıyorum. Yine de tabii ki diğer Avrupa ülkelerindeki futbola göre biraz arka planda kalıyor orası. Ama ben nasıl ki 2 sene önce Galatasaray’dayken Beşiktaş’a 2 gol attıysam ve şampiyon olduysak; Rusya’da yaptığımın farkı yoktu. O attığım goller hem benim adıma, hem de takımım adına çok iyiydi.
Gazeteler neler yazdı orada?
Valla dillerini bilmediğim için (Gülüyoruz)… Ama arkadaşlarım ve tercümanım anlattı, yaptığım işin çok iyi olduğunu yazmışlar.
"TELEFONU SÖNDÜR!!!"
Tercümanın var herhalde.
Var ama İngilizce anlaşıyoruz. Takımdaki bir başka futbolcu için Fransızcaya çeviri yapıyormuş, ben İngilizce bildiğim için benimle İngilizce anlaşabiliyor.
Türkçe bilen bir tercüman daha iyi olmaz mı?
Düşünüyorum zaten onu. Çünkü mesela bir espri yapıyorum anlamıyorlar, sonuçta espri anlayışları, kültürleri çok farklı. Kazan’da diğer Rus şehirlerine göre çok fazla Türk var. Aynı zamanda orada camilerin olması da Türkiye’den çok uzaklaşmamışsın hissi yaratıyor. Tatarca ile Türkçe arasında benzer kelimeler de var ve bu bazen komik durumlara yol açıyor. Mesela kapatmaya söndürmek diyorlar ve "Telefonu kapat" yerine "Telefonu söndür" diyorlar.
Azerilerin uçağın inişine "Uçak düşüyor" demesi gibi
Aynen öyle (Gülüyoruz)
"TOMAS İLE KANKA OLDUK"
Tatar kültürü nasıl?
Türklerin eski kültürlerine benziyor. Orada Türk de çok, sık görüştüklerimiz de var.
Türkler, maçlarına da geliyorlardır.
Benim maçım olduğunda gelip destekliyorlar sağ olsunlar. Türklerin desteklemesi çok daha farklı oluyor, statta Türk bayrağı görmek inanılmaz bir mutluluk. Beni hep motive ettiler, sağ olsunlar.
Biri daha var sana çok tanıdık olan, o da Tomas. Onunla aranız nasıl?
Adaptasyon dönemini çabuk atlatmamda onun da yardımı oldu. Galatasaray’da zaten aramız iyiydi şimdi iyice kanka olduk. Yanı şu anda her şey çok iyi gidiyor.
"TÜRKİYE’DEN TRANSFER YAPABİLİRİZ"
Türk ligiyle Rus ligini üst üste koysan, Kazan’ı hangi takımla eşleştirsin?
Bizim takım Türkiye’den bir Gençlerbirliği gibi, Bursaspor gibi ya da son yıllara bakarsak bir Kayserispor gibi.. Kazan’ın ligde 6. senesiydi. 2 sene önce lig 3.’sü oldu. Bu sene ise 10. oldu. Ama bu sene Kazan’ın 50. senesi ve hem Tataristan Cumhurbaşkanı hem de kulübün başkanı bu seneye çok önem veriyorlar. O yüzden ciddi transferler de yapıyorlar. Türkiye’den de düşündükleri isimler var hatta.
Kimler peki? Sana kesin soruyorlardır.
(Gülüyor) Onlar düşünüyorlar isimleri.. Fikrimi almaktan ziyade futbolcular bazen beni arayıp soruyorlar "Nasıl bir takım Kazan?" diye. Ben de anlatıyorum ama bu bir sorumluluktur sonuçta. "Kardeş gel burası harika" diyip de sonra geldiğinde hayal kırıklığı yaşarsa "Kardeş yaktın bizi" demesinler. Gerçek neyse onu anlatıyorum.
Tamam, diyelim ben bir futbolcu arkadaşınım ve Kazan’dan teklif aldım. Kazan’ın artıları neler desem ne yanıt verirsin.
Mesela basından bahsederim… Kazanınca göklere çıkarmıyorlar, kaybedince de yerin dibine sokmuyorlar.
Stadınız nasıl?
20-25 bin kişilik, tartan pistli, güzel zeminli bir stat. Tataristan’ın çok ünlü bir camii var, onun tam yanında.

Mesela benim 2. maçımda rakip Spartak’tı.. İki takımın da taraftarı yarı yarıya doldurmuştu stadı. Benim de Kazan’ın sahasında çıktığım ilk maçtı ve 3-1 kazanmıştık. Ben de gol atmıştım..
Bu senin huyun zaten, Galatasaray’da da ilk maçında gol atmıştın Gaziantepspor’a.
Evet o da nasip işte, öyle denk geldi. Sonuçta taraftar açısından da olumsuz hiçbir şey yok. Türkiye’de yenilince taraftar nasıl protesto ediyor biliyoruz ama orada öyle bir şey yok.
Ödemeler düzenli mi?
Ödeniyor, ödeme tarihleri sarkmıyor..
"İKİ SENE ÖNCE GELSEM KAÇARMIŞIM"
Kazan nasıl bir şehir?
Kazan şehri, Volga nehrinin iki yakasına kurulmuş. İstanbul’daki gibi büyük köprüler yok ama küçük köprüler var. Bir de yeni gelişen bir şehir. Oradaki Türklerin söylediğine göre iki sene önce görseymişim kaçarmışım. Ama geçen sene şehrin 1000. yılı kutlandı ve o yüzden büyük bir gelişme var. İnşaat firmalarının orada olmasının nedeni de bu.
Ama ne kadar da olsa İstanbul ile kıyaslanamaz değil mi?
Tabii ki. Zaten İstanbul hiçbir şehirle karşılaştırılmaz. Ama orada da lüks evler var, villalar var, bir futbolcu için her şey var. Oturduğum site çok güvenli, Volga Nehri’nin kenarında. Bir de evimin manzarası çok güzel. Kremlin Sarayı’nın küçük bir taklidi var, çok güzel ve büyük bir cami var. Bunlar tam evimin, nehrin karşısında..
Peki ailen memnun mu? Sonuçta senin idmanların var, maçların var, oyalanıyorsun. Eşin nasıl oyalanıyor?
Benim çok fazla boş vaktim var İstanbul’a nazaran. İstanbul’da çok fazla arkadaşım vardı. Ama orada vakitlerimi eşimle geçiriyorum. Daha geç kalkıyorum, televizyon seyrediyorum, internette vakit geçiriyorum… Ayrıca şehri geziyoruz eşimle, Kazan’ı tanımaya, insanlarını tanımaya çalışıyoruz..
"LINCOLN’A BAKTIKÇA KEŞKE KALSAYDIM DİYORUM"
Hayatından gayet memnunsun yani.. Peki "Galatasaray’da olsaydım keşke" diyor musunuz?
Bu seneki transferlere bakınca; diyorum, evet. Lincoln için diyorum ama sadece. Bir de Kazan’daki taraftar atmosferi farklı.
Türkiye’deki taraftar atmosferinden ne kadar yakınsan da orada o coşkuyu bulamıyorsun değil mi?
Evet bulamıyorsun. Hele ki her zaman söylerim. Ben Galatasaray’da olduğum sürece taraftar ile hiç sorun yaşamadım; aksine çok destek gördüm..
Az önce "Lincoln nedeniyle Galatasaray’da kalmak isterdim" demiştin.
Evet,. O da Lincoln’ün ara paslarından dolayı.
LINCOLN’ÜN İLACI HASAN KABZE !..
Ama Lincoln de son dönemde bekleneni veremiyor.
Bazı sakatlık problemleri oldu sanırım, bir de Beşiktaş maçı öncesi yaşananlar oldu, basında okudum. Ama Fenerbahçe’de Alex nasıl Semih’i koşturup "Git golü at" diye pas veriyorsa; bu gerçekten çok önemli. Lincoln Galatasaray’a çok faydalı olacak gibi görünüyordu, ama şu an bekleneni veremedi gibi görünüyor şu an. Ama o çok iyi bir futbolcu keşke Lincoln ile oynayabilseydim diyorum açıkça. Ben onunla hiç oynamadım, bana o şans tanınmadı. Lincoln ara pası atmayı, koşturmayı seven bir oyuncu. Benim de futbol yapım ona müsait, aralara iyi girmem, koşmam... Koşan forvetler orta saha oyuncuları için ilaçtır, bir koşu göster yeter. Bana desinler ki şu bu sebepten dolayı ama demediler.
"FELDKAMP’IN YAPTIĞI DOĞRU MU YANLIŞ MI TARTIŞILIR"
Beşiktaş maçı öncesi Lincoln ile Hakan Şükür’ün kadro dışı bırakıldığını duyunca ne tepki verdin?
Eskiden bizim kamplarda aile dışından birini kampa girmesi yasaktı. Kurallar mutlaka futbolculara bildirilmiştir. Feldkamp’ın da ne yapmak istediğini bilmiyorum açıkçası. Belki de en önemlisinden en gencine kadar herkesin kurallara uymak zorunda olduğu mesajını vermek için yaptı, ona bir şey diyemem. Çok önemli bir maç öncesi bu kararı alıp, bir de maçı kazanması her şeyi Feldkamp’ın lehine çevirdi. Bu olay Hakan Şükür ile Lincoln’ü içerde küstürmüş olabilir. Ama Hakan ağabeyin geçenlerde golü attıktan sonra Feldkamp’a koşması artık bir şey olmadığını gösteriyor.
Kalli ile bir süre çalıştın, aşırı disiplinli bir hoca havası var mıydı? Sonuçta yeni hocandı ve mutlaka huyunu suyunu öğrenmek için gözlemlemişsindir.
Tabii ki gözlemledim ama çok kısa sürdü, sağlık problemleri nedeniyle 1-2 gün kontrole de gitti. Ama çok katı kuralları olan biri gibi görünmedi. Bu duruma nasıl gelindi onu da bilemiyorum. Bilmeden bir şey söylemem mümkün değil. Ama tabii ki büyük bir maç öncesi böyle bir şey yapması doğru mu yanlış mı tartışılır.
Olay hala konuşuluyor; hatta Galatasaray’daki düşüş biraz da bu olaya bağlanıyor.
Türkiye’de bazen basın da yapıyor bunu, belki de olay kapandı içeride ve basın yazıyor sadece. Ve millet bu yüzden ona yoruyordur bu düşüşü.
"GALATASASARAY BAŞARILI"
Bu ilişkiler biraz karışık. Bazen hakikaten basın uyduruyor, bazen basın doğru yazıyor ama kulüp yalanlıyor. Şu gerçek: Galatasaray seyircisiz cezası varken ve daha takımda adaptasyon dönemi sürerken çok başarılıydı. Sonra birden düşüşe geçti. Ve o olay da tam bu döneme rastlıyor. Takımda düşüş olunca insanlar sebep arıyor ve arayınca da karşımıza bu olay çıkıyor.
Evet söylediğiniz doğru, sezon başı yeni bir takım vardı ve o takımın seyircisiz oynaması büyük dezavantajdı. Ama sonuçta Galatasaray geçen haftaya kadar namağluptu ve tabloya bakarsak da gerçek orada duruyor. Belki taraftar futboldan memnun olmayabilir, takım eski tadı da veremiyor belki ama sonuçta yeni bir takım, yeni yeni alışıyorsun. Belki ileride bir hava yakalanabilir. Yine de Galatasaray dezavantajlı başladığı bir ligi çok iyi devam ettiriyor.
"1 NUMARA OLABİLİRDİM"
Sen ve Necati takımdan ayrıldınız sisin yerinize Nonda ve genç Serkan katıldı. Feldkamp da Serkan’a en kritik maçlarda bile şans tanıdı. Bunu nasıl değerlendiriyorsun?
O zaman demek ki ben olsaydım… Hani zaman zaman girip gol attığımda ertesi hafta oynatılmıyordum. Demek ki o zaman Feldkamp ile çalışmış olsaydım belki de 1 numara ben olabilirdim. Bunu niye söylüyorum? Mesela bir dönem Hakan abi ve Ümit abi sakattı. Serkan oynadı, gol attı ve devamını getirdi. Benim dönemimde böyle bir şey yoktu. Gol attığım ama ertesi hafta oynatılmadığım anlar oluyordu. Belki de Feldkamp olsaydı ben oynatılacaktım ve yükselişe geçecektim.
"GÖNDERİLME KARARIM DÜŞÜNDÜRÜCÜ"
Sen sezon başı kendini Feldkamp’a gösteremedin mi? Seni yanlış mı anlattılar ona?
Kampta hazırlık maçlarında en az oynatılan benim. Ben ne kadar oynamışım ve neyle beni yargılamış görebilirsiniz. Takım arkadaşlarım bana "İyisin" derken, ben maçlarda bana verilen şansı iyi kullandığımı düşünürken, böyle bir kararın çıkması benim adıma düşündürücü. Ama ben hocama gidip "Beni niye gönderdin" demedim; demem. Ben giderken bana "İyi şanslar Hasan" demedi. Ben niye gönderildiğimin sorgusunu yapmadım, sormak istemedim.
Neden?
Benim yapım bu. "Gönderilecek oyuncular var. Senin de adın listede." dediler. Ben de "Bonservisim ne kadar?" diye sordum. Başka da soru sormadım. Onların söylediği bir şey vardı ki benim için önemliydi; "Biz seni seviyoruz sorunumuz yok Galatasaray’ın kapıları sana açık." dediler. Ben burada kötü bir şey yapmadım, kötü de oynamadım. Ama sonuçta şu anda Rubin Kazan’dayım, iyi de bir karar verdim.
"BENİ HALA GALATASARAYLI HASAN DİYE TANIYORLAR"
Türkiye’den teklif aldın mı o sıralarda?
Birçok teklif aldım ama şunu düşündüm: Ben Galatasaray’da futbol oynadım ve Galatasaray’dan sonra Türkiye’de herhangi bir takıma gitseydim ben o takımın oyuncusu olarak anılacaktım. Oysa şu an beni hala Galatasaraylı Hasan olarak anıyorlar. Ben orada 2.5 yıl oynadım ve hiç kimseyle olumsuz bir şey yaşamadım. Ne taraftar, ne futbolcu, ne kulüp çalışanlarıyla en ufak sorunum olmadı.
"HAKAN ŞÜKÜR’ÜN SABRINA HAYRANIM"
Buraya gelirken birkaç Galatasaray muhabiri ile konuştum, hepsi de senden "Kimseyle en ufak bir sorun yaşamadı" diye bahsettiler. Hatta Galatasaray’da forvet oyuncularının hep Hakan Şükür ile sorun yaşadığı, grupçu olduğu, forvet tercihlerini belirlediği söylenir. Senin Hakan Şükür dahil kimseyle problemin olmadığını söylediler.
Benim kimseyle problemim olmaz Hakan ağabeyle de hala konuşuruz.
Sence Hakan neden bu kadar tartışılıyor? Neden adı hep tartışmaların içinde oluyor?
Ben şunu söyleyeyim, keşke Hakan ağabeyin sabrı bende olsa. Onun sabrı kimsede yok. İyi de olsa eleştiriliyor, kötü de olsa eleştiriliyor. Bir adama 40 kere delisin desen deli olur. Hakan ağabeyin sabrına hayranım. Sürekli eleştiriliyor. Bazen haksız yere eleştiriliyor, bazen herkesin kanaatini getirdiği futbolu bıraksın deniyor.
Zaten yıl sonunda muhtemelen bırakacak futbolu.
Belki yurtdışına gidebilir. Sonuçta Türkiye’nin en iyi futbolcusu olarak söyleniyor. Deniyor ki "Hakan Şükür problem yaratıyor" Bu kadar problem yaratan bir oyuncuyu yönetim niye tutsun orada? O zaman kulübün başkanını da mı Hakan abi yönetiyor? Böylesine önemli bir futbolcu; Rusya’ya gittiğimde "Kimi tanıyorsunuz?" diyorum hemen "Hakan Şükür" diyorlar.
"NORVEÇ MAÇINA ÇAĞRILMAYI BEKLEDİM"
Seni bir dönem Milli Takım’da izledik ama son dönemde yoktun. Milli Takım da çok zorlu bir dönemden geçti ve final biletini almayı başardı. Durumu sen nasıl görüyorsun?
Sonuca bakarsanız başarılı… Biz de umutsuzluğa kapıldık belki ama sonuçta final biletini aldı. Benimle ilgili kısmını sorarsan; Rusya’da oynadığım dönemde özellikle Norveç ve Bosna maçlarına çağrılmayı bekledim. İlk gittiğim dönem Fatih abi de (Tekke) söylemişti orada gol atmanın zor olduğunu. Norveç maçı döneminde ikimiz de formdaydık ve çağrılmayı bekliyorduk. Çağrılmayınca bir hayal kırıklığı yaşadım açıkçası.
Telefonla da olsa hiç konuştunuz mu bu dönemde?
Hiç konuşmadım. Ben aramadım, onlar da aramadılar. Ama akıllarının bir yerinde olduğumu biliyorum. Geçenlerde Terim hocamla beraberdik bir yerde biraz konuştuk. Orada böyle bir konuşmamız oldu Fatih hocayla.
"ALMANYA’DAN DA TEKLİF ALDIM"
Ben 2004-05 sezonunu devre arasına dönmek istiyorum. 2 ligde oynarken Galatasaray’a transfer oldun ve mutlaka kafanda bazı planlar yaptın. O hedeflerin neresindesin şimdi?
Olduğu yerdeyim. Tamam belki planım Avrupa’nın tanınan ligleriydi. Rusya, Avrupa’nın göz önünde olan liglerinden biri değil ama benim hedeflerim hep 2 ya da 3 yıllıktır. Buca’da ve Dardanel’de 2 yıl oynadım, Galatasaray’da da 2.5 yıl. Galatasaray’dan ayrılırken Monchengladbach‘tan da teklif almıştım mesela, o zaman Almanya 2. Ligi’ndeydi.
Niye gitmedin?
Rubin Kazan ile kesin olarak anlaşmıştım.
Seçme imkanın olsa orayı mı tercih ederdin?
Tabii ki. Çünkü hedeflerini biliyordum. Ama olay maddi de değil. Kazan ile anlaşmıştım iş bitmişti. Artık hedefim Rubin Kazan’dan çok daha iyi bir takıma gitmek. Avrupa’nın ön planda liglerinden birine ya da Rusya’nın daha büyük takımlarına gitmek istiyorum.
"ATTIĞIM GOLLER HEP KİŞİSEL BECERİ"
Fatih Tekke de sürekli söylüyor Rusya’daki defans ağırlıklı futbolu. Bu seni rahatsız etmiyor mu?
Ben mutluyum. Biz büyük takımlara karşı daha iyi oynuyoruz daha rahat pozisyon buluyoruz. Çünkü onlar daha az savunma yapıyor. Ama daha alt düzeyde takımlara karşı oynarken maç rakip 18’de oynanıyor. Ben Kazan’da 10 maçta da sağdan-soldan orta alamadım. Attığım golleri hep kişisel beceri ile attım.
Galatasaray’da tam tersi vardı değil mi?
Tabii ki sürekli atak sağdan soldan sürekli orta.
Mesela Kazan’da 11 maçta 4 gol alkışlanıyor, Galatasaray’da olsa burun kıvrılır.
Burun kıvrılır; bir de gol kaçırdığında burun kıvrılır. Gelin bir de Rusya’ya bakın, 11 maçta 5-6 pozisyona girdim, 4 tane gol attım. Neredeyse %100’lük bir oran. Zaten orada rahat pozisyon diye bir şey yok. Bir kere kaleci ile karşı karşıyla kaldım orada da defans oyuncusundan kaptım topu.
"KAZAN’DA KAFAM RAHAT"
Galatasaray’ın forvetinde mi daha rahattın yoksa orada mı daha rahat oynuyorsun?
Kazan’da daha rahatım. Çünkü takımın bana güveni sonsuz. Kafam rahat. Galatasaray’da ise zor şans buluyorsun ve çok iyi performans sergilemen lazım. Onu iyi değerlendirsen de bu göz ardı edildiği an tepe taklak oluyorsun.
"G.SARAY’DAN MADDİ-MANEVİ KARŞILIK ALAMADIM"
Beşiktaş maçındaki 2 golle Galatasaray’ı şampiyon yaptın. Bütün bir senenin emeğinin boşa çıkmamasını sağladın. Bunu karşılığını alabildin mi manevi açıdan? Belki maddi açıdan almışsındır ama…
Yooo, maddi olarak da alamadım. Manevi olarak da alamadım.
Sana özel bir durum mu bu? Genel bir durum mu?
Bilmiyorum, ben ne oldu da böyle oldu diye de sorgulamadım. Zaten herkes benim Beşiktaş’a attığım golü söylüyor ama benim ondan sonra bir sürü golüm var.
"HAGI KALSAYDI, HERŞEY FARKLI OLURDU"
Açık söyleyeyim ben Galatasaray’a ilk geldiğinde sende gelecek görmüştüm. Niye umduğun gibi gitmedi?
Ben de onun cevabını bulamadım. Zaten ben Gerets’e bunu söyledim, "Oynatmayacaksan gideyim" dedim geçen sezon ortası. O da bana "İkinci yarıda daha çok şans bulacaksın" dedi ama bu şans tanınmadı. Maç eksiği çok önemli bir şey. Bir oyuncunun sahada bir şey yapabilmesi için güvene ihtiyacı var. Ben üst üste 4 maç bile ilk 11 oynatılmadım, niye peki? Galatasaray’a geldiğimde Hagi vardı takımın başında. Forvette de Hakan abi ve Necati vardı, ben ise üçüncü isimdim. Ümit Karan Ankaraspor’da kiralıktı o sıralar. Ve ben 15 maçta 8 gol attım. O dönem takımın en çok gol atan ismi bendim. Ama ertesi sezon Gerets geldi, Ümit Karan da takıma döndü. 4. oyuncu olmam beni çok şaşırttı. Hagi kalsaydı şu an herşey çok daha farklı olurdu.
Giderdim. Hedefin Avrupa ise herkes sana "Gitmen lazım" baskısı yapıyorsa gidilir. Zaten Middlesbrough da kötü bir takım değil ki, Premier Lig takımı sonuçta. Türkiye’den 3 tane oyuncu var şu anda orada. Amacınız futbol oynamaksa, orada da başarılı olacağınızı düşünüyorsanız gidin Avrupa’ya. Arsenal’e, Milan’a gitmek tabii ki güzel ama insanın kendisine gelen tekliflere göre bakıp takıma karar vermesi lazım. Zaten Arsenal gibi bir takıma kimse hayır demez, orada oynamasan bile prestijdir, orada antrenman bile yapsan farklıdır.