G.Saray yükselme ve duraklama devrinin ardından doğal süreç ‘gerileme devrini’ yaşıyor.. Adnan Polat’ın “lale devri” politikalarıyla iki senedir yumuşatılan düşüş ve parçalanma süreci, çığa dönüşen kartopu misali hızla, büyüyerek, durdurulamazcasına G.Saray’ı tüketiyor. Bizim dışarıdan görüp yazdıklarımızın dışında yaşananlar var. Olayları eşeleyince gerçeklerle karşılaşıyorsunuz.. Kiminin görmek istemediği, kiminin görüp seslendiremediği, kiminin konduramadığı, kiminin “şakşaktan” sarhoş olup farkına varamadığı gerçekler..
Bunları açalım biraz.. Haldun Üstünel istifa etti. Neden? “G.Saray hak edildiği gibi yönetilmiyor. Ben bu işleyişin içinde olmam” diyerek.. Cemal Özgörkey Pazarlama AŞ’den istifa etti. Özhan Canaydın’ın oğlu Murat Canaydın ile birlikte.. Neden? “İşler doğru yapılmıyor.. G.Saray’da karanlık noktalar var” diyerek.. Onun arkasından “Tüm Pazarlama AŞ istifa etti” diye açıklama yapıldı. “Göster” desen istifa mektuplarını gösteremezler..
Rijkaard basın toplantılarında sansürlendiğini farkedip Flemenkçe’den İngilizce’ye döndü.. İsyan etti. Kendisi transfer yapamayan G.Saray, Trabzon’a oyuncu önerip, kendisine yakın menajerlere kapı açmaya başladı.. Kapalı Üst Tribün bileti piyasada satılmıyor, maçlardan önce üzerinde “GSTV davetiyedir” yazılı Kapalı Üst Tribün biletleri koçan koçan karaborsada gidiyor.. GSTV Genel Yayın Yönetmeni’ne “Bu biletler ne?“ diye soruyorsun. “Haberim yok. Biz böyle davetiye dağıtmadık” diyor.. Yayınları takip ediyorsun, c kimsenin davetiye falan kazandığı da yok..
Bakın harcanan paralardan, yapılamayan transferlerden, takımın rezil halinden, üst üste gelen mağlubiyetlerden bahsetmeye gerek bile yok bu yönetimi eleştirirken.. Artık minareyi çalarken, kılıf uydurma zorunluluğunda da hisssetmiyorlar kendilerini.. “Biz yaptık, oldu” küstahlığı içerisindeler. Şimdi faturayı Rijkaard’a kesecekler.. Rijkaard iyi bir teknik direktör değil.. Çok hatası var. Takım kuramadı, ilişkiyi sağlayamadı, ama.. Aması çok fazla.. Haklı olduğu yanlar da var. Sadece teknik direktör değişirse düzelmeyecek bu acıklı tablo..
BÜYÜKLER UYANMALI
Peki G.Saray’ın neye ihtiyacı var.. Radikal hareketlere. Devrime! Bu devrimi kim yapar? Bildiğim tek gerçek Adnan Polat’ın ya da onun yönetiminden kimsenin yapamayacağı.. Ellerine yüzlerine bulaştırdılar işleri. Daha da gerçekçi olayım.. TT Arena’nın açılışını yapmayı haketmiyor Adnan Polat.. Bu onu onurlandırmak olur. Haketmediği bir paye, apolet olur onun için..
Bu sebeplerden dolayı G.Saray’ın büyükleri, hâlâ gerçekten büyükler varsa, duruma el koymalılar.. Bir iki deplasmana davet edilip ağızlarına bal çalınan, resmi yemeklerde G.Saray’ı temsil ettikleri için kendilerini bu düzenin bir parçası olarak gören G.Saray’ın büyükleri artık uyanmalılar.. Silkinmeliler.. G.Saray gelenekleri, G.Saray alışkanlıkları erken seçim sevmez. Ama G.Saray’ın gelenekleri 14 Temmuz 2001’de yıkılmıştı. Faruk Süren gitmiş, Mehmet Cansun gelmişti.. O günden beri G.Saray’ın iki yakası biraraya gelmiyor.. Belki durumu düzeltmek için tersi bir hareket gerek..
G.Saray’ın tek kurtuluşu erken seçimdir. Adnan Polat kendisini G.Saraylı olarak sayıyorsa acilen seçime gitmelidir.. Parçalanan yönetimiyle, güven kaybıyla, işbilmezliğiyle daha fazla bu kulübü yönetemez..