Enleri fazlaca bir başkan... Turkcell Süper Lig’in en genç kulüp başkanı... Ligde takımı düşmemeye oynadığı için en sıkıntı yaşayan başkanlardan... Takımı Fortis Türkiye Kupası’nda final oynayacak olmasından dolayı en mutlu başkan... Kupayı müzelerine götürdükleri taktirde en mutlu olacak bir başkan... Başkanlar içinde belkide en sempatik başkan... Enler böyle sıralanıp gidiyor Ziya Eren için...
Ligtv.com.tr olarak tam 4 gündür Kayseri’deyiz. Bu hafta “Mucizenin adı Erciyesspor” röportaj serisi, önümüzdeki hafta “Kayserispor Haftası” röportajları yayınlıyoruz. Pazar sabahı Kayseri’ye geldiğimde Ziya Eren tarafından karşılandım. İlginç değil mi? Ama Anadoluda böyle. Harika bir Pazar sabahı kahvaltısı yaptık ailesiyle birlikte. Ardından tesislerin yolunu tuttuk ve röportaj koşuşturmacası başladı. Bugün öğle saatlerinde İzmir’e uçup, finali izledikten sonra gece yine Kayseri’ye döneceğiz.
Sırası gelmişken Anadolu kulüpleri denmesine isyan edenlere seslenmek istiyorum. 3 büyükler aynen öyle kalsınlar. Anadolu takımlarıda yine Anadolu takımları olarak kalmaya devam etsinler. Anadolu bambaşka... Anadolu aşk, neşe, heyecan, yürek, insanlık dolu. Anadoluda saygı var. Ne yalan diyeyim Anadolu seyahatlerimde gazeteciliğin keyfine varıyorum. Anadoluda gazeteciye ilgi var, sevgi var, saygı var.
Bu ve bunun gibi değerler Anadoluda yaşıyor, İstanbul’da yaşamıyor. Onun için Anadolu takımları denmesi son bulursa, onlarda 3 büyükler gibi olur diye korkuyorum. İşte o zaman yazık olur. Aman onlarıda hayırsızlığa, vefasızlığa, sevgisizliğe, kavgaya, isyana alıştırmayın.
Gelelim Sayın Ziya Eren’le röportajımıza. Doğru sorular ve doğru cevaplar... Ama sorularda içten cevaplarda...
Erdem EROL
Ligtv.com.tr Haber Müdürü

"İNANDIK VE İNANDIĞIMIZ BİR HOCAYLA YOLA ÇIKTIK"
-Sayın Başkan, ilk göreve geldiğinizde size şöyle bir soru yöneltmiştim.: "Ligde ilk yarıyı 11 puanla tamamlamış ve artık küme düşer gözüyle bakılırken, siz hangi cesaretle bu işe soyundunuz" demiştim. Ama yapmış olduğunuz hamleler neticesinde bugün gördükki Erciyesspor büyük bir başarı yakaladı. Neler oldu o günden bugüne kadar? Neler yaşadınız? Hem sıkıntılı günler yaşıyorsunuz, hemde mutluluk gözyaşları döküyorsunuz.
İlk sizinle röportaj yaptığımızda bu soru sizden gelmişti. Biz o günde bu işe inanarak yola çıktığımızı söyledik ve Erciyesspor'un küme düşme lafını o gün de ağzımıza almadık bugün de bu durumda dahi almıyoruz. Çünkü inandık ve inandığımız bir hocayla yola çıktık. O gün herkesin küme düştü diye gördüğü takım, Türkiye Kupası'nda final oynayacak. 41 yıllık tarihinde bırakın finali, bırakın yarı finali, çeyrek final bile oynamamış bir takım, kısmet olursa Kayseri'ye o Türkiye Kupası'nı getirecek ve ligde de kalacak. Son 3 maçında 9 puan toplayarak ligi 42 puanla tamamlayacaktır.
-Çaykur Rize maçında çok ilginç anlar yaşandı. 1-0 öne geçtiniz. 2 penaltı kaçtı...
Sayısız gol pozisyonları var.
"SON 20-25 YILDA BÖYLE BİR MAÇ OLMADI"
-Ve son saniyede kornerden gelen top gol oldu. Maç 1-1 bitti. Orkun çimleri yumrukluyordu. Siz daha 10-15 gün öncesi Trabzonspor'u kupada saf dışı bıraktıktan sonra mutluluk gözyaşları döküyordunuz. Bu maçtan sonra gözyaşı olduysa sıkıntıdan olmuştur herhalde.
Ben 38 yaşındayım. Böyle bir maç seyretmedim. Bütün yorumları da izledim. Herkesin söylediği şey aynıydı. Türkiye'de son 20-25 yılda böyle bir maç olmadı. Penaltıları dışında tutun herhalde dünyada gol kaçırma yarışması yapılsaydı bu maç tek aday olarak gösterilirdi. Tabii üzüntümüz çok büyük. Futbol 96 dakikaymış. Neticede bunu da görmek bize nasip oldu. Bu da bir ders oldu ama önemli olan bunları yaşayarak, sırf bu maç için konuşmuyorum, Konya maçında direkten dönen toplar, Trabzon maçında kalecisinin panterleştiği... Yani bunların hepsini yaşayarak yine de Kayseri Erciyesspor ligde kalacak, bunlar da tatlı bir enstantane olarak bizim zihinlerimizde yer edecek.
"RİZELİLER DE BİZİM İYİ OYNADIĞIMIZI KABUL ETTİLER"
-Rize maçında iyi top oynamasaydınız, o kadar gol pozisyonu yakalamasaydınız, berabere kalsaydınız, bu kadar üzülür müydünüz?
Bu kadar üzülmezdik. Bizim takımın, çok enteresandır, çok iyi organize olup, çok iyi futbol sergilediği her maçta sıkıntı yaşıyoruz. Bu maçta da iyi oynayan taraf bizdik ki Rizeli yöneticiler ve futbolcuların söylemleri de aynı. Onlar da “Biz iyi oynayamadık. Çok kötü oynadık” dediler. Bunun sonunda böyle bir netice almak, neticede Rize takımı da düşme hattında olan bir takım. Eğer biz bu maçtan galip ayrılsaydık 35’er puanımız olacaktı Rizeyle. Fakat bunlar önemli değil netice itibariyle isim zikretmek istemiyorum ama ligin alt sıralarındaki takımlarla, 8, 9, 10. sırasında olan takımlar arasındaki puan farkın çok sıkışmış durumda. Lig bitiminde kimin küme düşeceği veya şampiyon olacağı şu anda 3 hafta kalmasına rağmen kimsenin net fikir beyan edebileceği durum değil şu an için.
"BU İŞİ BİTİRMEKLE MÜKELLEFİZ"
-Şimdi çok önemli bir kupa finali oynayacaksınız. Çaykur Rize maçı final için bir dezavantaj teşkil ediyor mu? O maçın stresini sıkıntılarını psikolojik anlamda yönetim ve futbolcular olarak üzerinizden atabildiniz mi?
Bizim teknik heyetimiz, futbolcularımız her maça ayrı gözle bakarlar ve maç bittiği anda bir sonraki maça adapte olurlar. Netice itibariyle idmanlarını yaptılar, hocayla tek tek fikir alışverişleri oldu, görüşlerini beyan ettiler. Mutlaka üzüntümüz büyük ama şu an önümüzdeki kupa maçına bakıyoruz. İnşallah kupa maçından alacağımız moralle Sakarya'ya geçeceğiz. Neticede ilk defa böyle bir final yaşıyor Kayseri. Ne Kayseri Erciyessporumuz, ne de Kayserisporumuz böyle bir olay yaşamadı. Buraya kadar gelmişken, diğer büyük takımlardaki imaj biz bu kupayı almak zorundayız gibi bir inançla çıkıyorlar. Fakat teknik heyetimiz ve futbolcularımız yürekten o kadar inanıyorki, gerçekten almak zorundayız. Yani biz almak zorunda değiliz, biz buraya kadar getirdiysek bu işi bitirmekle mükellefiz. Diğer takımlar da senelerdir alışılagelmiş, işte kupayı alacak ligde şampiyon olacak izlenimi var, bizim onun dışında yürekten inanmışlık artı profesyonelliğin dışına çıkan bir amatör ruh var şu anda takımda. İnşallah onu gerçekleştireceğiz.
"KUPAYI GÖZYAŞLARIYLA DOLDURUP GETİRECEĞİZ"
-Trabzonspor'u yarı finalde elediniz ve gözyaşlarınıza hakim olamadınız. Kupayı aldığınız taktirde bu sefer ağlamanın ötesinde ne yapacaksınız.
O ağlama çok eleştirildi ama inanın o ağlama sevinç gözyaşlarıydı. O duyguyu yaşamayan hiç kimsenin hissedemeyeceği bir şey. Biz o duyguyu içimizden, yürekten hissettik. Sadece ağlayan ben değildim, gerek teknik tekibim, futbolcularım da vardı. Biz o kupayı Kayseri'ye inşallah sevinç gözyaşlarıyla, mutluluk gözyaşlarıyla ağlayarak doldurup, dolu dolu getireceğiz. O kupayı ağlayarak mutluluk göz yaşlarıyla dolduracağız.
"PENALTILAR BİZİ ENDİŞELENDİRMİYOR"
-Trabzon maçında penaltı kaçtı, Rize maçında 2 tane penaltı kaçtı. Kupa finaliyse tek maç ve beraberlik söz konusu değil. 90 dakika olmadı 120 dakika. Yine olmadı kupayı penaltılar belirleyecek. Penaltılara kalma durumunda bir endişe, stres oluyor mu sizde?
Hiç,hiç, hiç endişemiz stresimiz yok. Neticede kupada final oynama şansını da yakalayan bizim futbolcularımız penaltı atışlarıyla. İnşallah durum oralara kalmaz ama kalırsa biz yine de gülen taraf oluruz. Çünkü biz kalecimize güveniyoruz. Biz oyuncularımıza güveniyoruz. Büyük bir şanssızlık Rize maçında yaşandı, bu illa sürecek bir şanssızlık değil. İnşallah mutlu ayrılan taraf biz olacağız.
"MASANIN 4 BACAĞINI TAMAMLADIK"
-38 yaşındasınız ve Süper ligde en genç kulüp başkanı sizsiniz. Ocak ayında bir yurt dışı seyahati dönüşünüzde biranda kendinizi kulüp başkanı olarak buluverdiniz. Bunu zaman zaman ifade ediyorsunuz çünkü. Ziya Eren mutlaka Kayseri'de tanınmaktadır ama futbol adına bizler o zaman tanıdık sizi. Hep doğru hamleler yaptınız. Neler yaptınız? Önce Tolunay Kafkas'la anlaştınız ardından Bülent Korkmaz'ı getirdiniz. Örnek bir yönetim sergiliyorsunuz ve bunun üniversitelerde tez konusu olması lazım neredeyse.
Öncelikle şunu söyleyeyim bizim yönetim kurulumuzun yaş ortalaması 32' dir. Çok klişeleşmiş isimler bizim yönetim kurulumuzda yok. Hepsi genç, pırıl pırıl, hepsi bu işe gerçekten inanmış ve yürekleriyle mücadele eden, takım kampa girdiğinde gerektiğinde yönetimde kampa girebilecek arkadaşlar. Bizim Kayseri şehri güzellikler şehri. Kayseri'de kırıp dökme gibi bir mücadeleden çok, bu işi yapabileceğine inanılan kişiler üzerinde konsensus sağlanır şehrin büyükleri tarafından. Neticede benim ismim üzerinde Sayın Valim, Sayın Büyük Şehir Belediye Başkanımız, metropol belediye başkanlarımızı böyle bir konsensus sağlanmış, böyle bir görevden kaçmak gibi bir lüksümüz yoktu tabii. Ha kolay bir görev mi? Kesinlikle kamuya malolmuş yerlerin hiçbirinde yapılan görevler kolay değildir. Çünkü başarı her zaman olması beklenen ve muhtemel bir şey. Ama başarısızlığı hiç kimse kabul etmiyor. Yola çıkarken kendimiz gibi genç ve birşeyler yapmaya ihtiyacı olan buna hırsıyla azmiyle, buna futbolculuk hayatından tanıdığımız Bülent Korkmaz hocayla başladık ve Bülent Korkmaz hocamıza söylediğim şey şuydu: "Hocam diğer takımlarda orta sıralarda oynayan takımlarda alacağınız 4 yıllık başarıyı burada 3-4 ayda alabilirsiniz. Bir anda sizler de yükselebilirsiniz, bizle rde yükselebiliriz ama yeterki buna gönülden inanalım" Bülent hoca da zaten böyle bir başarıya aç, hırsıyla mücadelesiyle bu işin altından kalkabilecek bir hoca olduğu için tercihimiz o yöndeydi. Bizi kırmadılar ve geldiklerinin 3-4 gün sonrası ki biz 13 Ocak'ta kongreden çıktık, arada hem transfer dönemi adı altında hemde 2. devrenin başlaması adı altında çok süreç yoktu. Takım ara dönemde hiçbir hazırlık maçı yapmamıştı. Kupa'da Bursa maçına hazırlık mahiyetinde çıktık ve 4-2 galip gelerek, orada bir başarı orada bir yükselme trendi yakaladık. Arkasından Fenerbahçe beraberliği devamında Ankaraspor galibiyeti gibi. Başarı başarıyı getirdi. Fakat burada önemli olan inanmaydı. Biz hocamıza, hocamız bize netice itibariyle teknik heyet futbolculara, futbolcular yönetime derken, taraftar... Bugün Türkiye liglerinde oynanan hiçbir maçta yüzde 90 gibi yüzde 100'a yakın doluluk oranıyla, hele böyle düşme hattındaki bir takımın hiçbir kulübün maçları seyredilmiyor. Bizde gerek Rize maçında ve daha evvelki maçlarımızda stadyumumuz doluydu. Taraftarımız sonuna kadar destek verdi. Masanın 4 bacağını tamamladık biz. Bunlardan birisi yönetimdi,bir diğeri futbolcular, teknik heyet ve taraftardı. 4 bacak tamam olunca masanın aksayan bir yeri kalmadı. Netice itibariyle 17 maçta 11 puan toplamış bir takım, 14 maçta 22 puan toplamış bir takım ve akabinde kupada final oynayan bir takım, İnşallah kupayı Kayseri'ye getirecek ve son 3 maçtada 9 puan toplayarak ligde kalacak diyoruz.
"BAŞKA BRANŞLARA DA YÖNELMEK İSTİYORUZ"
-Mantıklı ve hedefleri olan, hedeflerinin peşinde olan bir kulüp yapılanması içerisindesiniz.
Çok sıkıştırılmış bir dönem olmasa aslında biz biraz daha fazla kurumsallaşmaya yönelecektik ama ona fırsatımız olmadı. Fakat bu arada en fazla yöneldiğimiz şey Bülent hocamız sabah saat 9 da kalkıp amatör küme maçlarına gidip izleyebiliyor. Alt yapıya çok değer veriyoruz. Alt yapı müsabakalarını mümkün olduğunca teknik heyet ve yönetim kurulu izlemeye çalışıyor. Bizim hedefimiz burada ülkemizi yurtdışında gururla temsil eden Galatasaray gibi altyapıdan heryıl en az 2 futbolcuyu profesyonel yapabilmek. Çünkü altyapısı olmayan hiçbir kulübün üst yapısı olamaz. Çünkü buz üzerine bir bina yapılması mümkün değil. Her yıl yüksek fiyatlarla transfer yaparak bir kulübün, hele hele Anadolu kulüplreinin yaşama şansı çok zordur. Bu yıl en azından 2-3 futbolcumuzu yine profesyonel yapacağız. Bu sıkıştırılmış dönemde sırf lige sırf kupaya da bakmadık, altyapıya da ciddi anlamda önem verdik. Eğer mümkün olsaydı sezon başında gelmiş olup bu sıkıntıları yaşamamış olsaydık kulübümüzde bir kaç branş daha basketbol, voleybol, binicilik gibi. İleride kulübün daha kurumsal olup bu tür şeylere yönelmesi bizler için daha onur verici olacaktır.
"TOPUN ÇAPINI BİLMEM GEREKMİYOR"
-Görevinizi ne kadar sürdürmeyi düşünüyorsunuz?
Bu konuyla ilgili daha evvel bir açıklamam oldu ve bayağı da yadırgandı. Benim söylemim yanlış anlaşıldı. Ben şunu söylemek istiyorum: Kayseri şehri 1 milyon nüfüslu bir şehir. Netice itibariyle bizim yönetim kurulumuz 15 artı 1 kişiden oluşuyor. Ben inanıyorumki bizlerden gerek daha genç olsun, biz emsal olsun bu kulüpte görev alabilecek nice yönetim kurulu çıkartabilecek kapasiteye sahip bir şehir. Yani herkes bunu bir memleket vazifesi olarak değerlendirmeli. Kimse iş olarak adletmemeli. Neticede buralar hancı, bizler yolcu olmalıyız. Burada bizlerden daha iyi görev yapabileceğine inandığımız kişiler mutlaka bulacağız, çıkartacağız. Bunlar illa spor kulüplerinde görev almış olması gereken kişiler değil. Neticede yapılan şey yöneticilik yani futbolla çok fazla alakanız olmasına gerek yok. Ben kongreden sonra ilk Antalya kampına gittiğimde orada gazeteci arkadaş bana dediki "Başkan futbol topunun çapını biliyormusunuz?". Bir futbol kulübü başkanı bence futbol topunun çapını bilmekle mükellef değil. Kalenin sahanın ebadını bilmekle mükellef değil. Biz orada yöneticiyiz. Yönetici vasfımızı kullanmalıyız. İş hayatında başarılı olmuş her kimse buralarda görev alabilir, yöneticilik yapabilir. Önemli olan yöneticilikte iyi bir koordinasyon sağlayabilmek. Yöneticilik budur. Çünkü benim 3-4 şirkette yönetim kurulu başkanlığım var. Burada futbolla çok yakın ilişkide olmak, futbol kulübü yöneticiliği olmasında bence çok fazla artı getirmez hatta eksi getirebilir. Çok bilince işin içerisine çok fazla girersiniz. Teknik heyetinize gerekli yetkiyi verip, onun işine de karışmazsanız iş kendiliğinden yürüyor gidiyor zaten.