Kulüplerde işler kötü giderken kimse başkanlığa soyunmaz. Ne zaman statlar yapılır, gelirler temlik altında olmaz, o zaman pek çok insanın hizmet aşkıyla yanıp tutuşarak (!) aday olması gündeme gelir. Bakın ortada fol yok yumurta yokken esamesi okunmayanlar şimdi Galatasaray ve Trabzonspor'da başkanlığa soyunduklarını açıklıyorlar. Hani benzetmek gibi olmasın da insanın aklına hep leş kargaları geliyor.
BEŞİKTAŞ, STADIN ADINI DEĞİŞTİREBİLİR Mİ?
Beşiktaş, BJK İnönü Stadı'nın adını Fi-Yapı İnönü Stadı olarak değiştirip kulübe gelir elde etmek peşinde. Ancak burada tartışılan önemli bir konu şu; stadın gerçek sahibi Beşiktaş Kulübü olmadığına göre böyle bir şeyi satmaya hakkı var mı? Gençlik ve Spor Genel Müdürü Yunus Akgül haklı olarak "Stat bizim, bize sormadan nasıl isim hakkını satıyorlar?" demiş. Beşiktaş'ın taraftarının tepkileri enteresandır. Nasıl vaktiyle basketbol takımının önüne Ülker isminin alınmasına tepki gösterdilerse, bu konuya da tepki koyacakları belli. Ne var ki kulüplerin de yaşamak için bu tür operasyonlara ihtiyacı var. Bu açıdan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nün de Beşiktaş'ın gelirlerine engel olmadan bir çözüm bulacağına eminiz.
TÜRKLER VE İNGİLİZLER
Almanya karşısında alınan farklı yenilgi, Türk Milli Takımının neden bir türlü büyük bir sıçrama yapamadığını sorgulamamıza yol açmıştı. Lig TV’nin Londra temsilcisi Rıdvan Ertuğ, İngiltere’den çarpıcı bir örnek verdi.
BBC’de haftalık program sunan Gary Lineker, İspanya ve Almanya futbolunun neden son senelerde ilerlediğini, İngiltere’nin ise neden bir türlü şampiyon olamadığını örnekler vererek ve kıyaslamalar yaparak mercek altına almış.
Lineker’e göre İspanya, Johan Cruyff’un 1988’de Barcelona altyapısına el atmasıyla bugünlere geldi. Almanya da Jurgen Klinsmann’ın altyapı çalışmaları ile yeniden toparlandı.
Premier Lig’de ise altyapıya gerekli yoğunluğun gösterilmemesi ve yabancı oyuncu sayısındaki yükseklik İngiliz futbolunu olumsuz etkiliyor. Premier Lig’de geçtiğimiz hafta oynanan maçlar ele alındığında; 276 oyuncudan 90’ı yani sadece %33’ü İngiliz’di. La Liga’da 279 futbolcudan 198’i İspanyol’du, yani % 71’i.
Gary Lineker "Almanya önümüzdeki Dünya Kupası’nı kaldıracaktır" yorumunu yaparak programı kapattı...
MİLLİ TAKIM VE SPONSORLARI
A Milli Futbol Takımımızın sponsorları milli maç öncesinde çektikleri reklam filmleri ile ay-yıldızlı ekibimize destek mesajları gönderiyor. Almanya ve Azerbeycan maçları öncesi iki reklam dikkatimizi çekti. Biri TTNet'inki. Bu reklamda Hırvatistan Milli Takımı kalecisi Pletikosa, Semih'ten son dakikada yediği golü anlatıyor. İnsan bu reklamda ister istemez Semih'in golünün görüntüsünü arıyor, sırf gazete fotoğrafıyla bu anı geçiştirmek eksik olmuş. Diğeri de Efes Pilsen'in yazılı basında rastladığımız "Gardaş gardaşa oynayaq amma son gülen biz olaq" reklamı. Efes Pilsen'in bu reklamı gerçekten güzel olmuş. Emeği geçenlere tebrikler.
AVRASYA REKORA KOŞUYOR
32. Kıtalararası Avrasya Maratonu bu sene rekora koşuyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, önceki gün yardımcısı Göksel Gümüşdağ, Spor A.Ş. Genel Müdürü Alpaslan Baki Ertekin, Atletizm Federasyonu Başkanı Mehmet Terzi ve Gençlik ve Spor İl Müdürü Tamer Taşpınar ile ortaklaşa düzenlediği basın toplantısında halk koşusuna tam 100 bin kayıt beklediklerini söyledi.
100 bin kişinin aynı anda birlikte koşması Türkiye için alıştığımız bir şey değil. Bu konuda belediyenin her türlü maddi imkanını seferber eden Kadir Topbaş'ı GÜNEŞ ailesi olarak kutlamak istiyoruz. Toplantıda yarışın ilk tohumlarını atan İstanbul Atletizm eski ajanı Selahattin Yıldız'ın; vaktiyle kendisiyle bu yarışma yüzünden büyük çekişmeye giren Cüneyt E.Koryürek'i de rahmetle anması dikkatimizi çekti. Avrasya Maratonu ilk olarak Selahattin Yıldız’ın girişimleri ile başlamış, 6. yıldan itibaren de Koryürek, “Kıtalararası” ifadesiyle organizyonu üstlenerek yeni bir başlangıç yapmıştı.
Kulüplerdeki leş kargaları!
13 Ekim 2010 11:10