Benitez, Bernabau’nun yakınlarında doğup büyüdü ve aklı erdiğinde ilk tanıştığı şey de bu ihtişam oldu. Henüz küçük yaşlarda kulübün kapısından içeri girip tribünlerden seyretmeye doyamadığı yıldızlardan birine dönüşebilmek için kendisini adayışı hiç kimseyi şaşırtmadı. Ancak işin aslı -ki sonraki yıllarda kendisi de itiraf edecekti- Benitez asla A takıma çıkabilecek futbol yeteneğine sahip değildi.
B takımda geçen zamanlarında takım arkadaşlarının performans notlarını tuttuğu defterini babası hala saklıyor; bazıları futbolcu bazıları hoca olmak için doğar.
19 yaşında geçirdiği bir sakatlık sonrası futbolculuk kariyeri fiilen sona erse de alt liglerde bir süre daha oyunun içinde kalabilmenin savaşını verdi. 26 yaşında, Linares’te pes edene dek…
1993’te futbola ve Real Madrid’e geri döndü, bu kez B takım antrenörü olarak… Raul’u Atletico Madrid’de bulup takıma getiren de Benitez olmuştu. Ancak tüm çabasına rağmen görevinde kalıp A takım antrenörlüğüne yükselme fırsatını ele geçiremedi, 1995’te Bernabau’ya veda etti, günün birinde önce rakip ardından da teknik direktör olarak dönmeyi umut ederek…
Real Madrid’den ayrı geçen 20 yıl boyunca, Benitez çalıştırdığı tüm takımlarla kupa kaldırdı. Belki içten içe tüm başarıların altında, çocukluğunun hayali, Bernabau’ya dönebilmek için kendisini kanıtlama telaşı vardı, kim bilir…
Eğer amacı buyduysa, başardı. Carlo Ancelotti’nin ayrılmasının ardından Real Madrid teknik direktörlüğüne getirildiğinin açıklandığı basın toplantısında, Benitez gözyaşlarına hakim olamıyordu.
Ancak hikayenin devamı, başladığı kadar mutlu devam etmedi; Rafael Benitez Real Madrid’den gönderildi.
Neydi ters giden? La Liga’da Rayo Vallecano’yu 10-2, Malmö’yü 8-0, Espanyol’u 6-0 yenmişlerdi; sadece 3 mağlubiyet ve gol makinesi bir Madrid… Benitez’in tek kusuru Barcelona’ya yenilmek değil miydi?
Aslında, Benitez ile Real Madrid’in birlikteliği en başından beri önemli bir eksikliği hissediyordu. Real Madrid taraftarı Benitez’i yedek kulübesine hiçbir zaman yakıştıramadı, İspanyol teknik adam Bernabau’nun kalbini bir türlü çalamamıştı.
Futbolcuların üzerine kuramadığı otorite, Cristiano Ronaldo başta olmak üzere oyuncular arasında Benitez’in taktik anlayışı ve kurduğu oyun sistemine duyulan memnuniyetsizlik, İspanya’nın önde gelen gazetelerinde dile geliyordu.
Benitez, soyunma odasından tribünlerine; Real Madrid’i bir türlü avucunun içine alamadı, kontrol hep onlardaydı.
Copa Del Rey’de cezalı Chershev’in oynatılması, Los Galacticos adıyla nam salmış Real Madrid’in transferde sönük kalması, Barcelona’nın Arda Turan hamlesine cevap verilmemesi, tüm bunlar Benitez’in zaten yakın görünen sonunu hızlandırdı.
Benitez gitti… Şimdi Zinedine Zidane’ın ayak sesleri soyunma odası duvarlarında yankılanacak. Bu defa futbolcu olarak değil… Dünya futbolunun ressamı, Zidane, ilk kez teknik direktör olarak Bernabau’ya çıkarken, kramponları ile ezdiği çimler bile önünde saygı ile eğilecek…
Zinedine Zidane; Los Galacticos efsanesi… Futbolun gelmiş geçmiş en büyük sanatçısı… Onun sahada yarattığı harikaları izlemiş bizler için, Zidane’ı kulübenin önünde görmek, oyunu izleyişini izlemek biraz hüzünlü olacak…
Ama gözlerinizi ayırmayın; belli mi olur belki top Zidane’ın ayağına değer...