Fenerbahçe'nin bir önceki forveti Mamadou Niang, dünyanın bir tarafından saatler önce haydi Fenerbahçe, iyi şanslar Mister Sow mesajıyla katılmıştı derbi atmosferine.
Milli basketbolcu Mehmet Okur ise maç başlarken Amerika'dan 30 arkadaşıyla izlediği bir mekândan sırtına formasını giyip çekip yolladığı fotoğrafla... Basın tribünündeki 10 yabancı gazetecinin Avrupa'dan gelen Türklerin çokluğunun diğer atmosfer notları olması dışında, Fenerbahçe seyircisinin maç öncesi hazırladığı kırmızı bir sahne perdesi üzerine kurguladıkları tribün gösterisini iptal etmesi, coşkusunu geçmişe oranla daha fazla içine atarak yaşamasını not ettik büyük futbol festivalinin ilk raundunda..
Bu maçın Fenerbahçe forvetine hangi baskıyı yüklediğine tanıklık etmiş birisi olarak Niang'ın Sow'a şans dilemesini lafın gelişi kabul etmeyelim. Sow'un attığı muhteşem golünü de laf ola beri gele kıvamında anlatmayalım. Eylemin başında Volkan vardı. Lucescu takımlarının alternatif hücum planlarından birisidir forvete giden uzun degajlar. İşte öyle yapıp Sow'u başlangıç enerjisiyle Galatasaray savunmasının üzerine yolladığında maç henüz taze, Galatasaray soğuktu oyuna. Toplam 12 aksiyonun ardından 13'üncü vuruşun ağlara gittiği anın bu iki takımın tarihindeki en iyi 10 gol arasına girişinde Volkan'ın eylemi başlatması kadar topu gol anına kadar sahanın enlemesine iki tarafında da kullanan herkesin hakkı var.
Bu arada genç Semih'in (Semih Şentürk değil) auta giden topu bırakmaması da bir kader midir acaba?
Uzun zamandır olmayan bir şeydi arka arkaya iki mükemmel golün sıralanışı.
Alex ağları sarsınca maçın farklı biteceği izlenimini güçlendiren, Cristian'ın olağanüstü dikkatli ve dirayetli oyunu ve Galatasaray'ın önde basamama sendromuydu çok açık.
Ne zaman Cristian durdu, Fenerbahçe irtifa kaybetmeye başladı. Emre'nin iştirakçi olamaması, Galatasaray'ın Emre'sinin çolak başladığı maçta toparlama trendi ve Selçuk'un soğukkanlı, Melo'nun sert başladığı oyunda tutarlı yola girmesi Galatasaray'ı geri dönüş senaryosuna soktu.
Devre biterken rakip yarı alanın her yerine koşan, oyundan başka bir şeye konsantre olmayan Elmander'in golü gelmese ikinci devre farklı bir Fenerbahçe mi izlerdik, cevabı zor. Cevabı kolay olan şey Galatasaray'ın Kadıköy baskısı yemeden oynadığı, 12'nci adamın dünün formsuz taraflarından birisi olmasıdır.
Geri dönüşler övgüyü hak eder ve sonu beraberlik olsa da bu yolda galiptir Galatasaray.. Yine de önde basarak başlasaydı Galatasaray 30'uncu dakikadan sonra içine kapanan Fenerbahçe'yi yenip 13 yıllık talihsizliği kırar mıydı diye hep sorup duracağız kendi kendimize..
İlla klasik bir yazı istiyorsanız, Kocaman'ın Alex'i sona kadar oyunda tutmamasını anlamadık, eleştiriyoruz. Skoru koruma telaşını, 2-0 öne geçme avantajını tepme şeklini yadırgıyoruz!
Bülent Yıldırım'ı son 20 dakikadaki yönetimi için eleştiriyoruz.
Peki başa dönelim; neden topun Galatasa-ray'da kalmasına bu kadar uzun süre izin verdiniz? Neden Volkan'la başlayan ilk eylemin üstüne yenilerini eklemediniz?
Oysa Mister Sow bu oyunu sevmişti.
Özet mi, son söz mü? Galatasaray'a topu vermeyeceksiniz!
Kocaman fırsat kaçtı
18 Mart 2012 13:03