O bir teknik direktör, o bir baba, o bir eğitmen, o bir insan. Hem de iyi bir insan... Evet, futbol dünyası birkaç gündür, yeşil sahaların beyefendisi Şenol Güneş’in, Beşiktaş-Trabzon maçında hakeme yönelik sözleri nedeniyle tribüne yollanışını ve Şeref Tribünü’nde yaşadığı gerginliği konuşuyor. Herkes bir şey söylüyor ama gerçeği Şenol Güneş biliyor. Ama susuyor, çünkü ne söylese de yanlış anlaşılacağının farkında.
Öncelikle, Güneş’in, söylenildiği gibi küfür etmesi mümkün değil. En fazla sinir haliyle, belki “Allah cezanızı versin” demiştir o kadar. -ki o lafı da etmemiş, söylenmiş sadece-
Peki Şenol Güneş hoca, sinirlerine niye hakim olamadı diye düşünen var mı? Durup dururken mi sinirlendi! Kendinizi o gün, onun yerine koyun. 2 metre arkanızdaki grup sürekli bir şeyler söylüyor, kimi madeni para atıyor, kimi elindeki su bardağının ağzını açıp aşağı boşaltıyor, arada imitasyon İtalyan ayakkabısını sallayan bir manken taklidi de var! O sırada buz gibi penaltınız güme gidiyor! Susar oturur musunuz? Alex Ferguson susup oturuyor mu İngiltere’de, ya da Fabio Capello? Ya da Jose Mourinho?
Aslında anlık da değil Şenol Hoca’nın öfkesi. Bir birikimin sonucu. Çünkü o gözler çok şey görmüş; futbolcuyken de teknik direktörken de! 1996’ları yaşamış, elindeki şampiyonluğun nasıl ‘alındığını’ görmüş o yorgun gözler. Ve bir şeyler hissetmiş son dönemde. Takımı 9 puan önde giderken penaltılarının verilmeyeceğini söylemiş birileri kulağına, hatta, aradaki farkın ‘eritileceği’ iddiaları da atılmış. Ve daha da ileri giden biri, “Bağıranın, çağıranın kazandığı” bir cangıla (vahşi orman) benzetmiş Türk futbolunun 2011’deki son durumunu.
Bu gelişmeler canlandı mı, canlanmadı mı gözünde ama kırık burunla oynayan Burak’ın penaltısı güme gidince, Şenol Güneş’in kendini kaybetmesi de gayet doğal...
Ama doğal olmayan başka şeyler var. Örneğin, Şenol Hoca’nın sanki ‘adam öldürmüş’ gibi tedbirli olarak ceza kuruluna verilişi ve onun da bu işe içerleyip Ulusal Takım Teknik Direktörü Guus Hiddink’in toplantısına katılmayışı. Kimse de suçlamasın onu toplantıda yer almadığı için. Hem ilk yanlışında -ki anlık tepki yanlış bir şey değildir- ceza veriyorsunuz, hem de ‘toplantıya niye gelmedi’ diye eleştiriyorsunuz.
Gelmez, madem cezalı, madem türlü kepazeliğin döndüğü futbol arenasında “Allah cezanızı versin” söylemi büyük bir suç o da suçluyken hiçbir etkinliğe katılmaz. O yüzden kimse Güneş’i balçıkla sıvamasın! Hatta, TFF ile ‘son 3 aylara’ giren PFDK’ya bir çağrım var: Lisansını da iptal edin Şenol Güneş’in, o da kurtulsun, siz de!
Ah be Şenol Hoca. Hoşgörünün, dostluğun, fair-play’in başkenti Kore’den niye geldin ki Türkiye’ye!
Keşke gelmeseydin! Gelmeseydin de türlü hokkabazlığın döndüğü şu kaotik ortamı görmeseydin!
Keşke gelmeseydin hocam!
10 Mart 2011 11:09