Türkiye Futbol Federasyonu Disiplin Kurulu üyelerinden Avukat Remzi Kazmaz, basında kendisi ve bir Disiplin Kurulu üyesi arkadaşı ile ilgili çıkan haberler üzerine istifa etmediğini, görevinin başında olduğunu açıkladı.
Bodrum'da avukatlık yapan TFF Disiplin Kurulu üyelerinden Remzi Kazmaz, basında kendisi ve bir Disiplin Kurulu üyesi arkadaşı ile ilgili çıkan haberler üzerine bir açıklama yaptı. İstifa etmediğini, görevinin başında olduğunu belirten Remzi Kazmaz, "Biz seçimle geldik seçimle gideriz. Federasyonumuz ve Disiplin Kurulumuz, demokratik, özerk bir yapıdadır ve bu görevden ayrıldığımız güne kadar böyle sürecektir. Benim adıma istifa diye bir şey söz konusu değil. TFF Disiplin Yönetim Kurulu'nda görev yapmakta iken şahsımla ilgili bazı medya kuruluşlarında 'Disiplin Kurulu'ndan istifa etmeyi düşünüyor, istifaların devamı var' gibi hiçbir maddi gerçeği olmayan haberlerle şahsıma ve Disiplin Kurulu'na karşı yapılan bu haksızlık karşısında bu açıklamayı yapmak zorunda kaldım" dedi.
Dünyada ve ülkemizde sporun, özellikle futbolun kitleler üzerinde büyük etkisi olduğunu anlatan Kazmaz, şöyle konuştu: "Eğer spor-toplum ilişkisinde doğru yönlendirilme yapılırsa hem o ülkenin sosyo ekonomik çıkarlarına hizmet edilir hem de toplumsal barışın sağlanmasında ciddi bir katkı sağlanır. Ama bu ilişki etik ve ahlaki olmaktan uzaklaşırsa o ülkede ve o ülkenin sporunda ciddi erozyonlara ve sosyal çalkantılara neden olur. Bu ilişkileri genellikle 4. kuvvet dediğimiz medya yönlendirir ve şekillendirir."
Son günlerde ülkemizde hiç de tasvip edilmeyen metodlarla TFF yönetimi ve Disiplin Kurulu'na karşı bir kısım medyanın takındığı tavrın olumsuz olduğunu anlatan Kazmaz, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu, ne ülke menfaatine ne de ülke sporuna hizmet eder. Seçimle iş başına gelen yönetim eğer bu konuda yeterli güven veremiyorsa özerk federasyona fazla zarar vermeden, kişileri yıpratmadan yine seçimle gönderilmelidir. Ama maalesef antidemokratik uygulamalarla hem özerk federasyon kurumları hem de kişiler yıpratılıyor. Bu anlayışa bir son verilmeli; spor kulüpleri, sporcular, yöneticiler ve medya ülke sporunun menfaatine davranışlar içine girmelidir. Türk sporunun ileri seviyeye getirilmesi şu anki anlayışla asla olmaz. FIFA ve UEFA düzeyinde ilişkilerimizi korumalı, geliştirmeliyiz. Spor yasamızı değiştirmeliyiz, gerekirse spor mahkemeleri kurmalıyız. Bu kurullara eğitimli hukukçular, sağlıkçılar ve teknik kadro getirmeliyiz. Ama en önemlisi sporun, futbolun bir dostluk, kardeşlik, birlik, beraberlik mesajları veren bir şölen olduğunu unutmamalıyız. Son sözüm, istifa etmedim görevimin başındayım."