F.Bahçe, Beşiktaş ve G.Saray 43 puan topladı. Buna karşılık Bursaspor, Trabzonspor, Kayserispor üçlüsü ise toplam 63 puana ulaştı. Niye?
Dünya daha genç, daha hızlı, daha güçlü” futbolcuların peşinde. Biz ise, “daha şöhretli, daha ağır ve daha tembellerin.” Bu haftayı G.Saray, Beşiktaş ve F.Bahçe’ye ayırdım.
Bu sezon oynadıkları 44 resmi maçta tek bir frikik golü atamayan Üç Büyükler’e. Digitürk, D Smart, İddaa, kombineler, ürün satışları ve daha bir çok dev avantaja karşının üçünün ligde topladığı puanın 43 olduğunu biliyorsunuzdur. Peki ya onlardan gelir olarak çok daha gerilerde kalan Bursa, Trabzon, Kayseri üçlüsünün toplamda 63 puanlarının olduğunu?
Bugün G.Saray’ı, yarın Beşiktaş’ı, cuma F.Bahçe’yi masaya yatıracağız. Gelecek hafta sıra Anadolu İhtilali’nin önderlerinde olacak. Neyi doğru yaptılar ve bulundukları konumu kaybetmemek için neler yapmaları gerektiği konusunda ahkam keseceğiz. Biraz rakamlarla biraz bilgiyle, biraz da bu sezon çıplak gözle 29 maç seyretmiş olmanın verdiği tecirübeyle...
İŞTE GALATASARAY'IN EKSİĞİ
Eskiden Simovic, Bülent, Prekazi, Tanju ve Uğur vardı. Taffarel, Popescu, Emre, Hakan Şükür, Hagi gibi mükemmel omurgaların yerine rakiplerine istediği futbolu kabul ettirecek bir dörtlü bulamadı G.Saray.
Bir futbol takımının başarıya ulaşmasında teknik direktörünün bilgisinin, takım birlikteliğinin, disiplinin, yönetim anlayışının yanı sıra oyuncu kalitesinin de büyük önemi vardır. Oyuncu kalitesi; onbir oyuncu için en üst düzeyde olmayabilir. Yedek kulübeniz Barça, Real, Inter gibi her zaman dünya yıldızlarıyla dolu değildir. Ama omurganızın her kulvarı kaldırabilecek çapta, yeri geldiğinde size tek başına maç kazandırabilecek oyunculardan kurulu olması gerekmektedir. Yani takımın olmazsa olmazı bu omurgadır. Kaleci, savunma lideri, oyun kurucu, bitirici forvet ve rakiplerin korkulu rüyası bir joker.
G.Saray uzun süredir geri gidiyor. Yönetimin her türlü hamlesine karşılık geri gidiyor. Rijkaard gibi önemli ve tecrübeli bir teknik adam da bu geri gidişi durduramadı. Çünkü ne Simoviç, Bülent, Prekazi, Tanju, Uğur, ne de Taffarel, Popescu, Emre, Hakan Şükür, Hagi gibi mükemmel omurgaların yerine rakiplerine istediği futbolu kabul ettirecek bir dörtlü bulunamadı.
Baskılı oynuyor ama verimli değil!
13 karşılaşmanın hemen tamamında top kullanma üstünlüğü G.Sa-ray’da. Genel oran yüzde 57’ye 43. Ancak bu tablo skora yansımıyor.
13 resmi maç yapmış G.Saray bu sezon. 13 maçta girdiği gol pozisyonu sayısı 71, rakiplerine verdiği gol pozisyonu sayısı 66. 22 gol atıp, 18 gol yemiş. Üstelik attığı gollerin 7’si kendi çapından çok zayıf OFK Belgrad’a karşı.
G.Saray maçların tümünde rakiplerinden daha baskılı oynamış. F.Bahçe maçının ikinci yarısı hariç 13 karşılaşmanın hemen tamamında top kullanma üstünlüğü G.Saray’da. Genel oran yüzde 57’ye 43. Ancak verimliliğe bakınca tam tersi bir tablo çıkıyor ortaya. G.Saraylı oyuncular rakipleri tarafından 193 kez faulle durdurulurken rakiplerine 202 kez faul yapmışlar. 243 kez top çalmış, 284 kez kaybetmişler. Sarı kırmızılı takım duran top kullanma konusunda da etkisiz.
18 korner kullandıkları ve bütün bir 90 dakikasını tek kale oynadıkları Bursaspor maçını 2-0 kaybetmişlerdi. 22 golün sadece 2’si kafayla atılmış. Oysa Metin Oktay, Gökmen Özdenak, Tanju Çolak, Hakan Şükür gibi efsane golcülerin en büyük özelliği G.Saray’ı kafa toplarıyla rakiplerinden bir adım öne taşımaktı. G.Saray, lig tarihimizin kanat akınlarını en etkili yapan takımı olarak bilinirdi.. Bu özellik, Hakan Şükür’le birlikte rafa kalkmış görünüyor.
Kalede büyük sıkıntı var
Kalede büyük sıkıntısı var G.Saray’ın. De Sanctis, Leo Franco gibi ne çok iyi, ne de çok kötü kaleciler, Hamburg ve F.Bahçe maçlarının kurbanı olarak gönderildiler. Bu sezon başı yaşadığı yan top zaafiyeti Aykut’u yedek kulübesine attı. Ufuk ise henüz çok üst düzey bir performans sergilemiş değil. Savunma çok kişinin;“Milli Takım savunması” demesine karşın çok büyük zaaflara sahip. Servet ve Hakan Balta’nın tüm mücadele güçlerine ve iyi niyetlerine karşın ağır olduklarını, büyük pozisyon hataları yaptıklarını görmek gerek. Servet topu oyuna sokmada yetersiz. Hakan hızlı forvetler karşısında dağınık. Neill’ın ilk kez diri ve agresif oyununu Kadıköy’de gördük.
Orta saha çok dağınık
Orta sahada da büyük sıkıntılar var. Bu bölgede Ayhan dışındaki oyuncuların hızlı ve akıcı futbola katkıda bulunduğunu söylemek zor. Mustafa Sarp iyi bir yedek olabilir. Barış, Cana gibi oyuncular takım içi rekabeti artıracak kapasitede değiller. Serdar Özkan iyi yaşamıyor. Emre Çolak özel olarak fitness ve dayanıklılık çalışmalı. Pino Kadıköy’de çok etkiliydi. Forvet veya forvet arkası oynarsa cepheden kaleye iyi şut atıyor. Elano takımın omurgası için önemli isim. Ama çok kırılgan. Ve isteksiz...
Kilit isimler; Arda-Elano
,Hücumda Baros ülkenin en iyisi. Niang ve Bobo’dan artısı çok kurnaz oluşu ve İngiltere Ligi’ndeki tecrübesi. O da müzmin sakat maalesef. Arda ikinci yarı “Tamam mı devam mı” maçlarına çıkacağının bilincinde. G.Saray’da etkisiz bölgede oynuyor. Evet, C.Ronaldo, Mesut, Messi gibi yıldızlar da kanatta yer alıyor. Ama onların avantajı takımdaki bütün oyuncuların çok kaliteli oluşu. Rakipler her oyuncuya adam markajı yapamayacağı için kendi sahalarına çekiliyorlar. G.Saray orta alanında çok düz oyuncu oluşu Arda-Elano ikilisini iyi durduran takımların şansını artırıyor
Polat izin vermemeli
Ligimizin sert futbolu ve maalesef hakemlerimizin bu sert futbola prim tanıyan yönetimleri G.Saray’ın sorunlarından biri. Çoğu takım G.Saray’a karşı G.Saray’ın derbide F.Bahçe’ye karşı oynadığı gibi agresif oynuyor. Bu yüzden Arda, Baros, Kewell, Elano, Misimovic gibi yıldızların bireysel yeteneklerini göstermesi zor oluyor. Bu anlayıştaki bir ligde başarılı olmanın yolu içeride de dışarıda da agresif futbol oynamak ve bireysel yeteğene sahip oyuncuları ceza alanı çevresinden uzaklaştırmamak. Eğer Hagi bunu yaparsa G.Saray Rijkaard’ın bir türlü göremediği bir sıkıntıyı gidermiş olur. G.Saray’ın sıkıntıları sadece teknik ve taktikle ilgili değil tabii. Onları burada uzun uzun sıralamak istemiyorum. Ancak taraftarın Leo Franco, Arda, Jo, Rijkaard gibi isimleri nasıl yıprattığını gördük. Başkan Polat taraftarın bu kadar güçlenmesine izin vermemeli. Çünkü G.Saray kapalıda bağıran 10 bin kişi değil.
En çarpıcı 5 istatistik
G.Saray’ın rakiplerinden çok faul yapışı.
Savunmanın Ömer Erdoğan kadar golü yok.
Son iki sezonda frikikten gol atamadı.
Baros dışında birden fazla gol atan yok.
18 korner kullandığı Bursa maçını kaybetti.
Psikolojik faktörler
Dedikodular.
Rijkaard konusunda bölünmüşlük.
Taraftar hata yapanlara sahip çıkmadı.
Muhalefetin yıpratıcı politikası.
Kaptan Arda’nın yaşadığı gergin günler.
Transfer hataları
Takımı rahatlatacak bir kaleci olmayışı.
Baros’a eşlik edecek santrfor alınmayışı.
Alınan oyuncuların çoğunun kiralık oluşu.
Altyapıdan gelen Serdar’ın Denizli’ye verilişi.
Defansa çabuk ve agresif oyuncu alınmayışı.
Teknik hatalar
Liderliği üstlenen Arda’nın kaleye uzak kalışı.
Elano’nun küstürülmesi.
Batalla’dan da etkisiz Misimovic’in alınması.
Savunmanın orta çizgiye yakın kurulması.
Baros’un ileride yalnız bırakılması.
G.Saray’ın avantajları
Camia Hagi-Tugay ikilisinin arkasında.
Arda, Elano, Baros gibi yıldızların varlığı.
Baskıya alışık oyuncuların bulunması.
Oyunla motivasyonun üst düzeye gelmesi.
Yeni stadın çok yakında açılacak olması.
Hagi neler yapmalı?
Tugay’la samimi ve sağlam ilişki kurmalı.
Arda, Elano, Misimovic’e duran top çalıştırmalı.
Savunmasını geri çekmeli.
Pino’ya aşırı savunma yükü bindirmemeli.
Savunma oyuncuları skora katkı yapmalı.
Orta sahadaki top kayıplarını azaltmalı.
Uzun toplarla akına çıkmayı artırmalı.
Devre arası mutlaka kaleci ve forvet almalı.
Duran toplarda adam paylaşımı iyi olmalı.
Takım maç günleri kampa girmeli.
İşte G.Saray'ın eksiği!
27 Ekim 2010 11:08