Vikingur maçından itibaren savunmayı orta sahaya yakın kuran, oyunu rakip sahaya yıkarken biraz vasatın üstünde süratli oyuncusu olan her rakibe bolca pozisyon veren zor sistemine uyabilmek için futbolcusuna zaman tanımayan Schuster hiç vazgeçmeyecek sanmıştık.
Çok şükür korktuğumuz olmadı. Son üç maçta farklı şeyler görmeye başladık. Schuster artık oyunu 35-40 metreye sıkıştırmak adına savunmayı öne çekmiyor. Bu önemli bir gelişme.Kalede Cenk'e dönmesi ve "İlk kalecim Hakan" söyleminden vazgeçmesi de iyiye işaret. Dolayısıyla modern ama zorlu bir sistemi tam olarak uygulamak için bir geçiş sürecinin şart olduğunu kavradığını düşünüyorum. En azından son maçlardaki icraatları bu yönde.
Schuster'in modern bir sistemi var, buna itirazım yok. Ancak bu sistemi tam olarak uygulamak neredeyse imkansız. 90 dakika boyunca oyunu rakip sahada oynayan bir takım (Barcelona dahil, onlar bile aktif dinlenme yaparak 20-25 dakika oyunu rölantiye alıyorlar) dünyada yok.
Peki Schuster'in modern dediğimiz sistemi hiçbir zaman uygulanamaz mı? Eğer bu sisteme uygun oyuncular bulabilirseniz uygulanır. Ancak Beşiktaş'ın şu andaki kadrosu bu sisteme uygun değil. Her şeyden önce forvet hattı felaket.
Bu sistemde öndeki dört oyuncunuz çok hareketli olacak, hiçbiri yerinde durmayacak. Holosko, Nihat, Nobre, Bobo, Tabata gibi sadece topla buluştuklarında hareketlenen oyuncularla bu iş olmaz. Çünkü beklediğiniz gol geciktikçe işiniz zorlaşır. Rakip daha da kapanır. Üstüne üstlük bir de kontratak golü yerseniz sistem çöker.
Beşiktaş'ın bir çok maçta yaşadığı sıkıntı da bu.
Öyleyse Schuster, G.Saray, CSKA ve Bursa maçlarındaki sabırlı oynamayı seçmeli. O taktirde rakibe çok az pozisyon verip geniş alanda da oyunu tutar. İhtiyacı olan golü de şu ya da bu şekilde atıp (Bkz Bursa, CSK, G.Saray) kazanır.
* * *
Eskişehir'deyiz!
Bugünden itibaren Fotomaç yazarları olarak yurdun dört bir yanındaki üniversiteli gençlerimizle kucaklaşmaya başlıyoruz. İlk durağımız Eskişehir Anadolu Üniversitesi. Selçuk Yula, Bülent Tulun ve Hakan Dilek'le birlikte üniversiteli gençlerimizle sohbet edip, tecrübelerimizi aktarmaya çalışacağız.
Dediğim gibi bu ilk adım, inşallah arkası da gelecek.
* * *
Guti nereye gitti?
Üç büyük kulüp yöneticileri üst düzey bir yabancı futbolcuyu, özellikle de eşini ya da kız arkadaşını İstanbul'a gelmek için ikna etmek adına önce eğlence yerlerini kapsayan bir şehir turu düzenlerler.
Bu tur, en kestirme yoldan "İstanbul'da sıkılmazsınız" demektir. O nedenle yıldız futbolcuların en iyi bildikleri yere (!) gitmeleri son derece normaldir. Normal olmayan bilmedikleri bir şehirde yalnız dolaşmaları ve Guti gibi kaza yapmalarıdır. Çözüm bulunması gereken bölüm burasıdır.
* * *
Fernandes prosedürü
Beşiktaş'ın şirket yapısı gereği yaptığı her transfer görüşmesini İMKB'ye bildirmesi şart. Bunu transfer bitmeden yapmadığı taktirde ceza aldığı da malum. Schuster'in, "Fernandes bitti" açıklamasının ardından yöneticilerin "Biten bir şey yok" demeleri bundan. Zaten ertesi gün de İMKB'ye "Fernandes'le görüşmelere başladık" açıklaması gönderildi. Yani ortada bir çelişki yok, prosedür var.
* * *
Beşiktaş olaylardan ceza almaz
Alırsa bu ilk olur ve de komik olur. Bu konuda onlarca örnek var. Stat dışındaki olaylar stat içindeymiş gibi değerlendirilemez. Tribünü yakıp yıkan taraftarının yaptıklarından dolayı Bursaspor'a para cezası gelir, Beşiktaş da küfürden ceza yer. Kitapta yazan bu, iş kitabın dışına çıkarsa ne olur derseniz?
Çok şey olur. Misal Edirne'de iki taraftar kavga ederse, Kadıköy'de, Ali Sami Yen'de stat kapatmak gerekir ki kimse bu işin altından kalkamaz.
* * *
En reytingli derbi masalı
F.Bahçe ve Galatasaray'ın son yıllarda birbirlerine rakip olabildikleri bir spor alanı yok. Salonlarda Fener eziyor, futbola gelince, son haftaya ikisinin birlikte şampiyonluk iddiasıyla girdiğini görmeyeli yıllar oldu. Sonra bir de bakıyorsunuz medyada en çok bu derbi yer almış. Kendimiz çalıp, kendimiz oynuyoruz. Kendimizi kandırıyoruz, nereye kadar!
* * *
Bravo Cenk
İnanılmaz formdayken Schuster tarafından kızağa çekilmesine rağmen moralman çökmeyen ve yeniden formayı kapan Cenk'i kutluyorum. Kendine güvenen bu genç kardeşim hatalı goller yese bile moralman çökmüyor. Bence bir kalecide olması gereken en büyük özellik de bu. Bravo Cenk.
Bu gençler efsane olur!
Beşiktaş'ın mevcut kadrosunda çok yetenekli gençler var. İsmail, Ersan, Ali Kuçik, Necip, Onur, Oğuz, Atınç, Cumali, Umut (Kaleci) Furkan, Rıdvan Şimşek ve Rıza Şen göz önündekiler.
Rizespor'u şampiyonluğa taşıyan Sezer ve Erkan Kaş, Gaziantep BŞB'deki Erkam, Beşiktaş U-17'nin yıldızları Ufuk Er ve Ümit Karal yakın zamanda kardelen gibi gün yüzüne çıkacak olanlar. Nike'ın organizasyonunda ABD'de dünya şampiyonu olan U-17 Milli Takımı'nda oynayan Kadir Arı, Erkut ve Burak Yılmaz'ı ise en kısa zamanda A kadroda göreceğimize kuşku duymadığımız isimler. Bir de Muhammet var tabii. Geldi mi tam gelecek inşallah. Bu oyuncuların acemilik süreçleri iyi yönetilirse 80'li yılların başındaki gibi yeni bir efsane kadro oluşur. Bu yeteneklerde Yemen Ekşioğlu'nun katkısı büyük. Yönetimin ilgisizliğine rağmen yetişen kardelenler bunlar. Bir de ilgi olursa...
* * *
Kitleleri tahrik etmek
Beşiktaşlı birini öldürdüler" dedikodusu maç öncesi büyük olayları tetiklemiş.
Kitlelerin karşılaşması böyledir. İki provokatör ortalığı toz duman eder. Facialar hep böyle bir dedikoduyla gelir. Dolayısıyla öncelikle provokatörleri tribünlerden temizlememiz şart. En kestirme çözüm bu.
* * *
GÜNÜ SÖZÜ
Asla birilerinin umudunu kırma, belki de sahip oldukları tek şey odur...
İnadından vazgeçti
08 Aralık 2010 10:44