Şampiyonlar Ligi'ndeki ilk maçında hiç kimsenin beklemediği bir şekilde farklı mağlup olan Bursaspor, dün de Rangers maçında kaybedince henüz ne puanla ne de golle tanışabildi.
Özellikle ilk 45 dakikada izlediğim Timsah, benim tanıdığım Bursaspor değildi. Korkak, gol yemekten çekinen, hücum ve golü en son aklına getiren kabuğuna çekilmiş bir Bursaspor'du.
Çok şeyler beklediğimiz Volkan ve Ozan adeta top 'kaptırırsak da geri dönemezsek' korkusundan rakip kaleye yüzlerini bile dönmediler. Sercan iyi miydi? Hayır, kötü oynadı. Ama ben Sercan'ı hiç suçlamıyorum. Çocuğa oyundan çıkana kadar top gelmedi. Sercan araya atılan toplarla çabukluğunu ve süratini konuşturup oynayan bir oyuncu. Bu tür topları hiç alamadı.
ÜÇÜNCÜLÜK DE ZOR
Golde Ali Tandoğan ve Ivankov'un hatası vardı. 50 metreden ortalanıyor; Ali Tandoğan, o topa arkadaki adama nasıl kafa vurdurursun?... İkinci 45 dakikada bambaşka, bildiğimiz, tanıdığımız Bursaspor vardı sahada. Rakibinin üstüne giden gol yemekten korkmayan, gol arayan bir Bursaspor.. İlk 45 dakikada böyle oynasalardı, inanıyorum ki en kötü 1 puan alırlardı. İlk yarıdaki ürkek futbolu Bursaspor'a ne yakıştırabildim, ne de anlam verebildim... Özetle Bursaspor bu sonuçla bence Şampiyonlar Ligi'ne 'elveda' derken Avrupa Ligi'ne devam şansını da zora soktu.
İki ayrı 45 dakika!
30 Eylül 2010 11:17