Ben Ofluyum, hanım Ordulu... Orduspor Süper Lig'e yükseldi. Haydi bakalım gel de hanım köylü olma. Orduspor'un kupaya uzanışı bizim evde de muazzam şenliklerle kutlandı.
Dile kolay tam 26 yıllık bir ayrılık... Gerçekten Ordulular için büyük mutluluk. Bu arada hemen belirteyim, Orduspor ligimiz için bambaşka bir renk. İşte gördük, Ankara'da Ordulular tribünleri tamamen doldurdular. Ordulu takımını hiçbir zaman yalnız bırakmayacaktır. Hoş geldiniz, sizleri çok özlemiştik.
YILDIRIM'IN ÖFKESİ DİNMİYOR
Aziz Yıldırım yine gürledi. Ekrandan canlı canlı haykırdı: "3-5 tane çok bilen yorumcu ya düzelecekler ya da gidecekler." Başkan devam etti: "Tribünler, televizyon başında maçı izleyenler 'penaltı' diyorsa, sen de 'penaltı' diyeceksin. Bana göre sana göre yok."
Yıldırım'ın öfkesi bitmiyor, dinmiyor. Başkan'ın takımı şampiyon oldu. Fenerbahçeliler bunun keyfini doyasıya yaşıyorlar. Ne gerek var bu tür demeçlere? Ne gerek var bu tehditlere? Medyadaki görevleri yoksa sayın başkan mı dağıtıyor? "Aferin sen uslu çocuksun kal! Sen yaramaz çocuksun haydi topla bavulunu!" Böyle mi oluyor bu işler. 35 yıldır bu mesleğin içindeyim, meğer öğreneceğim daha neler varmış.
"Bana göre sana göre penaltı!" olayı da çok ilginç, çok komik. Tövbe, bundan sonra ağzıma penaltı kelimesini almam. Bana ne bir de işimden mi olayım! Ömürsün başkan.
SELÇUK TAM İSABET
Selçuk İnan tam isabet. Nokta transfer işte buna denir. Ülkemizde oyunun iki yönünde de etkili olan orta alan oyuncusu ne yazık ki Selçuk İnan dışında yok.
Galatasaray'ın göbeği geçtiğimiz sezon gerçekten çok boş kaldı. Oyunu bu bölgeden yönetecek tek oyuncuları yoktu. Bu nedenle de hücum aksiyonlarında ve defansif organizasyonlarda büyük sıkıntılar yaşadılar.
Bu problem şimdi belirli oranda giderildi. Ancak sadece Selçuk ile yükün altından kalkılamaz. Bu bölgeye Selçuk tipinde bir yabancı oyuncu daha transfer edilmeli. Selçuk İnan'ı, Fenerbahçe de ısrarla istiyordu. Selçuk, seçimini Galatasaray'dan yana kullandı. Bu karar da ben inanıyorum ki, Fatih Terim ismi büyük rol oynadı.
EGEMEN DE NOKTA TRANSFER
Egemen Korkmaz da Beşiktaş için nokta transfer. Güçlü, kuvvetli, sağlam. Stoper olarak görev yaptığı gibi, defansın sol kanadında da oynayabilecek özellikte. Savaşçı bir ruhu var. Başarı onun için vazgeçilmez ana koşul. Hava toplarında çok etkili silah. Bire birlerde kolay geçilmeyecek biri. Oyun disiplinine sonuna dek sadık kalıyor. Sürekliliği olan bir oyuncu. Beşiktaş doğru iş yaptı.
Mustafa Pektemek'i fazla tanımıyorum. Ancak izlediğim maçlarda bende hep olumlu izlenim bıraktı. Top tekniği çok iyi. Driplinglerle rakibi eksiltebiliyor. Karşı kaleyi hedef alarak oynuyor. Kendisine şut alanı yaratabiliyor. Pozisyona girdiğinde doğru şut tercihlerinde bulunuyor. Kaleye ve kaleciye bakıyor kararını ona göre veriyor. Etkili, sert plaseleri var. Bu plaseler genellikle kalecileri hareketsiz bırakıyor. Umutluyum. Bakacağız, tam anlayacağız.
Veli, Tanju, Burak hakkında ahkam kesemem. Nedir, ne değillerdir bilmiyorum. Hep beraber göreceğiz.
EMENIKE'YE NEDEN İNANMIYORSUNUZ?
Karabükspor-Fenerbahçe maçı yüzyıl önce oynandı. Emenike yine ağızlarda sakız. "Emenike'nin Fenerbahçe'ye karşı oynamama nedeni anlaşıldı. Daha o zamandan el sıkışmışlar. Sakatlık bahaneymiş" diyenden geçilmiyor.
"Emenike sakat mıydı, değil miydi? Fenerbahçe ile önceden anlaşmış mıydı yoksa anlaşmamış mıydı?" sorularının tam yanıtlarını bulsak neyi çözmüş, veya nasıl bir sonuca ulaşmış olacağız.
Dünyanın her tarafından kulüpler ve futbolcular çok önceden anlaşıyorlar. Buna artık bizde alışalım. Efendim, bir futbolcu ile mukavele bitiminden 6 ay önce anlaşma yapılması yönetmeliklere aykırıymış ve de etik değilmiş. Geçiniz, efendim geçiniz. Bütün kulüplerimiz bunu yapıyor.
Gelelim Emenike'nin Fenerbahçe maçı öncesindeki sakatlığına. Emenike, Fenerbahçe'ye karşı olduğu gibi Trabzonspor'a karşı da oynamadı. Ve de Emenike çıktı açık açık "Sakatım arkadaşlar sakatım" dedi. Futbolcunun beyanına inanmayacağız da kime inanacağız. "Vay yalancı Emenike" demek kime ne kazandıracak? Bırakalım boş işlerle uğraşmayı...
Şenol Güneş'in, Emenike ve Sezer'i diline dolamasına hayret etmemek elde değil. Özellikle de "Sezer bizim maçta çok iyi oynadı" şeklindeki sözleri son derece üzücü ve de düşündürücü. Olmadı hocam hiç olmadı...
NE OLUR LUGANO'YA ACIYIN!
Lugano, hakkındaki "Kasıtlı faul yapıyor. Bilerek sert oynuyor" iddialarına açıklık getirmiş. Bu sözleri çok çirkin bulduğunu belirtmiş ve, "Bana sakatladığım bir tane oyuncu söyleyebilir misiniz?" demiş.
Hay sevsinler seni. Baksanıza bu Lugano meğer bir melekmiş de hiç haberimiz yokmuş. Çocuk sahada kimseye dokunmuyormuş. Aslında istese karşısındakini sedyelik edermiş. Bunu yapmak için gerekli donanıma da sahipmiş. Ama hiçbir zaman o niyette olmamış.
Biz ne kötü niyetliyiz. Çocuğu görüyorsunuz, ne kadar masum, ne kadar saf. En son Gaziantepspor maçında Olcan'ın suratına attığı o dirsekte de demek ki biz yanılmışız. Demek ki Olcan, Lugano'nun dirseğine kafa atmış! Vah vah vah! O pozisyonda Lugano'nun dirseğine ya bir şey olsaydı. Bunun hesabını Olcan nasıl verebilirdi!
Yine Gaziantep maçında Lugano'nun, yerde yatan Wagner'in bileğine basmasında da demek ki suçlu Wagnermiş. Wagner, bileğini Lugano'nun ayağının altına sokarsa işte böyle kazalar olabilir. Lugano'nun son derece yumuşak bir oyuncu olduğunu son röportajında hep beraber öğrenmiş olduk. Lugano ile karşı karşıya gelen oyunculara buradan sesleniyorum: Lütfen Lugano'yu hırpalamayın. Onun dirseklerine, yumruklarına kafa atmayın, ayaklarının altına girmeyin. Ne olur Lugano'ya acıyın!
Hoş geldin Orduspor...
01 Haziran 2011 13:02