Bir yanda 100. yılın getirdiği büyük beklentiler. Diğer yanda Avrupa'da bir türlü bekleneni verememiş olmanın baskısı. Ve en önemlisi son haftalarda oynanan kötü futbol. Ancak herşey bir yana, Fenerbahçe hem kendi tarihi hem de Türk futbolu için çok kritik bir 90 dakikaya çıkıyor.
Türk futbolunun son yıllarda Avrupa'da bir türlü beklenen sonuçları alamayışı ülke puanımızı sürekli düşürürken, Fenerbahçe'nin Alkmaar maçına son derece moralsiz bir ortamda hazırlanması durumu daha da kritikleştiriyor. Sarı lacivertli takımın son haftalarda sürekli kötü bir futbol ortaya koyması, özellikle de Alkmaar maçı öncesinde Rize'de kayıpları oynaması, Fenerbahçe'den Türk futbolunun ülke puanını yükseltmesini bekleyenleri derin bir karamsarlığa itiyor.
Tabii ki bu karamsarlık en fazla da Fenerbahçe camiasında var. 100. yılda büyük hedefler belirleyen Fenerbahçe, ortaya konan futbolla ligi de riske sokuyor. Takipçileriyle açtığı puan farkının ikinci yarıyla birlikte kapanmaya başlaması taraftarı da kızdırıyor. Bunun ilk kıvılcımları Rizespor maçı dönüşünde Sabiha Gökçen Havaalanı'ndaki protestocu taraftarlarda görüldü. Her ne kadar sayıları az da olsa, Alkmaar maçı ve sonrasında devam edebilecek kötü sonuçlar büyüyen tepkileri de beraberinde getirebilir.
İLK ŞART "TEK YÜREK OLMAK"
Fenerbahçe'nin hem 100. yılı adına hem de Türk futbolunun Avrupa'daki yeri adına üzerine düşen önemli görevi yerine getirmesi için ilk şart camia olarak tek yürek olması. Geçtiğimiz sezon şampiyonluk maçında akıl almaz bir futbol ortaya koyan, son haftalarda da sahada mücadele adına hiçbirşey ortaya koymayan sarı lacivertli oyuncular artık savaşmayı, yırtıcı olmayı ve maçı söke söke almayı kafasına koymalı.
Çünkü Fenerbahçe sevgisi, 100 yıl hedefleri, taraftar aşkı bir yana; Alkmaar maçları Türk futbolu adına da tarihi bir önem taşıyor.
Cem Kurel - Ligtv.com.tr
cem.kurel@ligtv.com.tr