Formda ve güçlü bir rakibe karşı deplasmanda oynuyorlar. Maçın henüz başında golü yiyip yenik duruma düşüyorlar.
Ancak yine de kazanmayı başarıyorlar. Çünkü 10 kişiyle savunma yapıp, en az 8 kişi ile de hücum ediyorlar. Yani futbol ne gerektiriyorsa onu yapıyorlar. Alan daraltma var, yardımlaşma var, akıcı pas trafiği var, kanat organizasyonları, tempo ve oyun disiplini var. Saha içinde kopuk ve uzak değiller, birbirlerini çok iyi tamamlıyorlar.
Oyun alanına çok iyi yayılıyorlar. Tüm futbolcular rollerini çok iyi biliyor. Basit oynuyorlar, fantezi ve macera peşinde koşmuyorlar.
En iyi kadro onlarda değil ama en iyi takım onlar. Bu yüzden de 14 hafta sonunda Süper Lig’de liderler.
Selçuk İnan ve Gustavo Colman, diğer takımlardaki gibi yetenekleri kısıtlı ve sadece rakibi karşılayan birer ‘ön libero’ değil. Orta saha oyuncusunun hası ikisi de...
Trabzon’un başarısındaki en büyük sır bence burada. Bu ikili oyuna akıl katıyor ve takımı organize ediyor.
BURAK İYİ YOLDA
Burak Yılmaz, kötü biten Beşiktaş ve F.Bahçe deneyimlerinden sonra çok olgunlaştı ve oyun bilgisini arttırdı. Çok etkili oynuyor ama hala potansiyelinin gerisinde. Daha da iyi olabilir. Son vuruşları attığı 2 golde de, kaçırdıklarında da iyi değil, inanın... Kendisini yeterli ve “artık olmuş” görmezse, basit top kayıplarını azaltırsa ve son vuruşlarını geliştirebilirse şu an geldiği noktadan çok daha yukarı çıkabilir.
Serkan bu ülkenin en iyi sağbeki. Enerjik, güçlü, dinamik. Hem ofansta hem defansta hep var.
Egemen Korkmaz kontrolsüz bir güç iken şimdilerde ise gayet usta bir savunmacı haline geldi.
Jaja yetenekli ve önemli silah.
Tüm bunları hayata geçiren ve bu takımı bu noktaya getiren bir teknik direktör var. Geldiğinden bu yana 1 gün bile rakibi oynatmamayı düşünmedi. Hep kendisi oynamak istedi.
Bazen takımı kötü oynadı ama hiç mahkum olmadı -Bunlara Liverpool maçları da dahil.- Hem takımını hem de oyuncularını geldiği günden bu yana hep yukarıya taşıdı.
ENFES DEĞİŞİKLİKLER
Trabzonspor dün ikinci yarıda 10 kişi oynayan rakibi G.Antepspor karşısında oyun disiplininden biraz uzaklaştı.
Ama kontrol yine de hep onlardaydı. Şenol Güneş takımının düşen temposunu harika değişikliklerle tekrar yükseltmeyi bildi ve üçüncü gol arzusunu yaptığı hamleler ile adeta haykırdı.
G.Antep ise erken golü bulduğu maçta kendi yarı sahasında çok kaldı. 10 kişi kaldıktan sonra da güçlü rakibine kafa tutamadı. Maçın uzun süre 2-1 gitmesi maçta kalmalarını sağladı, ancak son bölümde tam gol ve puan için gereken riski alacak zaman gelmişken kalelerinde 3’üncü golü gördüler.
HASRET BİTEBİLİR
Bu çizgisi ile 26 yıllık hasrete son vermemesi için tek bir mantıklı neden yok Trabzonspor’un.. Ancak akıl ve mantık dışı nedenler onları hedefin dışında bırakabilir. Belki çok erken ama futbolun içindeki her şey onları işaret ediyor.
Güneş’i gördüm...
28 Kasım 2010 12:35