İki takım arasındaki farkı savunmaların belirlediğini söylemek için futbol uzmanı olmaya gerek yok, ha bir de Güiza'nın...
Önce Fenerbahçe'nin golüyle başlayalım, övgüye değer; müthiş keyifli. Roberto Carlos'un forma giydiği her maçta Fenerbahçe taraftarı ondan dün akşam Vederson'un attığı golün bir benzerini bekledi. 1997'de Carlos'un Lyon'da duran toptan Barthez'e attığı o müthiş golün kuzey Fransa versiyonu bu sefer hareket halinde vuran Vederson'dan geldi. Erken gelen gole erken bir cevap olması; niteliğinden çok niceliğiyle hayat verdi Fenerbahçe'ye.. O gol tur anahtarı oldu.
Alex'in orta alanda kazandığı topu 30 metre sürüp Güiza'ya bıraktığı pozisyon ve İspanyol'un tercih hatası Güiza'nın bu takımdaki tartışılan varlığının açık kanıtıdır.
Fenerbahçe savunmasının sağ kanadı Lille'in kanatları iyi kullanan oyuncuları karşısında ilk ve tek olumlu hareketi ancak 38'inci dakikada yapabiliyor. Bu dakikaya kadar geçen süre Fenerbahçe'nin bütün defans zaaflarını ortaya çıkaran pozisyonlarla dolu.. Daha başlar başlamaz yenilen gol, 1980'ler öncesi milli takımın, kulüp takımlarının Edirne ötesi sınavlarda yedikleri gollerden farksız.. Üst düzey bir turnuvanın bu aşamasında acemice..
Lugano'nun oyundan çıkması takımın tüm savunma sistemini altüst etti. İki kanattaki organizasyon yeteneğine göbekten yaptığı akınları da ekleyen Lille, yüksek kanat ortalarını da devreye sokunca Fenerbahçe için başa çıkılmaz bir baskı oluştu. Lugano Fenerbahçe savunmasının dengesidir. Bilica ise maceraperesti. Lugano yerini Deniz'e bırakınca Bilica'nın sorumluluğu arttı. Bilica'nın takıma güven verecek dikkat ve sorumluluk yerine, yüksek kanat ortalarına geçtiği ıskalar, yerden gelen kanat ataklarına kademe zaafı, topla ileri kontrolsüz çıkması kabul edilebilir değil..
Geriye yaslandıkça Lille'i iştahlandıran Sarı-Lacivertli takım kontratak silahını çekemeyince, ya da Güiza Alex'in emeğini ürüne çeviremeyince devrenin seyreden taraf olmaktan kurtulamadı.
Başlangıçta savunma farkına dikkat çektiysek de, ikinci yarıda orta sahalar arasındaki fark da kendini gösterdi. Fenerbahçe 2-1'den sonra her defasında Lille'in direnci karşısında tehlike bölgesinde pozisyon arayışını sonlandıramadı.
Genel anlamda ikinci yarıda takımın isteği, çabası, arayışı alkışı hak ediyor ve bu efora saygı duymalısınız. Ancak Alex'in o harika ara pasında tabelayı değiştiremeyen Güiza'nın golcülüğüne sabretmeye kimsenin tahammülü kalmadı.
Deplasmanda atılan gol nedeniyle elde edilen avantaj Fenerbahçe'yi her şeye rağmen tura yakın tutuyor.
0-0 kıvamında bir mağlubiyet..