Avrupa kupaları dahil olmak üzere 3 gol ortalaması tutturan Galatasaray'a neler oldu da böyle tökezledi? Sezona erken giriş yapan takımların yaşadığı genel durum etkiliyor Galatasaray'ı, tıpkı Fenerbahçe gibi.
Resmi maçlara temmuz sıcağında başlayan, kendi takımlarında ve milli takımlarında yoğun bir maç trafiği yaşayan oyuncularda yorgunluk baş gösteriyor şimdi. Sorun Rijkaard ve Daum gibi tecrübeli teknik adamların mental ve fiziksel yorgunluğa çözüm üretememesi, alternatif kadrolar yaratamaması. Kimbilir, belki onlarda da mental yorgunluk vardır! Galatasaray'da, beşinci viteste geçen üç aylık yorgunluğun yanı sıra bir de "anormal" bir rahatlık söz konusu.
Herkes bugünü için fazla rahat Elano, futbolumuzun 'Turist Ömer'i. Brezilya Milli Takımı'nda oynamak dışında bir hedefi ve heyecanı yok. Sırf bu yüzden geldi zaten Galatasaray'a. Yani Galatasaray onun hedeflediği bir kulüp değil. Doğal olarak Galatasaray'ın hedefleri de onun hedefleri değil. Yani, sanki öyle.
Kewell, Premier Lig'e dönmek istediğini her fırsatta dile getiriyor. Eşi de "Dönelim" baskısı yapıyormuş. Yani bu sezon onun için sanki bir son. Ama buna rağmen kendini bırakmış değil Allah için. En azından şimdilik asılıyor maçlara, performansını zorluyor.
Keita zaten kendini çok zorlayan, sıkıntıya gelen bir oyuncu değil. İyi olduğu zaman çok iyi, kötü olduğu zaman ortalıktan silinen bir tarzı var. Lyon'da tutunamamasının sebebi de bu istikrarsızlığı.
Servet, Fransa'ya giderken uçaktan indi neredeyse! Onun da motivasyonu, bu durumdaki insanlar ne kadar olursa o kadar işte...
Geçen sezonun önemli isimlerinden Ayhan'da ise inanılmaz bir düşüş var. Askerlik sorunları nedeniyle sezon sonunda Galatasaray'dan koparak, futboldaki dost ve kardeş ülkemiz Yunanistan'ın askerlik şubesi görevi yapan bir kulübüyle şimdiden anlaştığı dahi iddia ediliyor.
Bütün bu isimler, Galatasaray'ın kilit noktadaki isimleri.
Şimdi bunlara bir de Arda Turan eklendi. Oyuncunun menajeri Ahmet Bulut, bayram değil seyran değil dedirten bir çıkışla "Arda Avrupa'ya gitmeli" diye bir açıklama yaptı. Bulut, "Arda'nın Avrupa'ya gitmesi lazım. O olmasa da bu takım şampiyon olur" dedi. Hatta "Arda bu takıma artık ne yapabilir?" diye bir cümle de kurdu. Ateş olmayan yerden duman çıkmazmış. Kafası bu kadar karışık olan, daha doğrusu aklı bugünde değil yarında olan oyuncularla yol almak kolay değil.
Buna, hocaları Rijkaard'ı da eklemek lazım tabii. Malum, Milan eski efsane futbolcusunu hoca olarak getirtmek için can atıyor Kısacası Galatasaray'ı erken sezon açmanın yorgunluğu vurdu. Bir de oyuncuların "gelecek" kaygıları galiba.
HALI SAHALARA YILDIZ GELİYOR
Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener bence çok önemli bir işe imza attı, Türkiye'deki tüm halı sahalara yönelik bir proje başlattı.
Bu projeye göre bin 200'ü İstanbul'da olmak üzere ülke çapındaki yaklaşık 10 bin halı saha (Sadece 680'i GSGM tarafından denetlenebiliyordu), TFF tarafından denetlenecek ve hepsi, zeminden soyunma odalarına kadar değerlendirilip, tıpkı otellerdeki gibi yıldızlanacak.
Futbolseverler, oynayacakları halı sahanın kalitesini bu yıldızlardan takip edebilecek. Halı saha sahipleri de müşteri çekebilmek için yıldızını artırmak, yani kaliteye yönelmek zorunda kalacak. Bir halı saha futbolcusu olarak, sportif denetim mekanizmasını devreye sokan TFF'yi kutluyorum. Tabii Anadolu'daki birçok otel gibi yıldızları bol kepçe dağıtmaya kalkmazlarsa
LAFOLOJİ
Denizli, "30. haftada şampiyonuz" demiş...
Aman hocam, bu tahmininiz de tutarsa "Federasyonu ve hakemleri ayarlıyor" demeye başlarlar, haberiniz olsun
Fenerbahçeli Kazım, Türk hakemlerini İngilizce bilmiyor diye suçlarken, Aziz Yıldırım da Türkçe bilmeyen yabancı voleybolcusunu azarlamış...
Anadan doğma Türk olan Kazım'ın Türkçe bilmemesi normal de, 7 göbek yabancının bilmemesi neden suç, doğrusu pek çözemedik...
İrlanda, FIFA Başkanı Sepp Blatter'e mektup yazarak, "Dünya Kupası finallerine 33. takım olarak katılmayı hak ediyoruz" demiş...
Biz de "Hocasız olarak hocalı ekipten daha başarılı olunabileceğini kanıtlarız" diye başvuralım, belki yerler!
Hakan Şükür, "G.Saray Elano'yu devre arasında zararına satmalı" demiş...
Oooo, kaptan kendini Galatasaray menajeri zannetmeye başladıysa durum kritik demektir
Dili yüzünden 4 maç ceza alan Kazım şimdi de süratten kaza yaptı, elini kırdı.
Fener seyircisi de "Kazım bizi diskoya götür" diye bağırır mı acaba?
Daum, "Oyuncularım istedi diye Kasımpaşa maçına çift forvetle çıktım. Ama gördünüz sonuç alamadık" demiş...
Bir de Aziz Yıldırım hocaya karışıyor diye kızıyorlardı. Meğer karışmayan yokmuş ki birader
Aziz Yıldırım, gazetecilerin bayramını, "Size her gün bayram" diyerek kutlamış!
Kasımpaşa bayramı zehir edince, normaldir tabii!..
G.Saray'da 'gelecek' kaygısı
02 Aralık 2009 16:53