Bir kere futbol adına çok fazla şeyle karşılaşmadım derbide.. G.Saray’da Rijkaard çok yanlış bir 11 seçmişti.. Arkadaş, Elano ile Arda Florya’da yaptığınız idman maçlarında bile beraber oynatılmaz.. Nerden çıktı ikisini birden takıma koymak! Nitekim top bile göremediler, G.Saray hücumlarını felç ettiler..
Aslında G.Saraylılar’da hayret ettiğim başka bir özellik var.. Bu kadar mı korkak, yüreksiz futbol oynanır yahu? Sanki ilk defa derbiye çıkmış gibiydiler.. Böyle derbilerde ikili mücadele kazanmadan, ayakta kalmadan galip gelmenin imkânı olmaz ki! Teker teker saymaya gerek yok, hiçbir G.Saraylı yüreğini sahaya koyamadı dün.. Yoksa F.Bahçe öyle aman aman ezici bir futbol oynamadı.. Sadece onlar ne yaptıklarını bildikleri için rahattı.. G.Saray’da seremonideki surat ifadelerinde bile hakim olan hava gerilim yüklüydü.
G.Saray'ın iş yapması gereken adamlarına bakalım önce.. Keita’nın kendini attırmasına aklım ermedi.. Kardeşim, o yaptığın hareketin karşılığı en kötü ihtimalle sarı kart.. Üstelik cebinde sarı kartın da var.. Carlos’a öyle yumruk atılır mı? Hiç kurtuluşun olmaz işte.. Maçı çevirebilecekken takımını yalnız bırakıyorsun..
Hele Arda.. İddia ediyorum, futbol hayatının en kötü maçını çıkardı.. Bir tek goldeki korneri attı, o kadar.. Resmen hiçbir şey yaptı.. Maçtan önce ettiği kavga beni bu çocukla ilgili daha da kötümser düşünmeye itiyor.. Madem o kavganın gerilimini taşıyamayacaksın, o zaman kaçsana beladan.. Ama yok işte, “Sen yıldızsın” diye diye 22 yaşındaki çocuğu henüz hazır olmadığı bir kıvama soktular.. Yıldız dediğin bu maçı alır, böyle çaresiz kalmaz.. Arda’ya acil danışman gerekiyor..
Üzerine Baros sakatlanıp çıkınca, Elano da en korkak isim olunca G.Saray nerdeyse karşı kaleyi göremedi.. F.Bahçe’nin üzerine gidemedi.. Oysa Nonda-Baros ikilisiyle başlayıp F.Bahçe’yi baskı altında tutabilse, G.Saray’ın daha çok şansı olurdu!
F.Bahçe nasıl kazandı? Bu sorunun cevabı daha iyi takım olmasında yatıyor.. Mesela 2. golü bedavadan buldular.. Leofranco kendine kendine penaltı yaptırıp maçı hediye etti.. Ama Keita atıldıktan sonra Güiza adam gibi oynasa, F.Bahçe 5’i, 6’yı bile bulurdu, orası da ayrı konu..
Daum tilki gibi kurnaz tabii ki, Alex’in yanına ilerde Kazım’ı koymuş.. Kalan 8 kişiyle taş gibi defans yaptı, yere sağlam bastı.. Topu ayağına alan her G.Saraylı’nın etrafına F.Bahçeliler üşüştü ve oynama fırsat bırakmadı.. G.Saray böylece hem ileride iş yapamadı, hem de arkasında açıklar verdi.. Servet ile Gökhan’ın arkasına atılan her top Kazım’ın kucağına geldi.. Kenar adamları da toplasan, 4 kişilik defans bir Kazım’ı tutamadı..
Geride Bilica ile Lugano hiç hata yapmadı ve agresif/topa sert futbollarıyla takıma dinamizm kattılar.. Kazım çıkana kadar işini yaptı.. Solda Santos’u kulübede bırakan Vederson da ilk golün asistini yaptı, Arda’ya soluk aldırmadı ve hücuma çıkıp büyük katkı sağladı.. Göbekteki Emre-Cristian ikilisi mekik gibi dokudu orta alanı.. En kritik bölgeye resmen F.Bahçe’nin bayrağını diktiler..
Ancak farkı yaratan adam tabii ki Alex.. Sakatlıktan yeni çıktığı için temposu düşüktü, pek koşmadı ama maçı tek başına 2-0’a getirdi.. Niye? Çünkü sahadaki 21 futbolcudan daha zeki!
TOPARLIYORUM: Hollanda medeniyeti G.Saray’a hiç yaramamış.. Derbiye konsantre olamamışlar.. Topa ayaklarını, maça kafalarını sokamadılar.. Özellikle Arda’ya derbi maçının ne olduğunu öğretmek lazım.. Tabii G.Saray’da bunu bilen bir takım arkadaşı varsa..