Beklenmedik ya da tahmin edilemeyecek bir durum değildi bu. Geçen hafta Ali Sami Yen'de Manisaspor'un direncini kıramayan Galatasaray'ın Bursa'dan puanla dönmesini ummak biraz hayalcilik olurdu.
Takımının her geçen hafta biraz daha düştüğü ortamda Rijkaard'ın sorunlara çözüm bulamayışı işleri alabildiğine tatsızlaştırıyor. Hollandalı hoca, rakipleri hiç incelemiyor. Bursaspor'un neyi nasıl yapacağı gün gibi ortadayken buna karşı bir çözüm getiremiyor. Kendi oyun anlayışı da tedavülden kalkınca bu perişanlıklar kader gibi oluyor.
Karşılaşmanın ilk yarım saati Cim Bom için hiç de iyi şeyler söylemiyordu. Baros'un devreyi kapatmasının ardından Nonda'nın da formsuzluğu nedeniyle kulübede kalışı oyun düzenini 4-6-0'a çevirmişti. Bunu başarıyla oynayabilmek için Sarı Kırmızılı takımdakinden çok daha nitelikli futbolculara gereksinme vardı.
Ortaalandaki Mehmet-Barış-Mustafa üçlüsünün top kullanma becerisinin düşüklüğü haliyle Keita-Arda-Kewell'ın da zorlanmasına yol açıyor. Yetmiyormuş gibi ortadaki üçlü mücadele olarak da eksik kaldı. İlerideki üçlü gelip ortadan oyuna başlayınca gol bölgesinde eksiklik doğdu. Cim Bom bu sıkıntıyı aşamadığı için pozisyon bile üretemedi. Solda Hakan Balta'nın bezdirici formsuzluğuna artık alışıldı ama sağda Sabri de maça böyle başlayınca perişan bir görünüm oluştu.
Bursaspor oyuna daha kişilikli ve ısırıcı başladı. Yeşil Beyazlı takım rakibine oranla neyi nasıl yapacağını daha iyi biliyordu. İki kanattan Volkan ve özellikle Sercan hemen hiçbir engel tanımadan rakip kaleye inebiliyordu. Ancak final pası ve vuruşundaki yetersizlik sonuca gitmelerini engelledi. Ergic'in üst direkten dönen şutu belki de maçın en önemli hareketiydi. Öteki direkten dönen topları kaza idi.
Galatasaray herşeyini Arda'ya bağlamış gibiydi. Maçın başındaki sertliğe hakemin gözyumması onun tıkanmasına yol açtı. İlk 45 dakikada sözü edilmeye değer sadece 2 şut atabilmiş olması Cim Bom'un hücumdaki tutukluğunun belgesiydi. Ancak Sabri'nin attığı ikinci şut ilk yarının en kolay gol yapılabilecek pozisyonuydu.
İlk yarının son çeyreğinde işi biraz toparlamış gibi görünen Sarı Kırmızılı takım ikinci devreye yine dağınık girince beklenen oldu. Bursaspor'un bir türlü yapamadığı final pasının da Hakan Balta tarafından yerine getirilmiş olmasında epeyce derin anlamlar var gibiydi.
Golün ardından Galatasaray'daki oyuncu değişiklikleri ve öteki çırpınışlar futbol değeri taşımıyordu. Onları bir yana bırakın, azımsanmayacak sayıdaki serbest atış ve köşe vuruşlarının inanılmaz derecede kötü kullanılışı, maç üç gün üç gece oynansa bu takım gol atamaz dedirtecek türdendi.
Bursaspor'un fazlaca geriye yaslanmış olması da durumu değiştirmedi. Galatasaray sanki baskılı oynadığını sanarak dakikaları doldurdu, tek pozisyon bile üretemeden maçı tamamladı.
Sarı Kırmızılı kulübün basketbolda yaşananlar nedeniyle fazlasıyla morali bozuktu. Futbolda bir soluk alma umudu vardı. O da ortadan kalktı. Bundan sonrası için Allah selamet versin...
Bayramınızı en iyi dileklerimle kutlarım.
KKTC'DE FUTBOL DURDU!
Memleketteki spor gündemi alevler içindeyken bunu yazmamı yadırgayabilirsiniz ama ne yaparsınız ki dünyada başka işler de oluyor, onlardan da sözetmek gerekiyor.
KKTC 10'uncu Spor Şûrasının konuklarından biri olarak 19 ve 20 Kasım'da Lefkoşa'daydım. Türkiye 'nin 86 yıllık Cumhuriyet tarihinde 6 Spor Şûrası yaptığına bakarsanız, KKTC'nin 26 yılda gerçekleştirdiği neredeyse bir rekor!
Anavatandaki bütün arıza ve sorunları buraya da aktardığımız bilinmeyen bir durum değil. Hatta burada sorunlar çok daha çetrefil ve içinden çıkılmaz hale gelmiş durumda. Neyse ki onlar da tıpkı bizim gibi sorunlarla birlikte yaşamayı öğreniyorlar.
Hatta biraz da özeleştiri geleneği başlamış gibi görünüyor ki en umut verici nokta oydu. Özellikle sayın Serdar Denktaş, bu konuda önemli sözler etti. Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanı da gerçekçi yaklaşım içinde göründü. Başbakan Derviş Eroğlu zaten bu yönünü bildiğimiz bir yönetici.
Türkiye'den gelen konuklardan Gençlik ve Spor Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Kocatepe, bir yandan KKTC'li sporculara değişik kapılar açma gayreti içinde olduklarını söylerken, öte yandan kendilerinin de daha çok çalışması gereğini vurguladı.
Hacettepe Üniversitesi'nden Prof. Dr. Caner Açıkada da Kıbrıs doğumlu bir bilimadamı olarak bu özeleştiriye katkıda bulundu. Açıkada, medyanın sorumluluğunu da zarif biçimde dile getirdi.
Türkiye'de uluslararası spor hukukunun en yetkin kişilerinden Av. Kısmet Erkiner de komisyon çalışmalarında önemli katkıda bulundu. Ülkemizin tek CAS üyesi olan Erkiner'in özellikle spor ambargosunun nasıl aşılacağı yolundaki önerisi KKTC'ye bu alanda yeni bir ufuk açacaktır.
Konuklara verilen söz hakkı kapsamında konuşmam istendi ama içimden gelmedi. Çünkü 2001'deki bir toplantıda, KKTC sporuna önemli katkıda bulunabileceğine inandığım bir öneride bulunmuştum. Daha sonra da birkaç kez yineledim. Kulak asan olmadı. Tabii ki umut kırıcı bir durumdu.
Burada 40'ı aşkın ülkeden 40 binin üzerinde üniversite öğrencisinin olduğu belirtiliyor. Bunlar arasında örneğin 'mini üniversite oyunları' düzenlenebilirdi. Başlangıçta belki sıkıntılar ve aksaklıklar olurdu ama birkaç yılda alınan mesafeyle belki bütün dünyayı şaşırtacak noktaya gelmiş olabilirdik.
KKTC'nin bu organizasyon becerisi ve buna bağlı öteki etkinlikleri, belki de onlara bambaşka bir gözle bakılmasını sağlayabilirdi. Olmadı, bu ya da buna benzer fikir paralelinde başka çalışmalar yapılabilirdi. Bunu bile anlatamayınca susmak daha iyiymiş gibi geliyor insana...
Peki, başlıktaki 'futbol durdu' işi nedir? Adada bulunduğum süre içinde şuradan çok daha fazla hakem boykotu konuşuluyordu. Tamamını anlatmak uzun sürer, sonuçta hakemler sahaya çıkmıyor ve bu nedenle de maçlar yapılamıyor. Gazeteci arkadaşım Nezihi Beyaz bunu haber veren mesajının ardından 'Ek bilgi istersem hemen yollayabileceğini' de eklemiş. İstemem! Bu kadarı bile insanı yeterince yoruyor. Var olan sorunlar yetmiyormuş gibi bir de bununla uğraşmak gerekiyor.
Yine de durum umutsuz filan değil. Tam tersine ilginç ve önemli gelişmeler oluyor. Spor tesisleri konusunda ciddi bir kıpırdanma var. Futbol Tenisiyle birlikte olimpik olmasa da dördüncü uluslararası federasyon tarafından üyeliğe kabul edilmiş durumdalar... Şûranın komisyonlarında yer alan arkadaşlarımız ön çalışmaların ardından daha fazlasını yapabilme çaba ve heyecanı içindeydiler.