Maç öncesi kafalarda şu soru vardı; Asbaşkan Hayrettin Hacısalihoğlu’nun istifası belli ki Başkan Sadri Şener ve arkadaşları üzerinde fazla bir olumsuz etki yaratmamış, ancak deneyimli yöneticiye yakınlığı ile bilenen Teknik Direktör Şenol Güneş’i bir hayli üzmüştü. Güneş’in psikolojisi takıma yansır, dolayısıyla Manispor maçında beklenmedik bir kaza yaşanır mıydı?
Açık söyleyelim. Futbolcu işine bakar. Çıkar topunu oynar.
Şenol Güneş gibi olgunlaşmış bir teknik adam ise duygularını işine karıştırmaz. Onu az çok tanıyanlar böyle bir endişe yaşamaz.
Güneş, pazartesi günü Sivasspor’a 6 gol atan takımı dün aynen sahaya sürdü. Risk alıp ofansif oynayacak, erken öne geçerek kontrolü ele geçiren taraf olacaktı. Nitekim işler yine istediği gibi başladı. Selçuk’un 9. dakikada gelen golünden sonra bordo-mavili ekip farkı açacak sayısız fırsat yakaladı. Lakin öz güven, son vuruşlardaki laubalilik bunu engelledi.
Tabii bir diğer faktör iki rakip arasındaki fark idi. Geçen haftaki skora rağmen dikkat çekmiştik. Dirençli bir takım, bu oyun anlayışını bozabilir diye. Hele bir de Makukula ve Isaac gibi güçlü, hücumda etkili iki silahın varsa, kazanmak için oynayabilirsin.
Manisaspor’un deneyimli teknik direktörü Hikmet Karaman rakibin bu zaaflarını iyi etüt etmiş ve oyuncularına anlatmıştı belli ki. Geriye düşmelerine rağmen mücadeleden hiç kopmadılar. Makukula’nın eşitlik sayısında Trabzonspor savunmasının büyük hatası vardı. Keza Simpson’un hemen üç dakika sonra direk dibinden yaptığı vuruşta da.
Güneş’in oyuna ilk müdahalesi ikinci yarıya Alanzinho ile başlaması oldu. Ama değişen bir şey olmadı. Colman, Selçuk ve Brezilyalı oyuncu kalabalık savunmanın arasında Umut ve Teofilo’yu topla buluşturamadı. Dahası Manisaspor, hızlı çıkışlarda hiçbir direnişle karşılaşmadığı için farkı artırma şansı da yakaladı. Hesabı kesmek Makukula’ya kaldı.
Her takım maç kaybedebilir. Ama göz göre göre değil. Bu yenilgi aynen öyle geldi. Orta sahada koşmaz, rakip kovalamaz, 5 kişiyle hücum ederken savunma güvenliğini hiçe sayarsan, Manisaspor gibi bir takım çıkar, dersinizi verir.
Yiğidin hakkı yiğide. Hikmet Karaman ligin son sırasına yerleşen ve şu ana dek en çok gol yiyen takımının imdadına Hızır gibi yetişti. O zaten alışık bu tarz sıkıntılı görevlere!
Şenol hoca ile öğrencilerinin bu erken ve acı uyarıdan çıkaracakları çok şey olmalı. İlki de, rakibin konumu ve durumuna bakmadan ciddiye almak, girdiğin pozisyonları sonuçlandırmak. Çok basit. Bunu yapan kazanıyor!
Göz göre göre yenilgi!
18 Eylül 2010 13:43